26 Ocak 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Kar altındaki canlılara yardım...
musakiroglu@mynet.com

Osmanlı Vakıfları ile ilgili bir yazı okurken, o sırada kurulan vakıflardan birisinin “Karda Mahsur Kalan Vahşi Hayvanlara Yardım Vakfı “ olduğunu okuyunca çok şaşırmıştım.

 

Şaşkınlığımın sebebi Osmanlı'nın böyle bir vakfı düşünmesi, kurması değil, vahşi hayvanlar için böyle yardım vakfı kurulması idi.

 

Niye… Çünkü biz bırakın vahşi hayvanları, evcil hayvanları bile horlayan, gücümüz yettiğinde onların canlarını yakan bir anlayış içinde yetişmiştik.

 

Her ne kadar ilk gençlik yıllarında bu anlayışın yanlışlığını yaşadığı bir olayla öğrenmiş birisi olarak beni şaşırtan bu vakıf yazısından sonra dinlediğim yeni bir haber ise, bende tam bir mutluluk etkisi yarattı.

 

Biliyorsunuz bu ara İstanbul karakış yaşıyor… Bırakın tabiatın ortasında zorda kalan hayvanları, insanlar bile sokağa zar zor çıkabiliyor.

 

Dinlediğim haber, İstanbul Tarım Müdürlüğü elamanları tarafından Polonezköy ormanlarında yaşayan ve kar altında yiyecek bulamayan geyiklerle, sülünlere yem götürülüp, verilmesi haberiydi.

 

Görevliler, ayrıca ormanda yaşayan kurt ve çakallar için de ormanın uygun yerlerine et parçaları bırakıldığını söyleyince, işte okuduğum Osmanlı Vakfı'nın hatırladım.

 

Ne de olsa ecdadın torunlarıydık, bize de bu yakışırdı.

 

Bu ara Ünye'ye de kar yağdı. Özlediğimiz, uzun zamandır beklediğimiz kar şehrimizi bembeyaz etti.

 

Manzara güzel… Kar altında Ünye'yi seyretmek, karlı Ünye'de yaşamak harika bir duygu.

 

Ama, içimizin bir yerleri cızz ediyor.

 

Çünkü sobası yanmayan, soğuktan tiril tiril titreyen insanların yaşadığı evler var… Hastası olan, imkanı dar aileler var.

 

İşte kar havası, ayaz geceler bu evlerde, bu ailelerde azap üstüne azap demek.

 

Bir elimiz onların üzerinde olsun, biliyorsunuz ecdadımız bu konuda da duyarlıydı.

 

Evde çocukları olan aileler, çocuklarına hayvanlara yardım etmeyi öğretsin. Kar altında yem bulamayan kuşlar için pencere önlerine kırık ekmek parçaları koymalarını öğütlesinler.

 

Ağaç yaş iken eğilir. Bugün bunları öğrenen, böyle yetişen çocuklar ruhlarında sevgi büyütür… Yardımseverlik ve paylaşma duygularını geliştirirler. Merhametli birer birey olurlar.

 

Birbiriyle çatışan, öfkesi bol bir toplum yerine, sevgisi ve merhameti bol toplumu böyle kurabilir, güçlendirebiliriz.



Bu Haber 1988 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI