6 Mart 2018 Pazar
ŞÜKRÜ KARAMAN
Gazetecilik Kimin İçin?

 Boşuna “sinemanın dahi çocuğu” nitelemesini yakıştırmamışlar ünlü yönetmen Steven Spielberg'e.

Çektiği her film ile yeteneklerini göz önüne seren Spielberg,  önümüzdeki ay dağıtılacak 90. Oscar ödüllerine damgasını vurması beklenen  “The Post” ile bir kez daha alkışı hak ediyor. Usta yönetmen, son filminde gazeteciliğin her türlü baskı ve zor koşullara karşın kamuoyunun yararı için yapılması gereken meslek olduğunu izleyicinin belleğine yerleştiriyor.

Dahi çocuk Spielberg, “The Post” ta aradan uzun yıllar geçse de hala konuşulan, tartışılan ABD'nin Vietnam Savaşı sırasında yönetimin yalanlarını, halktan gerçeklerin saklanamayacağını vurgularken,   basın özgürlüğünün gazeteciliğin olmazsa olmazı mesajını kuvvetlice yineliyor.

1971 yılında ABD Savunma Bakanı Robert McNamara'nın Vietnam Savaşı'na ilişkin hazırlattığı gözlemci raporları önce New York Times gazetesinin eline geçiyor. Gizli belgeler ABD'nin o zamana dek görev yapan dört başkanının Vietnam Savaşı'nda gerçeklerin halktan saklandığını, yanıltıldığını, toplumun çıkarlarına aykırı şekilde sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Başkan Nixon, New York Times'a karşı savaş açar, mahkemeye verir, belgelerin yayınlanmasını engeller

Aynı belgeler bir süre sonra yerel gazete Washington Post'a ulaşır. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradlee  (Tom Hanks), kamuoyu görevi adına tereddütsüz belgeleri yayınlamak ister. Ancak bunun için gazetenin patronu Kay Graham'ın (Meryl Streep) onayı gerekmektedir.

Ne var ki patroniçe Kay Graham bu konuda Genel Yayın Yönetmeni Ben Hardlee kadar aceleci ve hevesli değildir. Habercilik güdüsü ile yönetimin baskısı ve olası hapis cezası arasında gelgitler yaşayan Kay Graham için karar vermek çok zordur. Zaten film ana eksen olarak Graham ve Bradlee'in arasındaki belgelerin basılması üzerinden hareket ediyor.

Gazetenin heyecanlı koridorlarından, patroniçenin düzenlediği ve üst düzey politikacıların katıldığı partilere mali destek bulma kaygısından belgeleri basıp basmama ikilemine dayanan sahneler seyirciyi adeta koltuğa çiviliyor. Yani, sahnelerin heyecanından ötürü bir an bile gözünü  perdeden ayıramıyor.      

Bir yanda tutkuyla mesleğine bağlı, habercilik aşkı ile yanıp tutuşan Genel Yayın Yönetmeni, diğer yanda belgelerin yayınlamasından ötürü gazetenin zarar görmesini istemeyen,  yönetimin baskılarına direnmeye çalışan gazetenin sahibi patroniçe. Ve sonunda Kay Graham, her türlü baskıyı, olası hapis cezasını göze alarak belgelerin yayınlanmasına onay veriyor. Yönetimin gazete baskıya girene dek üzerinde kurduğu baskıya rağmen. Artık rotatifler dönmeye başlar, basılı gazete okura  satılmak üzere kamyonlarla bayilere teslim edilir.

Belgelerin yayınlanması ülkede büyük yankı yaratır, haber diğer gazeteler tarafından da sayfalarına taşınır. Gizli belgeler sır olmaktan çıkar, Washington Post'un ardından diğer gazeteler tarafından da yayınlanarak kamuoyuna açıklanır.

Yönetimin başvurusu üzerine yargı tarihe geçen, “ Basın yönetenlerin değil, yönetilenlerin hizmeti ve önceliği için vardır” gerekçesiyle gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradlee ile sahibi Kay Graham'ı aklar.

Aslında “The Post” , iletilişim fakültelerinde bazın özgürlüğüne ilişkin ders olarak izlettirilecek bir film. Günümüzde medyanın alacağı öyle çok ders var ki. Umarım, gazetelerin, televizyonların, sosyal medyanın yöneticileri, çalışanları, hatta sahipleri Steven Spielberg'in görkemli, başyapıt niteliğindeki filmini izler, ıskalamaz.

 Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradllee rolündeki Tom Hanks ile gazetenin sahibi Kay Graham karakterini canlandıran Meryl  Streep göz kamaştırıcı oyunculukları ile filmi sürüklüyor. Hanks ve Streep'in yanı sıra diğer oyuncuların da etkileyici performansları da eklenince yılın en dikkate değer filmlerinden biri olarak ortaya çıkıyor.

Eh, sinemanın dahi çocuğu Steven Spielberg ile Holyvood'un en iyi oyuncuları Tom Hanks ve Meryl Streep'in birlikte kotardığı film görkemli olmaz mı?  Elbette olur. Sinefillerin kaçırmaması gereken bir film The Post.

 

Altın Küre'de 6 dalda adaylık elde eden yapım, önümüzdeki ayın sonunda sahiplerini bulacak 90. Oscar ödüllerinden bir çoğunu kazanması kuvvetle muhtemel. Tabii, Akademi Jürisi önceki yıllarda olduğu gibi şaşırtıcı kararlar almazsa. Yine de Oscar heykelciğinden payına düşeni alacaktır diye öngörüyorum.    



Bu Haber 250 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI