4 Ocak 2010 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Alçak kahve 2. Bölüm
Orta cadde de, rahmetli Beş Kitap Ali’nin çalıştırdığı ESNAF ÇAYEVİ.

Aynı yerde, Akrep İsin olarak çağrışım yapılan, Hüseyin Keleşoğlu'nun KAHVEHANESİ.

Bakırcılar Arastası'nda, Orta Cami'nin hemen arkasında, eski Çifte Hamam kalıntılarının yanında Mahmut Çavuş'un çalıştırdığı ve gençlerin gidip oturduğu ÇAY EVİ.

İşte:  rahmetli İ. Hakkı Baskan'a ait binada, Ahmet Ayla'nın işlettiği AYLA KIRAATHANESİ.

Belediye Caddesi'nde Tekirdağlı Sıdık Efendi'nin Lüleci Rıfat Efendi'nin Burhan Lülecilerin Termeli Mehmet efendiye ait binaların altlarında faaliyet gösteren KAHVEHANELER.

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Şimdilerde bu kahvehaneler, değişik konularda faaliyet gösteren iş yerlerine dönüşmüş.

Efendim: size bundan 50 – 60 yıl evvel Ünye'de faaliyet gösteren KAHVEHANELERDEN söz ettim. Benim gibi yaşı 70'i çoktan aşan ve benden büyük tüm Ünyeliler bu kahvehaneleri iyi bilirler.

Sokağımızın yetiştirdiği genç kalem değerli araştırmacı Orman Yüksek Mühendisi Sayın M. Ufuk Mistepe'nin makalesinde de değindiği gibi Ünye'nin dokuma ve kültür merkezi olarak şöhret yapan orta mahallede şimdiki Meçhul Asker İlkokulu'nun arkasında, Kilise Tepesi Keşaplı Sokak üzerinde bulunan ALÇAK KAHVE'Yİ pek bilen yoktur.

Şimdi size mahalle sakinlerinin ALÇAK KAHVE diye tanımladığı bu yeri tanıtmaya çalışacak ve bir nostalji yaşatacağım.

KİLİSE TEPESİ'NDE KEŞAPLI SOKAK üzerinde, İsmail ve Sait Demirkol'un babaları rahmetli Arap Mustafa'larla, bizim evin arasında Ermeni asıllı Avniye Oluk'a ait iki katlı ahşap bir ev vardı.

Bu evin birinci katı önünde uzayan yemyeşil çimlere yaklaşık 1,5 – 2 metre yükseklikte idi. Evin önünde, biri daire şeklinde diğeri at görüntüsünde kireç taşında oluşan iki kaya kitlesi vardı.

Sokağımızın ve çevrenin tüm çocukları KİLİSE TEPESİ'NDE uzayıp giden çimler üzerinde ve kireç taşlarında oturup oynardı.

Genelde bu alanda çocuklar, birdirbir, uzuneşek, çelik çomak, bilye oynar, tentürük çevirirlerdi.

Bazen okulun alt ve üst bahçelerinde futbol ve voleybol oynayan çocuklarda olurdu.

Evimiz çevresi, ermeni kökenli pek çok ailelerle doluydu.

Aklımda kaldığı kadarıyla isimleri şöyleydi.

Beriksiye, Avniye, Marki, Marnos, Sandık, Adir, Paylon, Agop, Leon, Gazar, Mardiros, Mari.

Mahallenin diğer sokaklarında oturan Ermeni kökenli komşularımızı burada tadat etmiyorum.

Sokağımızda bulunan ve yukarıya isimlerini aldığım bu Ermeni aileleri son derece sevecen ve kadir kıymet bilen insanlardı.

Onlar, komşuluk münasebetlerinin ve dayanışmanın en güzel örneklerini sergilemekten mutluluk duyarlardı.

Bu tür davranış onların yaşam biçimiydi.

Sokakta ki, Türk çocukları, Ermeni çocukları ile çok iyi anlaşırdık. Oyunlar oynar, birbirimizi canı gönülden severdik.

Aileler birbirlerine gece oturmasına gider. Söyleşiler yapardı.

Bizler, yaşlı Ermeni kadınlarına Nene diye, orta yaşlılarına Hala, erkeklerine de Dayı ve Amca diye hitap ederdik.

Örneğin: Beres Nene, Adir Hala, Marki Nene, Ani Nene, Marnos Nene, Paylon Teyze, Agop Dayı, Leon Amca demek hoşumuza giderdi.

Onların çocukları da bizim büyüklerimize aynı şekilde davranırdı.

Sokağımızdaki tüm Ermeni aileleri dokumacılıkla uğraşırdı.

Ani Nene ( Avniye Oluk) tek başına yaşıyordu. Canı istediği zaman dokuma tezgAhına geçer peştamal dokurdu. Hafta içinde dokuduğu 3 -5 peştamalı, çarşamba günleri Büyük cami'nin önündü kurulan, dokumacılar pazarında satar parası ile ihtiyaçlarını alır evine dönerdi.

Devamı Haftaya



Bu Haber 1886 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI