6 Mart 2018 Pazar
ŞÜKRÜ KARAMAN
Zeytin Dalı Harekatı

Kim ne derse desin, hangi iddiada bulunursa bulunsun, Türkiye Afrin'e sırf sınır güvenliğini korumak, PKK, PYD-YPG, IŞİD terör örgütlerini çökertmek amacıyla Zeytin Dalı Harekatı'nı başlattı.

Bakmayın siz PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD-YPG'yi silahlandırıp, Türkiye'nin başına bela etmeyi  amaçlayan hınzır ABD yönetimi ile içeride bazı kişilerin “savaşa hayır” diye  çığırmasına. Hangi ülke sınırında kendine yönelik olası bir tehlikeye göz yumabilir, kabullenebilir? ABD'nin, Rusya'nın, Çin'in, İngiltere'nin, Fransa'nın ve diğer ülkelerin teröre karşı nasıl sert tavır aldıklarını, acımasız olduklarını geçmişte yaşanan olayları göz önüne getirip anımsayın.

Teröre, terörist ülkelere karşı meşru müdafaa hakkını kullanmak, yok etmek her ülke kadar Türkiye'nin de en doğal hakkı. Zaten operasyon tamamlandığında Türkiye'ye dönecek Mehmetçikler. Yani, Türkiye'nin Suriye'de kalıcı olma, toprak parçasını istila etme gibi düşüncesi yok. Sınırımızda, yanı başımızda ABD'nin desteği ile güçlenecek, palazlanacak terör örgütü, gelecek günlerde kuşkusuz ülkenin başına bela olacak, daha önceden olduğu gibi girişeceği acımasız eylemleriyle masum yurttaşları hayattan koparacak.

Eli kanlı terör örgütü geçmişte özellikle büyük kentlerde gerçekleştirdiği katliamlarla yüzlerce askeri, polisi, güvenlik görevlisini, hiç günahı olmayan sivil yurttaşları canından etmedi mi? Şimdi Türkiye'nin Afrin'e sınır güvenliğini koruma amacıyla başlattığı harekata “savaş var” diye karşı çıkanlar, genci yaşlısı, kadını erkeği ile masum insanlar öldürülürken aynı tepkiyi gösteriyor muydu acaba?

O zamanlar sesini çıkarmayanların, şimdi Mehmetçiğin her türlü tehlikeyi göze alarak dondurucu soğukta gerçekleştirdiği sınır dışı operasyonu “insan hakları” mesajları ile kınaması, karşı çıkması doğrusu çok manidar. Bazıları “savaş kışkırtıcılığı yaptığımı” barışa karşı çıktığımı falan düşünecek, yazacak. Hayır kardeşim ne savaş kışkırtıcılığı yapıyorum, ne de barışa karşıyım. Çünkü karşınızda ABD eliyle daha da güçlendirilmek istenen, kan içmeye doymayan terör canavarı var. Eğer gerekli önlemler bugünden alınmazsa bu canavar gün gelir, hiç ummadığınız anda, yerde, sokakta, alışverişte, yolculukta gelir sizi vurur. Çünkü terör adres sormaz.

Zeytin Dalı Harekatı, iddia edildiği gibi Kürtlere karşı değil, terör örgütüne yöneliktir. Zaten terörden en çok etkilenen, olumsuzluğunu hissedenler Kürt yurttaşlarla birlikte, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleridir. Sözüm ona Kürtler için mücadele ettiklerini dile getirenler, terör eylemleriyle en büyük zararı o insanlara verdi.

NATO'da stratejik ortağımız, müttefikimiz olan ABD'nin sinsi planı ile silahlandırılan PYD-YPG'ye karşı   harekatın başlatılmasında Suriye'de etkin konumda bulunan Rusya'nın sessiz kalarak onay vermesi kuşkusuz etkili oldu.  Yani, Rusya bir anlamda el altından Türkiye'ye destek veriyor. Tabii onun da geleceğe yönelik bir takım planları var. Türkiye'yi de yanına çekerek bölgede ABD'ye karşı eli güçlü olmak istiyor. Zaten, Esad Yönetimi ile yıllardır birlikte. ABD'yi can düşmanı olarak gören İran da öyle.

Sözde müttefikimiz ABD Yönetiminin tavırlarına, Türkiye'ye karşı olan düşman tutumuna akıl sır erdirmek mümkün değil. Kendince bölgede haritayı yeniden çizmek, can dostu İsrail'in güvenliğini, çıkarlarını korumak istiyor. Aslında Suriye sınırında PKK'nın uzantısı YPG'yi silahlandıran ABD ‘ye karşı da gerçekleştiriliyor Zeytin Dalı Harekatı.  İlk başlarda “operasyon yapmayın, tehlikeli olur” mealinde bir şeyler söylemeye, aba altından sopa göstermeye kalktılar. Ama bu blöfleri yutacak kadar saf değildi Türkiye. Nitekim yutmadı da. Çünkü sınırında her an kendisine yönelecek bir tehlike söz konusuydu.

Eğer ABD'nin açıklamalarına kulak verip, harekatı başlatmasaydı, Suriye'nin kuzeyinde terör koridoru oluşacaktı. Afrin'e yönelik başlatılan harekatın temel nedeni, YPG'yi silahlandıran sözde müttefikimiz ABD'dir. O harekat bir anlamda ABD'ye karşı da yapılıyor. ABD'nin Türkiye'ye kaçıncı kazığı olduğunu sayamadım. Böyle müttefikliğin yeniden gözden geçirilmesi gerekmez mi?

En kısa sürede sonuçlanması beklenen operasyonun ardından bölgedeki gelişmeler kuşkusuz masaya yatırılacak. ABD, Rusya, Türkiye ve Suriye, hatta İran'ın başat aktör olacağı görüşmelerde Esad ile 2011'den bu yana süren gerginliğin sona ermesi  olası. Zaten, Suriye'nin kuzeyinde terör koridorunun bir daha oluşmaması için Türkiye ile Esad'ın aynı safta yer almaları, işbirliği yapmaları çıkarları gereği. Sanırım böylesi birlikteliğe Rusya ve İran onay verir. Bölgeyi karıştıran ABD'nin hiç hoşuna gitmez Türkiye ile Suriye arasında yeniden kurulacak dostluk köprüsü. Varsın gitmesin.

Allah, Afrin'de güç koşullar altında sınır güvenliğimizi sağlayan kınalı kuzularımıza yardımcı olsun, güç versin.

 



Bu Haber 382 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI