13 Şubat 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Kadın sığınma evi...
musakiroglu@mynet.com

Ordu İnsan Hakları Kurulu'nun Şubat ayı toplantısındaki gündem maddelerinden birisi kadın sığınma evi olmuş. Kurul, Ordu'da bu merkezin kurulması için tavsiye kararı almış. Bunu da ilgili kurumlara yazı yazıp bildirecekmiş.

 

İnsan Hakları Kurulu'nun aldığı kararların yaptırım gücünün ne kadar olduğunu bilmiyorum. Diğer taraftan kurulun aldığı kararın sadece Ordu merkeze mi mahsus, yoksa il geneline mi mahsus onu da bilmiyorum.

 

Ancak, bildiğim tek şey var, o da alınan kararın önemi.

 

Gazetede Ordu İnsan Hakları Kurulu'nun haberini okurken, birden geçmişte bizzat tanık olduğum bir olayı hatırladım.

 

Aile dostluğumuz olan bir arkadaşımın evde eşini dövdüğü haberlerini alıyordum. Pek ihtimal vermiyordum, ancak içten içe de ‘Acaba…' deyip duruyordum.

 

Bir gün bu arkadaşımızın eşinin evden kaçtığını, yine ortak arkadaşımız olan birinin evine sığındığını öğrendim.

 

Sığınılan evin sahibi arkadaşım işyerime bana geldi. Olayı anlattı. Kadının basbayağı dövülmüş olduğunu, hatta bazı morluklarının olduğunu söyledi.

 

Ben de  “Hastaneden rapor alalım, polise haber verelim” dedim.

 

Arkadaşım, kendisinin de öyle söylediğini… Ancak kadının buna şiddetle karşı çıktığını… Çünkü, daha önce dayak yediği bir sırada polise gittiğini… Polisin de eşini çağırıp, kendisini ona teslim edip, eve gönderdiğini söyledi.

 

Üstelik ne olmuşâ€¦ Eşi tarafından eve götürülen kadın daha eve girer girmez feci şekilde dövülmüş.

 

Arkadaşla ne yapabileceğimiz düşündük. Hiçbir çare, çözüm bulamıyorduk.

Sonuçta, şu dayakçı arkadaşı çağırıp, onunla görüşelim, dedik. Çağırdık, arkadaş geldi. Durumu sorduk… Bize saydı, söyledi… Söz de karısı bu dayağı hak ediyormuş gibi laflar zırvaladı.

 

Biz, kendisine şiddetle tepki gösterdik… Yanlışını izah etmeye çalıştık. Ancak gördük baktık ki, bu arkadaş çizikten çıkmışâ€¦ İflah olması imkansız hal almış.

 

O arada dayak atılan kadın, ailesini çağırdığını, gelip kendisini alacaklarını söyledi. Bir iki gün sonra geldiler, alıp kadını Adapazarı'na memleketine götürdüler.

 

Dayakçı arkadaş da tayinini istemiş, bir zaman sonra o da Adapazarı'na gitti.

 

Sonrasında aldığımız haberlerde, kadın çocukları sebep gösterilerek ailesi tarafından zorla eşinin yanına gönderilmiş. Sonrasında ise, yediği dayaklardan hasta olmuşâ€¦ Bütün beden ve ruh dengesi alt üst olmuş. Felç geçirmiş, bir süre yatalak kalmışâ€¦ Sonunda da kocası tarafından bir türlü sığdırılamadığı dünyayı terk etmiş.

 

Haber işte bana bu trajik olayı hatırlattı.

 

2005 yılında AB'ye uyum yasaları çerçevesinde çıkartılan 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile nüfusu 50 binin üzerinde olan belediyelere “kadın sığınma evi” açılması görevi verildi.

 

Ancak bakıyorum da belediyeler kendilerine böyle bir görev verilmemiş gibi davranıyorlar.

 

Ayrıca kadın kesiminde de bir hareket yok. Neden belediyelerin kadın sığınma evi açmadıklarını sorgulamıyor, işin takipçisi olmuyorlar. Bana bu da enteresan geliyor.

 

Bakın birey sağlığı, aile sağlığı, toplum sağlığı ve huzuru için bu kurum çok önemli. Kadın sığınma evi belediyelerin olsa da olur, olmasa da olur gözüyle baktıkları bir kurum değil, olmazsa olmaz gözüyle baktıkları bir kurum olmalıdır.

 

Ünye Belediyesi'nin de bu konuda harekete geçmesinin zamanı geldi de geçiyor. Belediye, Ünye Kadın Sığınma Evi'ni bir an önce açmalıdır.



Bu Haber 3278 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : lutfen bıran once açın su sıgınma evlerını evleri Tarih : 18 Kasım 2011 / Pazar Üye Adı :ebru ebru
bence cok gec bıle kalınmıs bu evlerın açılmasına.ozellıkle bu kesımlere kadına 2. sınıf muamelesi çok var ve kadınlar cok magdur erkek her konudan kadına sıddet yapıyo ve dur dıyen olmadıkca yada boyle kadınlar caresızce gıdecek yerlerı olmadıgı ıcın sustukca dahada cok ılerı gıdıyolar lutfen dur deyın ve kadınlara destek olunn.suan etrafımda sayısızca magddur kadın var hepsıde gıdeceklerı yer olmadıgı ıcın susuyolar yeter artık erkeklerıde doguran bı bayan sonucta
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI