10 Ocak 2010 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Alçak Kahve
3. Bölüm

Çok sert, bağırtkan, haksızlıklara hiç tahammülü olmayan bir mizaca sahipti.

Devamlı sigara ve kahve içerdi.

Tek başına yaşadığı için komşular onu hiç yalnız bırakmaz gece gündüz ziyaretine giderdi.

Oturduğu oda içinde dokuma tezgAhı da olmasına rağmen tertemizdi ve mis gibi kokardı.

Çalışmadığı zamanlarda pencere kenarına oturur, sigarasını içer, kahvesini yudumlardı.

Evinin önünde oynayan çocukların gürültüsüne hiç tahammül edemez onlara avazı çıktığı kadar bağırır oradan uzaklaştırırdı.

Zaman zaman, okulun bahçesinde top oynayan çocukların topu evin camlarına değer cam kırıldığında kızılca kıyamet kopardı.

Bu durumda çocuklar oradan hızla uzaklaşırlar, toplarından da olurlardı.

Yukarıda da vurguladığım gibi gece ve gündüz tüm komşular ziyaretine giderdi.

Mangalından kahve cezvesi hiç eksik olmazdı.

Aradan 60 -65 sene geçmesine rağmen mavi beyaz, konik kapaklı emaye şekerliğini ve kahve kabını hala anımsıyorum.

Çocuktuk, geceleri rahmetli anamın eşliğinde ziyaretine gittiğimizde veya o bizim eve geldiğinde söyleşi dönüp dolaşıp onun hatıralarına gelir, sürgüne nasıl gittiğini, neler yaşadığını ve tekrar Ünye'ye nasıl geldiğini anlatırdı.

Bu anlatılanları büyük bir dikkatle dinler, bu kadar maceradan nasıl kurtulduğuna hayret ederdik.

Ani Nene (Avniye Oluk) bu sürgün olayında, Diyarbakır, Mardin, Bitlis'e kadar götürülmüş.

Diyarbakır Derik'te, Silvan'da; Mardin Midyat'ta ve Bitlis'te çok işkence görmüş, ölüm eşiğinde gelmiş, öldürmeyen Allah öldürmez teorisi doğrultusunda hayatta kalarak Tekkiraz üzerinden tekrar Ünye'ye nasıl geldiğini anlata anlata bitiremez ve bizde onu can kulağı ile dinlerdik.

Ani Nene'nin evinden hiç misafir eksik olmazdı. Günün hemen hemen her saatinde oturma odasında pencere kenarında kahve içen mahalle sakinlerini görürdünüz.

Bu nedenle, sokağımızın büyükleri Ani Nene'nin evine “ALÇAK KAHVE” ismini vermişlerdi. Çokta yerinde bir davranıştı bu. Zira bir kahvehanede ancak bu kadar çok müşteri ağırlanırdı. Nene her konuğuna izzet ikramda bulunur, onları kahve içmeden evine göndermezdi.

Sokağın genç kızları, ablam, teyzem ve diğer komşular, yaz temizliği yaparlarken, kendi evleri ile birlikte Ani Nene'nin evini de pırıl pırıl temizler, kilimlerini yıkar, badanasını yaparlarmış.

Çok bağırtkan olmasına rağmen, komşularımız onu çok severlerdi.

Hep evinde toplanırlar, söyleşi yaparlardı. Şu anda 80–82 yaşlarına varan ablam ve teyzem Ani Nene'nin evi için hala Kilise Tepesi'nin Alçak Kahvesi diye tanım yapmaktadırlar.

Ben de çocukluğumda, bu eve komşularımızın yakıştırdığı bu tanımın ne kadar yerinde ve uygun olduğunu yakından gördüm.

Ani Nene'nin yalnız yaşamasına rağmen, mal mülk davası pek çoktu. Mahkeme salonları onun sıkça uğradığı yerlerdendi.

Mahalle komşularımız, Ünye Saray Camisi'nin ünlü müezzini rahmetli kör Fethi'nin ahfadı Rasim Efendilerin bahçesi ile Terzi Haşim Efendinin evi arasındaki arsası. Rasim Efendilerle devamlı dava konusu idi. Bir ara bu arsa davası ile ilgili olarak, rahmetli anamı mahkemeye şahit olarak götürmek üzere, 1963 yılı içerisinde o zaman çalıştığım Çorum / Osmancık'a gelmişti.

Gelişinin nedenini anlattı; benden olumsuz yanıt alınca da ertesi gün hemen Ünye'ye gerisin geri döndü.

Burada, ermeni komşularımızın sadakatini ve sevecenliğini çok açık belirten bir konuya değinmek istiyorum:

Anamın ve kardeşimin vefatını duyan Baygın ailesinin bütün fertleri, başta Gazar, Mari olmak üzere Kanada'dan, Ankara'ya bana telefon açarak, Yüksel ağabey Mahmure Halamın ve Cemil ağabeyimin vefatını öğrendik. Çok üzüldük ailecek hepimizin başı sağ olsun, diyerek taziyelerini bildirmişlerdi.

Sokağımızın entel kişilerinden, renkli simalarından Ani Nene'nin (Avniye Oluk) evinin olduğu yerde şuanda çok katlı betonarme apartman yükseliyor.

Kendisi şimdilerde aramızda yok.

Allah taksiratını affetsin.

Toprağı bol olsun.

İşte bizim Keşaplı Sokak'taki Alçak Kahve'nin öyküsü.

Kalın sağlıcakla. Değerli okurlarım.



Bu Haber 1864 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI