6 Şubat 2018 Pazar
RECEP ÖZCAN
Kışın Soğuk Günlerinde

Kış değince ilk akla gelen kar ve onun getirdiği soğuktur. Soğuk;  yağmur kar olmadan da olur. Fakat karın yaydığı soğuk daha da farklıdır. İnsanın hafızasında silinmeyen hatıralar bırakır. O eski kış günlerinin hepimizde hatıraları vardır. O günleri çocuklukta yaşamanın değeri şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Kış; karla güzelliğini ortaya koyar. Kar her tarafı kaplamış, diz boyu olmuş, ağaçların dallarını aşağıya doğru secde edercesine sarkıtmış bir vaziyette ve beyazlığını insanın gözlerinin önüne sermiştir. Bu sevincin neticesinde, bulunan kalın elbiseleri giyip dışarı çıkmaktır. Üşüyene kadar, buz kesene kadar içinde oynamaktır.

Her taraf kar içinde iken zaman geçirmek hele de köyde öyle kolay değildir. Evde can sıkılınca birçok şeyler yapmaya karar verirlir. Bunlardan biri de kuş avlamaktır. Eğer tüfek kullanamayacak durumda iseniz, evin önüne kapan kurulur ipi ise evin penceresine çekilir. Kapanın içine mısır ve ekmek gibi yiyecekler konur ki, kuşlar buraya kardan dolayı bulamadıkları yiyecekleri yemeye gelirler. Eğer buraya girmişse pencereden gözetlenen kapanın ipi çekilir. Bu işlem gün boyu devam edebilir. Belki bir iki kuş tutulur. Belki de hiç tutulmaz. Eğer tutulmuşsa sevinçler göklere çıkar. Eğer tutulamazsa hüzün kendini gösterir. Sadece bu işlem yapılmaz, başka tuzaklarla da ambar kuşları tutulmaya çalışılır.

Eli tüfek tutanlar, kuş tüfeğini dolduracak malzemelerini kıştan önce hazırlarlar. Kırma tüfekleri olanlar ise mermileri hazırlarlar ki, karatavuk veya cilleyik vurmak için kar yağmasını dört gözle beklerler. Hayallerini kar yağmadan önce süslemeye çalışırlar. Hayaller gerçeği yaşamaktan belki daha güzeldir. Belki de hayaller olmasa hayat da güzel olmaz.

Giyilen kalın elbiselerle cilleyik ve karatavuk avlamak için dışarı çıkılır. Beslenen koyunların yününden eğerilen iplerle örülen çoraplar ayaklara, kalpak gibi terlikler (bereler) başlara, eldivenler ellere geçirilir. Vücudu üşütmeyecek örülen kazaklarla ikindiye kadar orası senin burası benim deyip soğuğa aldırmadan dolaşılır. Bu kışın karda vakit geçirmenin en güzel yoludur. Aynı zamanda da sevincin kaynağıdır. Bununla birlikte sarmaşık sarmış ağaçların veya uvaz bulunan ağaçların diplerinde beklemekte güzeldir. Buradan avlanmak daha kolay olmaktadır. Ayrıca bu kurnazlık işidir. Birkaç karatavuk veya cilleyik için akşama kadar karın üstünde soğukta beklenir ve vurulmaya çalışılır. Fakat insan üşüdüğünün farkına bile varamaz. Ne zamanki eve sıcağa geldiğinde, tırnaklarının diplerinde ki üşünenin ısınmamasından anlayabilir. Uyuşan tırnaklar ağızlarla ısıtılmaya çalışılır.

Kardan adam yapmak sizlerinde hayallerini süslemiştir. Her çocuğun hayallerini süslediği gibi…  Bu hayalleri o karlı günlerde gerçekleştirmek çocukların görevidir. Çocuklukta bu görev en güzel şekilde tamamlanmıştır. Ya sizler bunu gerçekleştirmediniz mi? Yoksa çocukluğunu boşa geçmiştir.

Evde otururken boş durulmaz. Bir tencereye mısırlar konur pişirilmeye çalışılır ki, bu işlem hedik darı pişirmedir. O kurumuş olan mısırlar tencerede, odayı ısıtmaya çalışırken yanan odunların etkisiyle öyle pişer ki, tadı ağızlara layıktır. Mısır hem tanesi, hem de kellesiyle pişirilir. Kellelerini sütlü mısır gibi yenmeye çalışır ki, fakat hiç sütlü mısır tadı ağızlara gelmez. Amaç kışı değerlendirmektir. Tanelerinin içine fasulye, tereyağı katılır, böylece tekrar pişirilir. Köyde yaşayanların kış yiyeceğidir. Hem vakit geçer, hem de yiyecek olur ki, karınlar böylece doyar. Belki de şimdilerin bilmediği bir yiyecektir.

Ambarda çıra gibi kuruyan fındık, cevizi alıp evde kırıp yemek bir başka zevktir. Veya hurma, elma veya kurutulmuş meyveler gibi yiyecekleri alıp kışın o günleri eritmek unutulmaz.

Akşamüzeri evi bir telaş alır ki, hayvanlara yiyecek ve su vermek için eve su getirmek gerekiyordu. Kar yürünmeyecek kadar fazla ise gündüzden kazanlara karlar doldurulur ki onunla su yapmaya çalışılırdı. Fakat bir türlü kazana su birikmez. Gece yakmak için odun kesmek gerekiyor. Evde olanlar bir işin ucundan tutması, o işleri yapması akıllarda hala tazeliğini korumaktadır.

Koyunların karnı aç kalmasın diye yaz döneminde pelit ağaçlarından kesilen yapraklı dallar karın üstüne serilir. Isıtılan suya karıştırılan tuzlu su, kuru pelit yapraklarının üzerine serpilir. Bunları koyunlar sanki açlıktan kırılmışçasına yerler. Bunu yapmak çocuklar için zor fakat yapan anne babayı seyretmek bir başkadır. Uzaktan seyredilen bazı şeyler göze hoş gelir. Bu da göze zevk veren işlerdendir.

Kış kışlığını gösterdiğinde eğer geceleri ayaza çekmişse kar buz tutmuştur. Buz tutan karın üzerinde batmadan yürümek çocuklar için bir başka zevktir. Çünkü ayaklar uzun süre karın içinde ıslandı, zor yürüdü, zahmet çekti. Fakat şimdi üzerinde batmadan yürümek… Bu da yetmez, ambar iskelesini alıp üzerine binerek meyilli avlularda kaymak da güzeldir. Eller ayaklar üşür, buz tutar yine vazgeçilmez. Belki evden anne baba “akşam oldu eve gelmiyor musun?” sesini duyana kadar. Ya; eve gelince üst baş ıslanmış, eller ayaklar buz tutmuş, buzunu çözene kadar, daha doğrusu ısıtana kadar sızlamasından gözlerden yaşlar gelir. Sızlamalardan yaşlar gelir fakat yine de ertesi gün kaymaktan vazgeçilmez. Çocukluk ve gençlik işte…

Güneş kendini gösterir, karlar erimeye başlar. Bu durumda da boş durulur mu? Köydeki gençler ve tüfekleri olanlar birleşirler tavşan avına çıkarlar. Özellikle karşıda kar erken erirdi. Kar ala bula olunca tavşanlar karınlarını doyurmaya çıkınca, köylülerde onları avlamaya koyulurlardı. Tavşanın peşine düşünce “ ha şurada, ha burada” değip akşama kadar koşarak vaktin nasıl geçtiğini anlayamazsınız!

Güneşin belli bir zaman sonra ışıklarını dünyaya sunmasına, insanın dışarıya çıkıp insanın kendisini sıcağa tutar. Güneş dünyayı ısıttığı gibi yürekleri de ısıtır. Uzun süren kışın sonunda sevinçler yüzleri de kapsar.

 

Kar ilk yağmaya başladığında insan sevinir, fakat güneş kendini gösterdiğinde daha da çok sevinir. Her şey yerli yerinde, kararında güzeldir. Kararından fazla olursa çileye dönüşür. Buna rağmen kışın zevki başkadır, yazın zevki başkadır. Hayat ne kadar dolu yaşanırsa o kadar zevklidir. Hayatın her anını değerlendirmek gerekir. Kışın soğuk günlerinde karın beyazını severek yaşamak, baharın ve yazında o güneşli günlerinde yaşamanın değeri bizimle yaşamaktadır. Yaşamak güzeldir hayatı, kışın soğuk günlerinde. 



Bu Haber 430 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.