6 Mart 2018 Pazar
ŞÜKRÜ KARAMAN
Mülteci Şampiyonu

Sığınmacılara yapılan mali yardımın 30 milyar doları aştığını bir süre önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu açıkladı.

Az buz para değil, 30 milyar doları aşan bir miktardan bahsediyoruz. Tabii bu yardımda kamu kadar sivil toplum kuruluşlarının katkısı var. Başta dört milyona yakın Suriyeli olmak üzere birçok ülkeden insan Türkiye'de barınıyor.

 Kimi ülkesindeki savaştan, kimi ideolojik ve siyasi baskıdan, kimi açlıktan kaçarak Türkiye'ye sığındı, sığınmaya da devam ediyor.    

Türkiye'nin insani bir yaklaşım ile ülkesinde barındırdığı milyonlarca kişiye AB'nin vaat ettiği yardımlar ne yazık ki karşılanmadı.  AB, özellikle Almanya ile yaşanan gerginlikten ötürü sığınmacıların barınmasında kullanılmak üzere Türkiye'ye verilmesi gereken paranın büyük miktarı gelmedi. Yani, Türkiye bu insanlara olanakları ölçüsünde barındırıyor, yardımda bulunuyor, hatta çok düşük ücretle istihdam bile ediliyor. Hem de Türkiye'nin milyonlarca kendi işsizi bulunurken.

Suriyelilerin belli bölümüne Türk yurttaşlığı hakkı da verildi, çıkarılan bir yasa ile nitelikli olanlara çalışma olanağı tanındı. Üniversite mezunu her dört gençten biri işsiz gezerken, yabancılara çalışma imkanı verilmesi doğrusu garibime gidiyor. Kendi işsiz gençlerimiz yanıla yakıla iş arıyor, mülteciler iş başında. Oh ne güzel.

Tamam, insani yaklaşım, acıma duygusu veya diğer nedenler. İyi de artık birçoğunun ülkelerinden kaçmalarına yol açan koşullar bir ölçüde düzeldi. Ülkelerine dönmesi gerekmez mi?

Öyle ya, az buz değil tamı tamına 30 milyar doları aşan para bu insanlara harcanmış. AB ülkeleri de verdikleri yardım sözünü tamamıyla yerine getirmeyerek, mali yükü, sorumluluğu Türkiye'nin üzerine yıktı.

Zaten onlar sığınmacılardan “öcü” gibi korkuyor. Hatırlayın, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in “Aman bize gelmesinler sınırınızı kapatın” diyerek maddi yardım ve vize serbestliği  karşılığında Türkiye ile yaptığı anlaşmayı. Ama araya gerginlik girdi, iki ülke papaz oldu, AB yardımı unuttu, ödemedi. Doğal olarak bu insanların yükümlülüğü Türkiye'ye kaldı. Sonuçta 30 milyar dolardan fazla bir fatura çıktı.

 İşçi, memur ve emekli haklı olarak bu tablo karşısında “ Bize zam söz konusu söz konusu olduğunda hep cimri davranılıyor, kasada para yok deniliyor. Onlara var da bize niye yok? “ diye soruyor.

Doğru, sığınmacılara harcanan paranın bir miktarı işçiye, memura ve emekliye verilse, dar ve sabit gelirli kitle inanın bir ölçüde rahat nefes alabilecek. Ama nerede?

Yine de Allah kimseyi ülkesinden, evinden, barkından etmesin. Ama bu faturayı da hep Türkiye üstlenmesin. O kadar kendi insanı işsiz, aç gezerken, düşük maaşlı dar gelirli zorlanırken.

En fazla sığınmacı Türkiye'de barınıyor. 2016'da büyük çoğunluğu Suriyeliler olmak üzere dört  milyondan fazla  sığınmacıya ev sahipliği yaptı, yapmaya da devam ediyor.  Yani dünyada  sığınmacı şampiyonu oldu Türkiye.

Aslında kendi işsizine, yoksuluna, açına yeterince bakamayan, sorunlarını gideremeyen Türkiye,  bu kadar insana insani bir davranışla hem ev sahipliği yapıyor, eğitiyor, sağlık ve eğitim hizmeti veriyor. Aslında övünülesi bir davranış. Ne var ki  karşılığında çıkan fatura oldukça kabarık.

Ancak, son aylarda özellikle Suriyelilerin yaşadığı kentte, mahallede çıkardığı huzursuzluk, ahlaksız davranışların toplum tarafından öfke ile karşılandığı sır değil. Bazı Suriyelilerin hoş olmayan, çirkin ve saldırgan tavırlarının devam etmesi onlara karşı oluşan tepkiyi artırıyor,  barındıkları yerlerde haklı olarak istenmiyor.  Son aylarda artan bu olaylara, davranışlara dikkat edilmeli, göz önünde bulundurulmalı.

Sığınmacı şampiyonu Türkiye'ye verilen yardım sözleri  yerine getirilmiyor. AB'nin “Amam bize gelmesin, sizin ülkenizde kalsın” diyerek Türkiye ile imzaladığı  “Geri Kabul Anlaşması”nda söz konusu olan parasal yardım tam ödenmedi.  Anlaşmanın karşılığı hayata geçmesi beklenen “Avrupa'ya vizesiz seyahat” hayal oldu. Hükümet ile AB arasında son aylarda çıkan krizden ötürü tarafların karşılıklı restleşmesi anlaşmanın iptalini bile gündeme getirdi.

 Avrupa ve dünya ülkeleri bir tane bile fazla sığınmacıyı kabul etmemek için çabalarken, sınırlarına duvarlar çekerken,   bu insanlar ülkemizde ucuz iş gücü olarak istihdam edilerek gençlerimizin önü kesilirken,  Türkiye özveri ile milyonlarca mülteciyi sırf insanlık adına yıllardır barındırıyor, eğitim ve sağlık hizmeti veriyor.

 

Sığınmacılar “Tanrı Misafiri” denilerek ekonomimizi de zorlayarak bizimle birlikte yaşayıp gidiyor. İyi de nereye kadar?  



Bu Haber 438 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI