10 Ocak 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Atatürkçü Düşünce'nin gençleri nerede?
musakiroglu@mynet.com

Ben Atatür'kü;

İstiklal Savaşımız'ın önderi,

Cumhuriyet rejimine dayalı devletimizin kurucusu,

Devrimleriyle çağdaş, aydınlık Türkiye'nin sembolü olarak bildim ve tanıdım.

 

Onu bu şekilde içselleştirdim, milli duygularımın gerçek mimarı olarak beynimin derinliklerine yerleştirdim.

 

Atatürk'e, 1938'in hemen ardından 12 yıl boyunca hiçbir şeyine tahammül edilemeyen bir dönem yaşatıldı.

 

Ardından, sanki çok ihtiyacı varmış gibi sözüm ona kanunlarla korunmaya çalışıldı.

 

Sonrasında ise, Atatürkçülüğün ne olduğu, ne olmadığı tartışmaları başladı.

 

Bugün hala sürüp giden bu tartışmaların sığlığı ya da kasıtlılığı arasında gerçek yerine oturtulamayan bir Atatürkçülük arayışı hala sürüp gidiyor.

 

Atatürkçü Düşünce Derneği'ne kurulduğu günden bu yana ikinci kez çıktım.

 

Birincisinde yeni kurulduğu sırada Ankara'da Genel Merkez'e çıkmıştım.

 

İkincisin de ise, Cumartesi günü Ünye'de derneğin kendi yerinin açılışına Dernek Başkanı Mehmet Özyurt Hocam'ın davetiyle katıldım. O gün katılma şartlarım hiç müsait olmadığı halde Hocamın davetini her şeyin üstünde sayma görevi hissettim.

 

Ben Atatürkçü Düşünce Derneği'ne pek ısınabilmiş birisi olamadım nedense. Bunun asıl sebebi, sanırım 1989 yılıydı Ankara'da ADD Genel Merkezi henüz yeni açılmıştı. Ziyarete gittim. İçeri girdiğimde emekli yaşlarda iki kişi ellerinde fırça büyük bir tuval üzerine yağlı boya Atatürk resmi yapmaya çalışıyorlardı.

 

Selam verdim. Soğuk soğuk bakarak selamımı aldılar. Kendimi tanıttım, dernek için neler yapabileceğimi sordum.

 

Kendilerinin derneğin genel merkez yöneticisi olduklarını, istersem para bağışı yapabileceğimi,  verdiğim takdirde de bağışı alabileceklerini söylediler.

 

Hiçbir şey söylemedim, döndüm çıktım.

 

İşte o gün bugündür ben ADD'ye gitmedim.

 

Peki, ikinci seferinde gittiğim Ünye ADD'nin yeni yerindeki açılışında ne gördüm?

 

Ciddi bir katılım, coşku, heyecan…

 

Ancak açılışta bir şey, asıl şey eksikti.

 

ADD'de Atatürkçü Gençlik, Atatürk'ün birinci vazifesi olarak bağımsızlığı, cumhuriyeti ilelebet koruma ve kollama görevi verdiği gençlik parmakla sayılacak kadar azdı.

 

Bakın Ünye'de 10'a yakın okulda eğitim gören lise gençliği, 2000'e yakın yükseköğrenim gençliği var.

 

Esnaf gençlik, işçi gençlik, memur, serbest meslek sahibi gençler var.

 

Köy ve kasabalarıyla 115 bin nüfuslu Ünye'de nerden baksan 35 – 40 bin genç var.

 

Ama ADD'nin açılış töreninde 35-40 genç bile yok.

 

Bu durum beni ürküttü.

 

Hele de Atatürk'ün bağımsızlık karakterine en ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde gençliğin Ata'sından uzak oluşu bende endişe yarattı.

 

Kendi adıma Milli Önderim Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e söz veriyorum. Bulduğum her fırsatta, her durum ve mekanda gördüğüm her gence Atatürk'ü anlatacağım.

 

Onun düşüncelerinin olmadığı, eserlerinin inkar edilip, yok sayıldığı bir Türkiye'nin başka ülkeler tarafından esaret altına alınmış bir ülke olacağını anlatacağım.

 

Gençlerimize, muhtaç olduğu kudretin milletinden aldığı asil kanda olduğunu hatırlatacağım.

 

Benim bundan sonraki birinci vazifem bu olacaktır.

 



Bu Haber 2116 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI