14 Mart 2018 Pazar
AHMET DERYA VARİLCİ
Şehitlere Selam Olsun!

Ünye'den bir şehit haberi daha...

Ne zaman oturup "şöyle neşeli bir şeyler yazayım" dediğimde, gündem değişiyor, yazdıklarım yarım kalıyor...

Başka bir yazıyla kalkıyorum bilgisayarın başından.

Bu defa Afrin Cinderes'te Tankçı Uzman Çavuş Taner Kart kardeşimiz şehit düştü... Fevzi Çakmak mahallesinden... Kimimizin okul arkadaşı, sokakta birlikte dolaştığı insan... Annesinin göz ışığı, babasının görmeye doyamadığı bir can parçası...

Akkuş'tan kopup gelmiş ailesi, yerleşmiş Ünye'ye.

Sosyal medya fotoğraflarında gülümsüyor Taner, şairin dediği gibi öyle genç, öyle fütursuz... Ömrünün baharında, henüz bir yıl olmuş dünya evine gireli...

Deseler kendisi de inanmazdı, Afrin nere, Ünye nere?

Yüz yıl önce evinden, köyünden koparak Balkanlar'a, Trablusgarp'a, Kafkaslar'a ve Yemen Cephesi'ne savaşmaya giden ecdadımız gibi...

Deseler, kendisi de inanmazdı...

Tarihin bir cilvesi sanki.

Çökmüş bir imparatorluğun topraklarında, sınırımızı korumak için mücadele verenler gibi, elimizdeki son sınırı, misakı milliyi yitirmemek için savaşıyoruz...

 

****

Taner Kart kardeşimin şahadeti bana yıllar önce yaptığımız bir yerel tarih çalışmasını çağrıştırdı...

Yine böyle bir mevsimdi, 10 yıl önce değerli çalışma arkadaşım Ahmet Kabayel'le düşmüştük yollara... Rotamız Akkuş Çavdar Köyü... Kar gittiğimiz yerde tamamen kalkmamıştı. Çavdar Köyü'ne Ünye'de bulduğumuz bir mektubu götürüyorduk; 100 yıl önce Çanakkale Cephesinde redif askeri Osman oğlu Hüseyin'in dört yaşındaki oğlu Hasan'a yazdığı mektup. Biz gittiğimizde oğul Hasan 94 yaşındaydı ve hayattaydı.

Gidiş hikayemizi 7 Nisan 2008'de şöyle kaleme almıştık:

 

"Nihayet cepheden gelen mektubu sahibine ulaştırdık.

Başlangıçta, 95 yıl önce cepheden yazılan ve Ünye'deki Seyit Bilal İş Hanı inşaatı için yapılan bir yıkım sırasında duvarda bulunan bir mektuptu bu... Mektup Çanakkale Cephesi'nden gönderilmişti. Redif askeri olduğu anlaşılan Osman oğlu Hüseyin tarafından yazılmıştı. Çavdar Köyü'ne gönderilen mektup adresine ulaşmamış, Ünye'de yapımı süren bir inşaatın duvarına yerleştirilmişti. Mektubun izini sürerek, mektubu yazanın "mahdum"um dediği oğul Hasan'a ulaşabileceğimizi hiç sanmıyorduk. Mektubun Sn. İrfan Dağdelen tarafından yapılan transkripsiyonunu defalarca okuduk. Her okuduğumuzda yeni bir ip ucu, yeni bir umut kaynağı yakaladık.

Oldukça ayrıntılı yazılan mektup, okudukça elimizde canlanıyor, adeta ete kemiğe bürünerek; geçmişte yaşananların soyut bir tarih yazımından ibaret olmadığı gerçeğini haykırıyordu.

Gözümüz, “Çavdar Karyesi” olarak belirtilen yere odaklandı. Yaptığımız araştırma bizi daha çok Çavdar Karyesi Redif Taburu olarak Mesudiye'ye yönlendiriyordu. Askerlik Şubesi'nden yeterli bilgiye ulaşmak mümkün olmayınca Nüfus Müdürlüğüne yöneldik. Ünye Nüfus Müdürlüğündeki görevlilerin çabaları sonuç verdi: Akkuş Çavdar Köyü çıktı karşımıza… Kayıtlarda Osman oğlu Hüseyin'in “mahdumum” dediği Hasan'ın kayıtlarına rastladık, ancak Hasan'ın babası Osman olarak görülmekteydi. Çavdar Köyü Muhtarı Sn. İsmail Yılmaz'ın telefonunu bulup olayı netleştirdik. Redif Askeri Hüseyin cepheden dönmeyince oğul Hasan'ın velayetini dedesi üzerine almış.

Çaresiz düştük yollara ve 94 yaşındaki oğul Hasan'ı bulduk."

 

****

Sayıl Kabayel'le bu yıl Ünye Tarih Araştırma Grubu olarak çalışmalarımız biraz kesintiye uğradı. Sanıyorum önümüzdeki günlerde kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Asıl konuya dönecek olursak...

Biz nesiller boyu savaş görmüş bir ecdadın çocuklarıyız. İş yeter ki oraya varmasın...

Yedi düvele karşı cepheden cepheye koşarak "Bu memleket bizim!" diyebildik.

Dört gün sonra Çanakkale Deniz Savaşı'nda kazandığımız zaferin 103. yıl dönümü olacak...

Çanakkale Direnişi, yenilip yutulmak istenen bir ulusun yeniden ayağa kalkışıdır. O kalkışma sayesindedir ki "kurtuluş savaşı" mümkün olmuştur. Çanakkale Savaşı'na rağmen tek mermi atılmadan işgal edilen yurdumuzda yeni bir direniş destanı yazılmıştır. Yurdun dört bir yanından Erzurum'a, Sivas'a gelerek Kuvayi Milliyeyi var eden unsurlar bugün bu sınırları çizdi.

Misakı Milli dediğimiz, bu sınırlara kadar gelip dayanan bir savaşın şehitleridir onlar...

 

Ruhları şad olsun!  



Bu Haber 1638 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI