23 Şubat 2010 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Prof.Dr. Sayın Sait Kağıcıoğlu
Değerli okuyucular: Bu yazımda size, şöhreti,doğup büyüdüğü güzel ÜNYE'mizin sınır-larını çoktan aşmış,değil Yurdumuzda, Uluslararası Tıp aleminde bile adından sıkça bahşedilen,enternasyonal boyutlarda ki bir hemşerimizden Sait KAPICIOĞLU'ndan söz edeceğim.

" 01.MAYIS,1943 yılında ÜNYE'de doğan ilk ve Orta eğitimini bu şehirde tamamlayan ve İstanbul Haydarpaşa Lisesi'ni 1961 yılında biti- ren Sayın KAPICIOĞLU ANKARA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ'nden 1969 yılında mezun olmuş. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Bilim Dalı Doktora çalışmalarını Hacettepe Üniversitesi'nde 1976 ve 1980 yıl- ları arasında tamamlayarak üst dal Tıp uzmanlıklarını kazandı.

1976 yılında Hacettepe Üniversitesi1nin görevlendirmesiyle 6 ay süreyle İngiltere "Oxford Rad Cliff Hospital” da "Visiting Assistant" olarak görev yaptı.

1982 yılında Doçent oldu. Bundan sonra 1987 yılına kadar Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'nde görev aldı. Bu Üniversitenin İç Hastalıkları ve Gastoenteroloji Bilim Dallarını kurdu. Çok sayıda ulusal ve uluslar arası konferans panel ve kongre organizasyonu gerçekleştirdi.

Üniversitenin tüm eğitim ve İdari kademelerinde görev aldı. De­neysel tıp merkezini kurdu. 1987 yılında iki yıl ABD NEW 0R            LENS, TULANE ÜNİVERSİTESİ'ne “Visiting Proffessor olarak eğitim ve araştırma çalışmalarını katıldı.

1989 yılında Profesör oldu. 1993 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji ABD'na atandı. Bu Üniversi­tenin gastroenteroloji bilim dalını kurdu.

Çok sayıda kongre tebliğleri, orijinal deneysel çalışmaları ulu­sal ve uluslararası dergilerde yayımlandı. Araştırmaları deneysel, özel likle pepdit, mide sekresyonu, gastro-intestinal motolite ve hepatit; B üzerine odaklanmıştır.

Birçok ulusal derginin editorial kurulunda görevi vardır. 11 American Gastroenterology AssosiationHnm üyesidir. Ayrıca "American Collage of Gastroenterology"nin fellow!udur.

Evli ve iki çocuğu vardır.

Çocuklarının birisi Princetion Üniversitesifnde PHD öğrencisi­dir. Diğeri ise Vehbi Koç özel Lisesi öğrencisidir.

Sayın KAPICIOĞLU'nun eşleri, Zerrin KAPICIOĞLU'da

Göz Hastalıkları Doçent'i olup, görevine İst. Dnüya Göz Hastanesinde devam etmektedir.”

KAYNAKCA: PROF. DR. SAİT KAPICIOĞLU

DOMUZ GRİBİ â€“ YALANCILAR - ÇIKARCILAR

Kaynakca'da belirttiğim Kitabından, kendi anlatımı ile özgeçmişini aynen verdiğim, sayın KAPICIOĞLU, Doktorluk ve Bilim Adamlığının yanı sıra, güçlü bir karikatürist ve sanat adamıdır.

Engin Felsefi görüşleri olan, hümanist yapısı doruk noktaya ulaşan bu hemşerimiz, sevecenlik ilkelerine çok, hem de pek çok bağlıdır.

Ben kendisini, Burunucu Mahallesi, Terme Caddesinde, Ünye'de seramik sanatının banisi, halamın da eşi olan, rahmetli İLYASOĞLU AHMET Efendinin evinde oturdukları dönemde, kısa pantolonla sokakta dolaştığı çocukluk günlerinden  

 

O  günlerin mini  mini Sait1i  şimdi  uluslararası  şöhrete  sahip Prof.Dr. bir bilim Adamı,  meslektaşı  rahmetli Doktor Hiza Tevfik BÖLÜKBAŞI'ndan sonra Filozofluk titrini uhdesinde taşıyan bir kişi  olarak karşımıza çıkıyor.

Devamı Haftaya

Değerli  okuyucular:

Sait'in nasıl bir cevher olduğu, talebelik döneminden belli idi.

1964-1965 yıllarında "ŞİRİN ÜNYE  AKKUŞ  SESΔ  Gazetesi'nde ÜNYE ile  ilgili seri makaleler yazdığım dönemde, ayni  gazetede bir üniversite öğrencisi  olarak "SÜT ÇOCUKLARININ BAKIMI  - VİTAMİNLER NASIL ALINMALIDIR - SÜT ÇOCUKLARININ  ANNE  SÜTÜYLE  BESLENMESİNİN  ÖNEMİ - SÜT ÇOCUKLARI NASIL BESLENMELİDİR - SÜT ÇOCUKLARI  HASTALIKLARI"  başlıkları altında bilimsel ve eğitici mahiyette, okuyucuyu etkileyen makaleler yazıyor ve başta anneler ve müstakbel anne adayları olmak üzere tüm okuyucuların dikkatini  çekiyordu.

Bu çok yönlü düşünen yaratıcı beyin, gün geldi semeresini ziyadesiyle gördü.

Zira sevgili Sait,  okumanın ve bir şeyler öğrenmenin zevkini ve temelini,  ÜNYE'de HOCALARIN HOCASI olarak tanınan ve değeri, nazarımızda hiçbir şeyle ölçülemeyen,  medarı ifteharımız rahmetli ÖMER ÇAM'dan almıştı.

Bugün sayın KAPICIOĞLU TIP mesleğinde nasıl otorite ise, karika­tür konusunda ve edebiyatın çeşitli dallarında oldukça ilerlemiş 'Sanat Adamı'dır.

Büyük bir nezaket gösterip, ilginç sunu notları, düşüp imzalaya­rak tarafıma gönderdiği "AF RİCA - PASSION - SEVDASI" " YALANCILAR - ÇIKARCILAR - KUŞ GRİBİ " " DOMUZ GRİBİ - YALANCILAR ÇIKARCILAR" isimli karikatür kitaplarını tetkik ederken, Sayın KAPICIOĞLU'na gıyabi şük­ranlarımı sundum. Sonra bu duygularımı bir mektupla da kendisine ilet­tim.

Bu eserlere baktıkça ve okudukça, Hilmi YÜCEBAS'ın 1959 yılında yayınladığı "KARİKATÜR ÜSTATLARIMIZ - CEM ve RAMİZ"  isimli o şaheser yapıtıyla karşılaştırdım.  Çizgilerin nefasetine ve anlattığı mizaha tek kelime ile hayran kaldım.

Karikatür çalışmalarına 1986 yılında başlayan, eserleri Karadeniz Haber ve Taka Gazetelerinde yayınlanan, ilk sergisini Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde,  Ziya RAMOĞLU ve Gürbüz Doğan EKŞÃŽOĞLU ile birlikte biri Kazakistan Almaata'da biri Trabzon'da ikisi de ÜNYE'de (kişisel Sergi)   olmak üzere dört karikatür sergisi açmıştır.

KAPICIOĞLU'nun son karikatür kitabı  "DOMUZ GRİBİ   - YALANCILAR ÇIKARCILAR"  isimli  eserine,  Hukuk Fakültesi Mezunu, ülkemizin-yetiştir­diği  müstesna değerlerden, usta Romancı,  Sayın HIFZI TOPUZ  Beyefendi, "BİLİM VE SANATTA BİR ÖZVERİ ÖRNEĞİ"  başlığı  altında bir makale yaza­rak, değerli hemşerimiz PROF. Dr. Sayın SAİT KAPICIOĞLU'nun çalışmalarını anlatmıştır.

Söz konusu makaleden buraya bir pasaj alıyorum.

“Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu'nu çok yönlü bilim ve kültür çalışmalarıyla en başarılı ve ender aydınlardan biri olarak görüyorum.

Türkiye'de gastroenteroloji bilim dalının doruğuna erişiyor. Amerika'da visiting profesör olarak çalışıyor ve uluslararası düzeyde yetkili bir uzman olarak tanınıyor.

Bunlar elbette yetkinin ve başarının kanıtları, ama Sait Kapıcıoğlu bunlarla yetinmiyor, toplumsal konulara el atıyor. Kendi kendine karikatür çalışmaları yapıyor ve kısa zamanda çevresinde yetenekli bir karikatürcü olarak tanınıyor.

İlk sergisini dünya çapında ünlü karikatür sanatçısı “Gürbüz Doğan Ekşioğlu ile birlikte Karadeniz Üniversitesi'nde açıyor. Ardından da “ Afrika Sevdası “ adlı karikatür albümünü yayınlıyor.

Kapıcıoğlu son olarak da yine ilaç üreticilerinin dünyayı nasıl sömürdüklerini kamuoyuna duyurmak için canla başla çalıştıktan sonra elinize geçen şu son albümü yayınlıyor. Amacı global sömürü mekanizmasının tıp alanında nasıl işlediğini örnekler vererek göstermek.

“ Domuz Gribi” ya da “A” gribi dene hastalık nedeniyle bütün ülkelerin nasıl sömürüldüğünü parmak basmak.

Sait Kapıcıoğlu toplumun kendisine kazandırdığı bilgileri halka hiçbir çıkar endişesi olmanda yapıyor. Global sömürü düzeninin gücü ve toplum koşulları onu yıldırmıyor ve karamsarlığa itmiyor. Karşısındaki devlere kıvrak zekası, usta kalemi ve ince bir mizah anlayışıyla darbeler indiriyor.

Bu bir Don Kişotluk mu? Sanmıyorum. Olsa da ne çıkar? Toplumda her zaman Don Kişotlara ihtiyaç vardır.

Bu özveri örneğini yarattığı için dostumu içtenlikle kutluyorum.

Sayın Hıfzı TOPUZ beyefendinin şu anda kütüphanemde, Gazi ve Fikriye – Abdülmecit “İmparatorluk Çökerken Sarayda 22 yıl” –  Başın öne eğilmesin – “Sabahattin Ali'nin romanı” – Paris'te son Osmanlılar  “Mediha Sultan ve Damat Ferit” isimli dört eseri var.

 

 

Sayın KAPICIOĞLU için, Hocası ÖMER ÇAM'da 1inci ÜNYE KURULTAYI (14-15 KASIM.1998) sonunda yayınlanan kitapçığın "ÜNYE'NİN SAĞLIK SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ' ne dair Vll. bölüm sayfa 143te şöyle di­yor.   0 bolümü buraya aynen alıyorum.

" Sahi-ya bir de benim talebem, iftehar ederim Sait KAPICIOĞLU parayı bir yana iter hizmeti öngörür.  Benim burada söylemek istediğim bu."

Sevgili Sait, hastalarına gösterdiği özeni, haşir neşir olduğu güzel sanatlara ve  edebi  çalışmalarına da yansıtıyor.

Sayın KAPICIOĞLU'nun faaliyetlerine bir bakarsak.

İşte:  2001 yılı içersinde, titiz bir uğraşın sonucu yazdığı "TIP - YATRO TAŞLI HOCA"  isimli Tiyatro oyunu,  Sevgili Sait bu oyunu Ünyelilerin çok iyi tanıdığı, Osmanlı Tokadı ile meşhur rahmetli öğret men YUSUF BAHRİ TAŞLI adına kaleme almış ve  pek çok Ünyeliye  oyununda yer vermiştir.

İşte:  Üzerinde mermer kürelerin bulunduğu, 29.EKİM.2009 tarihinden itibaren dönmeye başlayan ve Meydanın simgesi olan ünlü DÖNER ÇEŞMEMİZ.

Bu çeşmenin projesini Prof. Dr. Sayın Sait KAPICIOĞLU bizzat kendisi çizmiş ve ÜNYE belediyesine armağan etmiştir.

Çeşmenin alınlığında şu kitabe vardır.

DÖNER ÇEŞME felsefesi

Bilimsel,teknolojik,sanatsal, Erdemli,hümanist, bilgeli, Adaletli,ölçülü,liyakatli, Vefalı ve inançlı olmak, Toplumsal rüyamızdır.

Prof. Dr. Sait KAPICIOĞLU

2 0 0 9

 

 

İşte: Eski Meçhulasker İlkokulunun girişindeki sarnıcın üzerinde Tas işlemeciliğinin güzel bir örneği olan blokun, yasalar çerçevesin de oradan sökülüp Belediye'nin göstereceği bir mahalle, masrafları bizzat sayın KAPICIOGLU'na ait olmak üzere yaptıracağı "MEÇHULASKER ÇEŞME Sİ'ne monte edilme düşüncesi, Bu çeşmenin alınlığına da, değerli Şairimiz merhum MEHMET AKÎF ERSOY'un ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ için yazdığı o ünlü şiirden,  su mısraları yazdırmayı düşünüyor.

"Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna,   yA Rab,  ne  güneşler batıyor

Ey,  bu topraklar için can veren  asker

Gökten ecdAd inerek öpse o pAk  alnı değer.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni  tarihe "desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitAb...

Seni ancak ebediyyetler eder istiAb.   "

Mehmet Akif ERSOY

Bu konuda bir başka tasavvuru da,  Belediye'nin yer göstermesi halinde ve tüm masrafları tarafından ödenmek suretiyle, İstanbul da bulunan  "OSMANAĞA ÇEŞMESİ"nden esinlenerek projesini çizdiği  görkemli  tari­hi  çeşmenin bir eşini,  yan duvarına,"Prof.  Dr.   Sait KAPI01OĞLU'nun anne ile  babası Cemile  ve Hamdi KAPICIOGLU anısına yaptırılmıştır. 20İ0' yazılmak suretiyle ÜNYE'ye  armağan etmektir.

Sayın KAPICIOGLU,  ÜNYE Belediye Başkanı Sayın Ahmet ARPACIOĞLU'na hitaben yazdığı mektubunu bir dosya haline getirmiş  ve  bu dosyaya ÜNYE'ye yapmak istediği Çeşmelerin Projelerini bildirmiş.  Eğer Belediye onay verip yer gösterirse Çeşmeleri hayata geçirecek.

Devamı Haftaya

 

KAPICIOGLU'nun  en büyük ve  en  olumlu düşüncesi  de ÜNYE'nin ismini Cihanşümul hale  getiren ve herkes  tarafından tanınmasına yol  açan eski sanatçıları ve  onların yarattığı  eserleri  günümüzde  yaşatmak üzere, Kentin muhtelif  yerlerine heykellerini  yaptırmak,   örneğin Çapulacılar*  Çömlekçiler anıtı  gibi  ve üzerlerine bu sanat dallarına kendini vermiş özveriyle  çalışan ünlü ustaların isimlerini  yazdırmaktır.

 

Bu örnekleri çoğaltabiliriz,   örneğin:  Dabaklar, Çarıkçılar, İpçiler, Gemiciler gibi. (Şaraphanelerimizi de unutmayalım)

 

Sevgili Sait, Başkanlığını Ceyhan AYLA ve Genel Sekreterliğini kendisinin yaptığı  (îki kişilik ve sadece gönüllü kayıtsız  çalışan) "ÜNYE UTAPYA" derneğini  kurmuşlar ve  bu işlere  kafa yoruyorlar.  Efendim sayın KAPICIOGLU ve Ceyhan AYLA'yı bu  düşünceleri   ve  girişimlerinden dolayı tebrik ederim.   Zira bu türde bir tasarı  yıllarca önce AVANOS BELEDÎYESΠ tarafından kentin muhtelif yerlerine uygulanmış.

 

2002 yılında, arabamızla KAPADOKYA'ya yaptığımız 4 günlük bir gezide bu tür bir çalışmaya yakından tanık oldum.

 

Kentin tam merkezi  yerine, bir  anıt yaptırmışlar, anıtın bir yüzün de Kızılırmak ve üzerindeki  Tarihi  Asma Köprü,  diğer yüzünde yörede çok yaygın olan Halı Dokumacılığı,  bir diğer yüzünde Çömlek Atölyeleri  ve Ustaları,   öteki  yüzünde  kentin hatırı  sayılır gelir kaynağı Bağcılık ve şarapçılık  sanatı işlenmiş.

 

Yöreye  gelen Turistler, şehrin  geçmişteki  ve  günümüzdeki   özellik­lerini yakından tanımak fırsatı buluyorlar.

 

Darısı güzel ÜNYE'mizin başına.

 

Dileğim; sevgili KAPICIOĞLU'nun bu güzel düşüncelerinin, Belediye'den onay görüp en kısa zamanda hayata geçirilmesidir.

 

Sayın KAPICIOĞLU: ÜNYE'nin geçmişini içeren pek çok araştırma makaleleri de yazmaktadır. Değerli hemşerimiz bendenizin bu konudaki merak saikasını yakından bildiği için bu makalelerinin birer fotokopilerini dosyalar halinde tarafıma gönderme nezaketi göstermiştir. Şu anda dört adet olan bu dosyaları Kütüphanemde özenle saklıyorum.

 

Geçenlerde, Hacettepe Üniversitesinde yapılacak Gastroenteroloji konusundaki Bilimsel bir Konferansa katılmak üzere ANKARA'ya geleceğini bana İSTANBUL‘dan telefon açarak bildirmiş. Ve telefonda aynen şöyle söylemişti.

-          Yüksel Ağbi, şu anda Bostancı İskelesine doğru gidiyorum. Vapurla Yeşilköy'e geçecek, Uçakla ANKARA'ya geleceğim. Konferans sonunda  da ziyaretinde bulunacağım. Bilgin olsun.

 

Bu konferansın oturum Başkanlığın yöneten Sayın KAPICIOĞLU, toplantı hitamında, telefon açarak Ağbi geliyoruz. Arabayı kullanan arkadaşa evin yolunu tarif edermisiniz dedi.

 

Yaptığın açıklamayı takiben, kendilerini istikbale çıktım ve 15 – 20 dakika sonra, muhterem konuklarımla  belirlediğimiz yerde buluştuk. Bir iki dakika sonra eve geldik.

 

Sayın KAPICIOĞLU'nun bu kısa yolculuk esnasında beraberindeki arkadaşı, Prof. Dr.  İlhan TEZCAN idi.

 

Babasının ÜNYE  de Ağırceza Reisliği yaptığını bildiren, Prof. Dr. İlhan TEZCAN, İlk- Orta ve Lise'yi ÜNYE'de okumuş, Avukat Mahmut ŞAHİNBAŞ ve Leman ŞAHİNBAŞ'ın evinde oturmuşlar.

 

Sayın TEZCAN kısa bir süre sonra, işinin çok acil olduğunu bildirerek, müsaade isteyip kalktı. Biz Sait beyle yalnız kaldık ve ÜNYE'yi ilgilendiren pek çok konuda söyleyişi yaptık. Biraz sonra da kütüphaneme geçtik. Değerli  konuğum  ÜNYE  BELGESELLERİ'mi yakından tetkik etme olanağı buldu.

 

“ ŞAİR VE YAZARLARIMIZA İLHAM VEREN KENT – ÜNYE” başlıklı kitap çalışmamı tetkik etti. Takdir hislerini ibzal buyurdular.

 

Bana gönderdiği, makale ve proje dosyalarını nasıl koruyup sakladığıma tanık oldu. Rafları donduran o yüzlerce kitaba hayranlıkla baktı.

 

—                         Yüksel  Ağbi, bu çalışmanı mutlaka bastırmalıyız. ÜNYE'yi bu kadar değişik konularda işleyen bir yapıta daha rastlamadım dedi.

 

Kendilerine teşekkür ettim.

 

Kütüphane tetkikini müteakip tekrar Salona geçtik. Eşimin özenle pişirdiği kahveleri yudumlarken, kendisini ve ailesini KARAMÜRSEL'e yazlığıma davet ettim. Teşriflerinden mutlu olacağımızı söyledim. Oda ağbi  size yakın Değirmendere'de bir hocam var. Muhterem bir kimse onu ziyarete geldiğimde mutlaka size de uğrarım diye söz verdi.

 

Değerli dostum. İçerisinde Kütüphanemin de bulunduğu çalışma odamı gezip tekrar Oturma Salonu'na geldiğimizde, eşime, espri ile karışık “yenge bu kadar geniş bir mahalli nasıl temizliyorsunuz ” diye soru yöneltti.

 

Hanım da gülümseyerek yanıtını verdi.

 

Saat 23 ‘ çe doğru, değerli konuğum oteline gitmek üzere müsaade istediler.

 

KÜÇÜKESAT'ta  NEVA OTELİ'nde kalıyormuş. Arabamızla Sait Beyi Otele kadar götürdük ve tekrar teşriflerine intizar ettiğimi bildirerek vedalaştık.

 

Devamı Haftaya

 

 

Değerli  okuyucular:

Sait'in nasıl bir cevher olduğu, talebelik döneminden belli idi.

1964-1965 yıllarında "ŞİRİN ÜNYE  AKKUŞ  SESΔ  Gazetesi'nde ÜNYE ile  ilgili seri makaleler yazdığım dönemde, ayni  gazetede bir üniversite öğrencisi  olarak "SÜT ÇOCUKLARININ BAKIMI  - VİTAMİNLER NASIL ALINMALIDIR - SÜT ÇOCUKLARININ  ANNE  SÜTÜYLE  BESLENMESİNİN  ÖNEMİ - SÜT ÇOCUKLARI NASIL BESLENMELİDİR - SÜT ÇOCUKLARI  HASTALIKLARI"  başlıkları altında bilimsel ve eğitici mahiyette, okuyucuyu etkileyen makaleler yazıyor ve başta anneler ve müstakbel anne adayları olmak üzere tüm okuyucuların dikkatini  çekiyordu.

Bu çok yönlü düşünen yaratıcı beyin, gün geldi semeresini ziyadesiyle gördü.

Zira sevgili Sait,  okumanın ve bir şeyler öğrenmenin zevkini ve temelini,  ÜNYE'de HOCALARIN HOCASI olarak tanınan ve değeri, nazarımızda hiçbir şeyle ölçülemeyen,  medarı ifteharımız rahmetli ÖMER ÇAM'dan almıştı.

Bugün sayın KAPICIOĞLU TIP mesleğinde nasıl otorite ise, karika­tür konusunda ve edebiyatın çeşitli dallarında oldukça ilerlemiş 'Sanat Adamı'dır.

Büyük bir nezaket gösterip, ilginç sunu notları, düşüp imzalaya­rak tarafıma gönderdiği "AF RİCA - PASSION - SEVDASI" " YALANCILAR - ÇIKARCILAR - KUŞ GRİBİ " " DOMUZ GRİBİ - YALANCILAR ÇIKARCILAR" isimli karikatür kitaplarını tetkik ederken, Sayın KAPICIOĞLU'na gıyabi şük­ranlarımı sundum. Sonra bu duygularımı bir mektupla da kendisine ilet­tim.

Bu eserlere baktıkça ve okudukça, Hilmi YÜCEBAS'ın 1959 yılında yayınladığı "KARİKATÜR ÜSTATLARIMIZ - CEM ve RAMİZ"  isimli o şaheser yapıtıyla karşılaştırdım.  Çizgilerin nefasetine ve anlattığı mizaha tek kelime ile hayran kaldım.

Karikatür çalışmalarına 1986 yılında başlayan, eserleri Karadeniz Haber ve Taka Gazetelerinde yayınlanan, ilk sergisini Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde,  Ziya RAMOĞLU ve Gürbüz Doğan EKŞÃŽOĞLU ile birlikte biri Kazakistan Almaata'da biri Trabzon'da ikisi de ÜNYE'de (kişisel Sergi)   olmak üzere dört karikatür sergisi açmıştır.

KAPICIOĞLU'nun son karikatür kitabı  "DOMUZ GRİBİ   - YALANCILAR ÇIKARCILAR"  isimli  eserine,  Hukuk Fakültesi Mezunu, ülkemizin-yetiştir­diği  müstesna değerlerden, usta Romancı,  Sayın HIFZI TOPUZ  Beyefendi, "BİLİM VE SANATTA BİR ÖZVERİ ÖRNEĞİ"  başlığı  altında bir makale yaza­rak, değerli hemşerimiz PROF. Dr. Sayın SAİT KAPICIOĞLU'nun çalışmalarını anlatmıştır.

Söz konusu makaleden buraya bir pasaj alıyorum.

“Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu'nu çok yönlü bilim ve kültür çalışmalarıyla en başarılı ve ender aydınlardan biri olarak görüyorum.

Türkiye'de gastroenteroloji bilim dalının doruğuna erişiyor. Amerika'da visiting profesör olarak çalışıyor ve uluslararası düzeyde yetkili bir uzman olarak tanınıyor.

Bunlar elbette yetkinin ve başarının kanıtları, ama Sait Kapıcıoğlu bunlarla yetinmiyor, toplumsal konulara el atıyor. Kendi kendine karikatür çalışmaları yapıyor ve kısa zamanda çevresinde yetenekli bir karikatürcü olarak tanınıyor.

İlk sergisini dünya çapında ünlü karikatür sanatçısı “Gürbüz Doğan Ekşioğlu ile birlikte Karadeniz Üniversitesi'nde açıyor. Ardından da “ Afrika Sevdası “ adlı karikatür albümünü yayınlıyor.

Kapıcıoğlu son olarak da yine ilaç üreticilerinin dünyayı nasıl sömürdüklerini kamuoyuna duyurmak için canla başla çalıştıktan sonra elinize geçen şu son albümü yayınlıyor. Amacı global sömürü mekanizmasının tıp alanında nasıl işlediğini örnekler vererek göstermek.

“ Domuz Gribi” ya da “A” gribi dene hastalık nedeniyle bütün ülkelerin nasıl sömürüldüğünü parmak basmak.

Sait Kapıcıoğlu toplumun kendisine kazandırdığı bilgileri halka hiçbir çıkar endişesi olmanda yapıyor. Global sömürü düzeninin gücü ve toplum koşulları onu yıldırmıyor ve karamsarlığa itmiyor. Karşısındaki devlere kıvrak zekası, usta kalemi ve ince bir mizah anlayışıyla darbeler indiriyor.

Bu bir Don Kişotluk mu? Sanmıyorum. Olsa da ne çıkar? Toplumda her zaman Don Kişotlara ihtiyaç vardır.

Bu özveri örneğini yarattığı için dostumu içtenlikle kutluyorum.

Sayın Hıfzı TOPUZ beyefendinin şu anda kütüphanemde, Gazi ve Fikriye – Abdülmecit “İmparatorluk Çökerken Sarayda 22 yıl” –  Başın öne eğilmesin – “Sabahattin Ali'nin romanı” – Paris'te son Osmanlılar  “Mediha Sultan ve Damat Ferit” isimli dört eseri var.

 

 



Bu Haber 2348 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI