24 Şubat 2018 Pazar
ARİF TAKICI
Adab

İstanbul Fatih camiinde kürsüde genç bir hoca hararetli bir üslupta vaaz ederken, ön safta yaşlı aksakallı biri sürekli gözyaşı döküyormuş.

Gözyaşı döken bu kişiyi vaaz eden hoca fark etmiş, daha sonra da o kişiyi bulup,  benim vaazım seni çok etkiledi galiba, bunun için mi ağlıyordun? Diye sormuş.

Hayır, demiş yaşlı bilge adam: Senin vaazından çok etkilendiğim için ağlamıyorum!

Ya ne için ağlıyordun ya? Diye sormuş bu defa vaaz eden hoca.

Şu kürsüden ne Alimler geldi geçti… Meydan cahillere kaldı da,  ondan ağlıyorum, diye cevaplamış bilge adam.

Eskiden Arifler, yani bilenler konuşur ve dinlenirlerdi. Simdi herkes konuşuyor… Ama dinlemiyor.

Bakıyorsunuz, yıllarca bir konuya emek vermiş,  tecrübe biriktirmiş birisinin önüne geçip daha fazla konuşan oluveriyor o konuda birkaç bilgi kırıntısına sahip kişi.

O bilen de öylece baka kalıyor.

Evet, adap ve had fay hatlarında kırılma yaşanıyor.

Diyojen'e sormuşlar: en akıllı adam kimdir?

Demiş ki: Az konuşan kişidir. Demişler ki,  ya hiç konuşmazsa?

Diyojen'in cevabı: O kadar akıllı insan var mı dünya da?

Ah ah… Adım Arif, ama Arif olamadım. Bileyim dedim, bilge olamadım.

Bilim ağacının dallarına konamadım. İlim deryalarında kendime yol bulamadım.

Zihnimi bilgiyle dolduramadım. Cahilliğimi bir türlü olduramadım.

İlim  meclisleri kurduramadım.. Cehaletimin belini kırdıramadım.

Eskiden medreselerde mantık okuturlarmış. Şimdi biz değerler eğitimini yeterince veremiyoruz.

Eğitimi verecek olanların bile çoğu değerler eğitiminden yoksun.

Makam odasında sigara içen okul Müdürü mü,   her teneffüste okul bahçesinin dışına gidip sigara tüttüren ( çocuklar görmüyor zannediyor) öğretmen mi, ben ders saatini doldururum o kadar düşüncesindeki öğretmen mi?

Kim verecek değerler eğitimini?

Milli bir kültür seferberliği başlatmamız lazım dostlar. Değerlerimizi korumamız noktasında, milli eğitim, Kültür Bakanlığı, Aile ve Sosyal

Politikalar Bakanlığı ve Diyanet işleri Başkanlığı işbirliği ile milli bir eğitim kültür seferberliğini başlatmak, değerler eğitimini de şimdikinden çok daha fazla ileriye taşımak lazım.

Her gün sosyal hatalardan kaynaklı cinayet, aile faciası,  olmadık münakaşalar kırıla gidiyor.

Bu sadece yetişkinlerin bir sürü sorun üretip kendi hayatlarını zorlaştırmalarıyla kalmıyor… Çocukların agresif, bağımlı, davranış bozukluğu ve değerlerden uzak bir mizaca endeksli yetişmelerine sebep oluyor.

Bu da davranışsal bozukluk sergileyen bir toplum yapısının giderek çoğalmasına sebep oluyor.

Bu gidişe çareler bulmak ve uygulama safhasına geçmek lazım.

Entel dantelin kaçıncı çağdayız teraneleriyle gericilik addettiği milli kültürümüz bizi biz yapan değerler olarak mutlaka yaşatılmalı, çocuklarımıza öğretilmelidir.

 

Bilenin konuşmasına öncelik vermek ve sabırla dinlemek, konuşanın lafını kesmemek,    büyüklere hürmet etmek, misafirden önce yemeği bitirmemek ve misafirden önce sofradan kalkmamak, misafiri kapıya hatta evin önüne kadar uğurlamak ve gözden kayboluncaya kadar bakmak, misafire konuşmada öncelik vermek ama susuyorsa konuşma ortamı geliştirmek, ağız dolu iken konuşmamak,  büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmamak, büyüklerin yanında sigara içmemek, sigarayı hatta insanların yanında içmemek, düğünde cenazede birlik olmak, asgari milli değerler olarak öğrenilmeli öğretilmeli ve geleceğe aktarılmalıdır.



Bu Haber 694 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI