10 Mart 2018 Pazar
ŞÜKRÜ KARAMAN
Sinopluların Nükleerle Sınavı

Sinop halkı illerine yapılmak istenen nükleer santrale karşı durmaksızın mücadele ediyor.

Sinop Nükleer Karşıtı Platformu (NKP) öncülüğünde karşı etkinliklerini sürdüren halk, İnceburun'a yapılması öngörülen nükleer santralin ölüme davetiye çıkaracağını savunuyor.  Çernobil'deki patlamanın kötü örnek olarak hala belleklerde yerini koruduğunu dile getiren Sinoplular, santralin hayata geçirilmesinin Karadeniz'in en modern ve güzel ilinin idam fermanı olacağını iddialı olarak ifade ediyorlar.

 Yapımı süren Mersin Akkuyu Nükleer Santrali'nin ardından, Sinop'ta da bir başka nükleer santralin kurulması siyasi iktidar tarafından kararlaştırılmıştı. Ruslar tarafından inşa edilen Mersin Nükleer Santral'in kaç yıl sonra üretime başlayacağı bilinmezken, Japonlar tarafından yapılması öngörülen Sinop Nükleer Santrale ilişkin kentte toplantı üzerine toplantı gerçekleştiriliyor. 

Sinop Nükleer Karşıtı Platformu özellikle ÇED toplantılarını şiddetle  protesto ediyor. Sanırım Sinop'a ilişkin toplantılar, değerlendirmeler uzun bir sürece yayılacak, hali ile Sinopluların nükleer karşıtı mücadeleleri de sürecek. Yani siyasi iktidar Mersin'in ardından Sinop'un da bir an önce üretime geçmesi hazırlıklarını yürütse de kısa sürede sonuçlanacak gibi görünmüyor.  Sinopluların nükleere karşı yürüttüğü mücadele bakalım nasıl sonuçlanacak?

Aslında değinmek istediğim, Türkiye'nin ucuz ve temiz olan yenilenebilir enerji yerine, daha pahalı ve risk de taşıyan nükleer enerjiyi yeğlemesi. Bilindiği üzere, Türkiye  su, rüzgar, güneş ve jeotermalden oluşan yenilenebilir enerji kaynağına fazlasıyla sahip. Yani bu enerjiyi kullanması gerekirken daha maliyetli olan nükleer enerjiyi öne çıkarıyor.

Oysa, Türkiye'nin çok altında yenilenebilir enerji potansiyeline sahip Almanya, nükleer yerine suyu, rüzgarı, güneşi ve jeotermale yatırım yapıyor. Böylece enerjiyi  hem ucuza mal ediyor hem  de az olsa da güneşten, sudan, rüzgardan olabildiğince yararlanıyor.  Almanya, yağmurun egemen olduğu,  çok güneş alan ülke değil. Düşünebiliyor musunuz kısıtlı olsa da güneşten enerji üretiyorlar. 

Salt Almanya değil Avrupa'nın birçok ülkesi temiz ve ucuz yenilenebilinir enerjiye çoktan yöneldi bile. Türkiye ise elindeki mevcut potansiyel i değerlendirmek yerine nükleer enerjide ısrar ediyor.

Yenilenebilir enerjinin fiyatları giderek düşüyor. İki yıl sonra fosil yakıtlardan (petrol, doğal gaz, kaya gazı, kömür) daha ucuz hale gelecek. Fosil yakıtların doğaya ve canlıya verdiği zarar ortada.  Devlet Mersin Nükleer Santrali'nde üretilecek enerjinin kilovatsaatini 12.5 centten alacak. Hem de garantili kota üzerinden ve yıllarca. Oysa yenilenebilinir enerji fiyatları yedi yılda 30 centten 10 cente düştü. Önümüzdeki beş yılda daha da düşmesi bekleniyor.   

Herkese Bilim Teknoloji dergisinde Yüksel Atakan'ın konuya ilişkin ilginç ve önemli saptamaları var. Türkiye'nin toplam elektrik üretiminde güneşin payı yüzde 0.38. Rüzgarın payı ise giderek yükselerek yüzde 5.65 oldu.  Ülkemizde elektrik enerjisinin yüzde 66'sı doğaya zehir saçan termik santrallerden üretiliyor. Rüzgar ve güneşin payı  ancak yüzde 6 düzeyinde.

Kısıtlı olanaklara karşın Almanya'da ise rüzgar ve güneşin payı yüzde 22 oranında. Net şekilde  iki ülke arasında göreceli bir fark var. Almanya son yıllarda güneş ve rüzgara yönelik büyük yatırımlar yaparken, Türkiye elindeki zengin potansiyeli yeterince ne yazık ki kullanamıyor. Gerçi son yıllarda rüzgar tribünleri yaygınlaşsa da yine istenilen düzeyde değil.

Ülkemizde termik ve nükleer santral yerine daha çok yenilenebilinir enerjiye yönelik santrallere gereksinim var. Hem temiz, hem ucuz, hem de tehlike söz konusu değil. İşte bundan ötürü Sinop'ta olduğu gibi yurdun dört  bir yanında termik ve nükleer santrale karşı çıkıyor insanlar. Sağlıklarının bozulmaması, doğanın yok olmaması için.

Bakalım, Sinoplular ve diğerleri nükleer ile kömürlü santrallere karşı verdiği sınavda başarılı olup  sınıfı geçebilecekler mi?  Doğrusu siyasi iktidarı ne denli ikna edebilecekler?

 

Pahalı nükleer enerji ekonomiye, dolayısıyla yurttaşa da yük olacak. 



Bu Haber 281 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI