8 Ocak 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Keşki uyduruk adlarla değil de gerçek adlarıyla yazsalar...
musakiroglu@mynet.com

Bazı yazarlar vardır, bulunduğu görev ve makam nedeniyle adının bilinmesinden imtina eder, mahlas kullanmak zorundadırlar.

Bunlara saygı duyarım.

Ama bazıları vardır ki yazılarında adlarını belirtmez, takma, uyduruk adlarla yazı yazarlar.

Bunlar bunu niçin yaparlar?

Ya çok pimpiriklidirler, boş yere endişeye kapılırlar. O yüzden adlarını gizlerler.

Ya da yazmak, eleştirmekten çok birisine hakaret etmek, daha da ilerisi küfür etmek için adlarını gizleme gereği hissederler.

Bu tip yazarlar, hep olmadık yere birilerini eleştirir, veryansın ederler. Ağızlarına geleni söyler, yazılarında hakaret ve küfürü hiç eksik etmezler. Ama kim olduklarını bir türlü söylemez, gizlerler.

Daha önceki yazılarımın birinde de yazmıştım. Ben, şahsımı haklı ya da haksız yere eleştiren bu tür yazılara sırf yazarının adı gizli tutulduğu için cevap vermiyorum.

Bunun yanında adını açıkça yazan, beni haklı/haksız kıyasıya eleştiren herkese ama köşemde, ama özel mesajlarımla cevap yazmayı ihmal etmemeye çalışıyorum.

Email adresime gelen son mesajlardan birisi değerli okurum, Ünyeli hemşerimiz Serkan Kuru'ya ait.

Serkan Bey, attığı mesaj yazısında tam da benim üzerinde durduğum bu uyduruk adlı yazarlardan bahsettiği için yazısını burada, köşemde yayınlama gereği duydum.

Kendisinden izin alarak yayınladığım mesajında Sayın Kuru bakın ne diyor:

 “Sayın Kıroğlu;

Belli bir grubun ağalarını rahatsız edecek olan yeni bir köşe yazınızı okudum. Bu yazınızdan eminim bazıları hem rahatsız olacaklar, hem de size bir kez daha sataşma şansı bulacaklar. Çok değil en fazla 1 - 2 gün içinde sahte isimlerden biri size yine hakaret edeceği bir köşe yazısı yazacaktır.

 Bu arkadaşlar sözde çok kültürlüdürler. Maskelerini çıkartmadıkları sürece aynı zamanda çok kibar ve sosyal insanlardır. İyilikseverdirler, vatanı ve Ünye'yi kurtarır dururlar! Ama maskelerini çıkardıklarında özlerine döner ve kendilerine ait sitelerinde hakaret dolu, saygısız ve seviyesizce yorumlar yaparlar. Bakarsınız Abdullah, Turan, Mehmet, Boyalı Abbas (kime ithaf edildiği belli) gibi değişik isimlere bürünürler. Uyduruk, sahte ad kullanırlar. Böylelikle, amaçları hem hedef aldıkları kişilere hakaret etmek, hem de asıl ağababaları olan kişiye kendileri gibi düşünen kişiler olduğunu anlatmaya çalışmak, göze girmektir.

 Kendilerine ait olan sitelerinde, köşe yazılarının okunma oranında çok uyanıklık yaparlar. Her okuma 4 ile çarpılır. Köşe yazılarını inceleyin her biri 4 ün katıdır. Hiçbir zaman okunma sayıları tek rakam ile bitmez. Hep çiftli ve 4 ün katıdır.

 Aynı partiden olduğu insanları bile kendilerine rakip gördüklerinde karalarlar. Bir dahaki seçimde ayağımıza dolaşmasın derler. Belediye başkanı da, milletvekili de sadece biz olmalıyız diye düşünürler. Siteleri aracılığıyla rakiplerini olmadık şekilde yıpratmaya çalışırlar.

Aralarına aldıkları insanlar ya idealsizdirler, ya da çıkarları için ideallerinden vazgeçen kişilerdir. Etrafındaki insanların sadece kendi dediklerini yapmasını isterler. Yeni tanıdıkları insanları kendi tarafına çekmek için çok yakın davranırlar. Eğer yanlışlarını görmezden gelip, sonuna kadar itaat ederseniz size faydaları da dokunabilir.

Ama açıksözlü ve mert iseniz hiç dayanamaz sizi çabucak dışlarlar. Sonra 'bizden olmayan kişi' durumuna düşersiniz. Çünkü onlar için ‘biz' ve ‘bizden olmayanlar' vardır.

Saygılarımla…”

Teşekkürler Sayın Kuru, çok da güzel anlatmışsın şu uyduruk adlarla yazı yazanları. Ne olur sanki, bunlar böyle uyduruk adlarla değil de gerçek adlarıyla yazsalar…



Bu Haber 2139 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI