16 Mart 2018 Pazar
ŞÜKRÜ KARAMAN
Hekimlerin Buruk Bayramı

 Yaptıkları kutsal göreve karşın, sorunlar yumağı ile boğuşan hekimler ve sağlık çalışanları “14 Mart Tıp Bayramı”nda bu yıl da buruk.

Cinayete varan şiddet, dayak,  mesleki sorunlarının çözümsüzlüğü, günün koşullarına uygun olmayan maaşlarından ötürü sağlık emekçileri bayramlarını yıllardır coşku ile kutlayamıyor.  Özveri ile görevlerini yapan hekim ve sağlık çalışanlarının hasta yakınları tarafından kendilerine karşı uyguladığı insanlık dışı tutum, saldırgan tavırlar ne yazık ki sıradan olay haline geldi. Daha vahim olanı gözü dönmüş cahil katiller tarafından “hastamla ilgilenmedin” gibi nedenlerle öldürülmeleri. 

Hekim ve sağlıkçılara uygulanan şiddet son yıllarda yüzde 40'a varan oranda arttı.  Doktora saldırı çığırından çıktı, sözlü saldırılar, dayak sıradan olay gibi kanıksandı. Oysa,  24 saat görevinin başında insanlığa hizmet eden değerli bilim insanları kolay yetişmiyor. Toplum,  hekimin, bilim insanının  eğitimi ve alanında yetkin uzman olabilmesi için neredeyse ömrünün yarısını harcadığının ayırdında değil ne yazık ki.

O özverili insanlar, şiddete uğrasa, dayak yese de meslektaşları öldürülse de ant içtikleri “Hipokrat Yemini” uyarınca zor görevi yerine getiriyor. Kuşkusuz içlerinde paraya tamah eden, aç gözlüler, ameliyatlarda yoksul insanlardan bıçak parası talep edenler var. Ancak tümünü aynı sınıflandırmaya tabii tutmak doğru olmaz. Bir sepetin içindeki çürük yumurtalar olarak nitelenebilir para canlısı bu insanlar. Çürük yumurtalar temizlendiğinde geriye kalan sağlam karakterli, insanlığa kendini adamış pırıl pırıl birbirinden değerli hekimlerimiz 24 saat görevlerinin başındalar.

Kuşkusuz hekimlerin ve sağlık çalışanlarının en büyük sorunu yaptıkları özverili göreve karşın maaşlarının yetersiz olması.  Sağlık çalışanlarının dört temel talebi var. Bunların başında aktif görev yapan ve emekli hekimlerin ücretlerinin artırılması, fiili hizmet zammı.

Doktorların uzun yıllardır düşük ve büyük bölümü emekliliğe yansımayan ücretlendirmeyle çalıştıkları aşikar. Emeklerinin karşılığı olan, güvenceli, görev tanımına uygun, tek işte çalışarak insanca yaşamaya yetecek ücret istiyorlar.

Günümüzde emekli hekimlerin maaşları yoksulluk sınırının altında. En düşük emekli aylığının yoksulluk sınırının üzerinde, en düşük hekim ücretinin ise 5 bin 330 lira olan yoksulluk sınırının iki katı olmasını yüksek sesle dile getiriyorlar. Fiili hizmet zammı, yani yıpranma payının mutlak olarak hayata geçirilmesi vazgeçmedikleri bir diğer istemleri.

Hastanede, aile hekimliklerinde, diğer sağlık kuruluşlarında neredeyse her gün şiddete uğrayan sağlık çalışanları “Sağlıkta Şiddet Yasası”nın mutlaka çıkarılmasını gecikmesizin bekliyorlar. Bu yasanın ivedilikle çıkarılması hekimlere uygulanan saldırgan tavırların önüne set çekecektir. Çünkü şiddet uygulayan sağlıksız ruh yapılarına sahip kişiler cezalandırılmayacaklarını ya da ciddi bir yaptırımla karşılaşmayacaklarını düşünüyor. Sonunda sağlık çalışanlarına şiddet ve dayak sıradan bir olay haline geliyor.

Yorucu bir eğitimin ardından atanmayı bekleyen genç hekimler yasal işlemlerin uzun sürmesinden  yakınıyor. Görev aşkı ile yanıp tutuşan genç bilim insanları bir an önce atanarak görevlerine başlamak istiyor.  Hastanelerdeki yoğunluk, hekim sayısının yetersizliği  bilinen bir gerçek. Bundan ötürü meslek aşkı ile bir an önce atanmayı bekliyorlar.

Kuşkusuz en önemli sorunlarının başında dayak ve şiddet ile maaşlarının düşük olması geliyor.

Son beş yılda 40 bine yakın doktor, sağlık emekçisi hasta ve yakınları tarafından sözlü saldırıya uğramış, şiddet görmüş, dayak yemiş. Giderek de artıyor bu sayı.  Bu kara tablo karşısında  “Sağlıkta Şiddet Yasası”nın bir an önce çıkarılıp uygulanmasının ivediliği açıkça ortaya çıkıyor.

Sağlık çalışanlarına saldırının en büyük etkeni yoğunluktan ötürü hekimin hastaya gereken süreyi  ayıramaması.  Zaten saldırı ve şiddet de bu sürenin kısalığından “Hastamla ilgilenmedin, gereken tedaviyi yapmadın” gibi sudan gerekçelerden kaynaklanıyor.

Türk Tabipleri Birliği, bir hekimin yoğunluktan dolayı günde 100-150 hastaya baktığını, her hasta için 5 dakika zaman ayırabildiğini daha önce açıklamıştı. Bu veriler hekim açığının bir an önce giderilmesi gerektiğini gösteriyor. Muayene süresinin kısalığı bazen eksik ve hatalı tanılar konulmasına, yanlış reçeteler yazılmasına da yol açabiliyor. Bu durum hasta memnuniyetini azaltıyor,  hekime şiddette, saldırıya dönüşüyor.

 

Ne olursa olsun hiçbir gerekçe hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına şiddeti, saldırıyı haklı kılmaz. Ortada sorun varsa yine hekimle görüşülerek giderilir. Çünkü onlar başlı başına insanlık görevi yapıyor.



Bu Haber 152 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI