4 Ocak 2010 Pazar
ARİF TAKICI
Bu işin özü ne?
Sosyal etkinlikler mecrasında sönük ve mecalsiz bir dönem hüküm sürüyor bölgemizde!!

Okul aile birliklerini, sınıf toplantılarını, dernek, oda ve kooperatif toplantılarını şöyle tam teşekküllü, çoğunluk sağlayarak toplayamıyorsunuz. Sosyal sıkıntılar ile ilgili mesajlar veren tiyatrolara,  konferanslara yüksek oranda katılım sağlanamıyor.

Peki, bu işin sebebi ne, özünde ne yatıyor?

Aslında bu işin uzmanı olan bir dostuma danışıp, bu sorunun nedenini öğrenerek sizinle paylaşabilirdim… Ama bu yolu tercih etmedim. Çünkü, bu konuyu sizlerle birlikte analiz etmek istedim! Bu bakımdan, konuya dair düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı istirham ediyorum!!

Ben kendi gözlemimi sizinle bu yazımda paylaşmak istedim…Bazı dostlarım, “Yaşanan ekonomik sıkıntılar karşısında millettin  sosyal etkinliklere bakacak mecali mi  kaldı?” diyorlar. Ben bu düşünceye katılmıyorum! Neden mi katılmıyorum? Çünkü toplumun kültür değerlerini öne çıkaran öncelikler, direkt maddiyata endekslenemez. Sovyetler Birliği, ekonomik sıkıntılarının en yüksek düzeyde olduğu zamanlarda bile, eğitim ve sosyal etkinliklere önem verdi ve bu değerleri ulusunun birinci öncelikleri olarak gördü. Japonya da, savaşın enkazlarını silkeledikten sonra aynı şeyi yaptı. Dünya savaşında taşın taş üzerinde kalmadığı Almanya da aynı şeyi yaptı…

Peki biz ne yaptık? Biz bu işleri genellikle öteledik!... Söyler misiniz spora, müziğe, resim yapmaya, tiyatroya çocuklarımızı ne ölçüde yönlendirebiliyoruz? İşte tam bu menzilde hem devlet, hem veliler, hem de bakanlık, karşılaştığımız kültür erozyonundan sorumludur!!! Aslında eğitim ve kültür gibi millet olmanın çimentosu telakki edilen değerler ve alışkanlıkların, ilköğretim okullarında kazandırılması gerekmektedir. İlk öğretim okullarında spor, resim, gezi gibi programlar düzenli olması gerektiği gibi, en az ayda bir kere de tiyatro izlettirmek bu işin mayasıdır… Ayda üç beş lira tiyatro parası vermek çocuğumuz için çok görülmemeli! Çocuğunun eğitimi ve okul katkı payı için üç beş kuruşu vermeyen, ya da veremediğini söyleyen, ancak cebinden en pahalı sigarayı eksik etmeyen çok veli olduğunu herkes biliyor….

ÇÖZÜM: İlköğretim okullarında öğrenim müfredatındaki çok lüzumlu olmayan derslerdeki ağırlığı kaldırarak, kültür ve kişiliğin gelişmesine münhasır  programları sisteme entegre etmek gereği vardır!... Ayrıca, okul aile birliklerini ve özellikle velileri, kendi keyfiyetleri istikametinde hareket etme umursuzluğu ve sönük bakış açısı sergileme şablonundan çıkararak sorumluluk idrak eden,  vecibelerini ve yapması gereken fedakarlıkların sınırlarını, yani ebeveynlik ve velilik yol haritasını izleyecek bilinç ve şuurda olan bireyler haline getirmek için düzenlemeler yapmak gerekir…

 Sonuç olarak; devlet çocukların sadece öğrenim görmesini değil, sosyal kültürel ve eğitim  ekseninde de ihtiyaçlarını takip edip gereğini yapması lazım! Aksi  takdirde, çerçevelenmiş diploması dolu, ama ruhları boş nesiller yetiştirirsiniz.

Not. Yeni yılınızı tebrik eder, sağlık ve esenlikler dilerim Saygıdeğer okurlarım.

             



Bu Haber 2117 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI