HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Ağustos 2020 Cuma
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
30 Temmuz 2020 Perşembe Saat: 08:45

Suluhan Orta Çarşının Hikayesi (2) Suluhan Meydanı

Eren TOKGÖZ

Adı üzerinde Suluhan. Alt katında fıskiyeli havuzu, sarnıcı, kurşuni renge boyanmış pencereleri hep gözümün önünde. Suluhan ile tanıştığımda Fındık Tarım Satış Kooperatifi ve fındık kırma fabrikası olarak hizmet veriyordu. Demokrat Partinin köylüye buğday dağıtımı alt katlardaki iki göz depodan yapılırdı. Çarıkçılar arastasına bakan kapıdan girildiğinde görkemli bir merdiven ile üst kata çıkılırdı. Yukarı katları tam olarak keşfedemeden Suluhan bir gece yarısına doğru yandı. Derin uykulardayım !... Suluhan’ın  camlı kulesinden parlayan kıpkırmızı ışık ile birlikte burasını mekan tutan güvercinlerin yavruları, yumurtaları da yanıp kül oldu. Uzun süre konuşuldu nasıl yandığı. Neticede yangından geriye taştan iskeleti kaldı. Yangından sonra güvercinler yeni caminin kubbesini ve bizim evin çatısını mekân tuttular.

 

Öyle büyük yangındı ki Samsun, Çarşamba, Fatsa ve Terme İtfaiyeleri geldiler. Depolardaki fındıklardan yanmayanlar dışarı çıkartıldı. Aylar boyu yanmış fındığın acı kokusu sindi kaldı orta çarşının, Kazancılar Caddesinin ve Suluhan meydanının en ücra köşelerine. Suluhan daha sonraki senelerde parça parça satıldı. Terzi Nahit usta. Kuyumcu Turan ve Orhan Külünk kardeşler (Ufuk Mistepe’nin dayıları) Suluhan adasındaki yerlerini aldılar. Külünk Dedenin (Ufuk Mistepe’nin dedesi) dükkanının dış cephesinde kullandığı BTB’nin mavi ve tonlarındaki taneciklerini duvara inci gibi dizerken yaptığı özenli çalışmayı seyrederken sabır nedir öğrendim !....

 

Çataklı’ların evinin altında köşe başında Terzi Nihat Mutlu, ara sokağa doğru bayan terzisi Ahmet Kavaklıoğlu (Hacı Mahmure teyzemin sevgili eşi, arkadaşlarım Mehmet İlhan, Mustafa ve Çiğdem Kavaklıoğlu nun saygıdeğer babası) dükkânı, hemen yanı Hüseyin Çataklı’nın ev kapısı onun yanında Berber Hikmet Terzioğlu’nun dükkânı var. Hüseyin Çataklı’nın terzi dükkânı ve nihayet Hükümet Caddesi köşesinde Hüseyin Çataklı’nın Manifatura dükkânı. Çataklı Prof. Osman Çataklı’nın ağabeyidir. Karşı sırada uzun yıllar lokanta daha sonraları kahve ve bilardo salonu olan yerin lokantadan önceki halini tuz deposu olduğunu hatırlıyorum. Bir Turnede Ünye ye gelen Necdet TOSUN’un kapının tek kanadından sığamadığını gördüğümü hiç unutmadım.

 

Orta Çarşı Caddesinin şimdiki çiçeklik olan bölümünde kapsayan dükkânlardan oluşan bir ada mevcuttu. Her iki sokağa da cepheleri vardı. Burada sırası ile Dilsiz usta, arka cephede körüklü çizme ustası Laz Temel usta, Nuran Onat (Muhtar), sayacı Enver, diğer cephede Koca Mustafa (Cinek), sayacı Faruk Civelek, İbrahim Karaduman, çapulacı Halil Derin’in dükkânı, köşede Selahattin Gıyışkan’ın dükkânları sıralanıyordu.

 

Soldan itibaren devam edelim. Arada Elektrikçi Hüsnü’nün bobinaj atölyesi faaliyette, Köşedeki dükkân Ürer’lerin yazıhanesi olarak kullanılıyor. Bitişiğinde terzi Leon Baygın ve oğlu Gazoroz ustaların dükkânı var. Leon Usta daha sonra arkadaşım olan mimar Mardiror’un babası. Mardiros’da bu dükkânda ütü doldurup çıraklık yapmıştır. Bitişiği berber Hüseyin Taşkınsu dükkânı idi. Koltuk kolçaklarının üzerine konulan tahtaya oturur, saçlarım üç numara takılmış taraklı el makinası ile o zaman kalfa olan İngiliz Faruk tarafından bu dükkânda kesilirdi. Aynı sıradan devam ile terzi Nahit usta ile kalfaları Erdal ve Ünal abiler ve köşede Hulusi Âşık ve oğulları Hikmet ve Mehmet Âşık kardeşlerin ayakkabıcı dükkânı ve üstünde evleri vardı. Kızları Sevil sınıf arkadaşımdı. İlerleyen yıllarda Berber Hüseyin Taşkınsu dükkânı, Osman ustanın ayakkabıcı dükkânı, Nahit ustanın dükkânı THK yazıhanesi oldu sonraları Âşıkların karşı köşesinde çapulacı sayacı Abdullah Tarhan (Kanbur usta) (Burhan, Kemal ve Hasan kardeşlerin babası), Bitişiğindeki dükkânda Mustafa Ertoy lastik çizme ve spor ayakkabı ile kara lastik ayakkabı satıyordu. Daha ileride Terzi Nail, (Ahmet Birben’in babası), Bayraktarların binasının köşesinde Kalafat Mustafa, karşıda Topal Tevfik, ileride Sümer kardeşlerin dükkânları ve soba ve teneke işleri yapan Arap Rıza ve oğullarının dükkânı vardı. Sondaki Azmi Bıyık’ın kahvesini hatırlıyorum, köşe başında, tabanı Ünye taşından, eşikleri aşınmış, oluklaşmış Topal Tevfik’in karşına düşen arada Saz yapım ustası bağlamacı Sami’nin dükkânında her zaman bağlama sesi duyulurdu. Sami usta; Ünsal (Sarı), Mustafa (Tahtakılıç) ve Tuncay’ın babasıdır.

 

 

 

Sonbahar başlarında Kazancılar caddesinin Suluhan köşesine bakan yerinde Murat usta ve oğlu Gazıyak ustanın dükkânının önü ve yol ağzı lehimlenecek turşu tenekelerinden dolardı. Çömlek (pişmiş kilden) kaplarda turşu için kullanılıyordu. Plastik yoktu daha ortalıkta. Murat Ustanın yanında Pamuk dedenin (hallaç) dükkânı, bitişiğin de Kuyumcu Bilal,  onun yanında Tüfekci Sabri, erkek berberi Teğmen vardı.

  Suluhan’nın yangın enkazı önündeki alanda Karakin ustanın kaporta zımparalama yeriydi. Karakin usta kaporta ve boya işini Ünye’ye getiren ustaydı. Kuzine, soba ve kilit imalatından sonra bu işe girişti. Ustaların ustasını yetiştiren ustaydı. Komitoğlu Abdullah Karakin ustanın baş kalfasıydı.

  Orta çarşı caddesinde Ramazanlarda ayrı bir güzellikteydi. Her ramazan başında Babaannem (Hoca kızı) minare şerefesindeki ampulleri yeniletirdi.

Günümüzde babaannesinin geleneğini torunu Abdulkadir sürdürüyor. Ramazanın 15. gününden başlamak üzere yatsı ezanından önce Adatepe İbrahim ile Ramis Çolakoğlu güzel sesleri ile söyledikleri ilahiler ile ramazan uğurlanırdı. İstanbul Selatin Camilerine (Sultan Camileri) mahsus bir geleneği Ünye’de yaşatıyorlardı ramazanlarda. 

Çapulacılar arastası sonraki adı ile Orta Çarşı Caddesi Ünye İktisadi hayatının yönlendiği ana mekânlarda biri olmuştur Çapulaların, kunduraların yapımına emek verenler Ali Kurt’un modern makinalarına ve daha sonrada beraberce İstanbul ve Konya fabrikasyonuna yenildiler. Murat Ustanın turşu tenekesi lehim işi plastiğe yenildi. Kazancılar caddesinin bakır ve kalay ustaları toptan alüminyuma yenildiler. Çok sonraları da alüminyum, emaye ye çelik kaplara ve teflona teslim oldu. Soba, kuzine ve kapı kilitleri el emeği ile üretiliyordu. Kilit İstanbul fabrikasyonuna, soba, kuzine işleri de Kayserilinin emayesi ile başa çıkamadı.

Orta çarşının meşhur masif mobilya ustası Hüseyin ve Hasan Güdek kardeşlerdi. Masif ahşaptan mobilya yapımını sunta üzeri formika kaplama işi sonlandırdı. Masif üzerine kaplama, masif ve gomalak tarihteki yerlerine oturdular. Bütün terziler bayramlarda iş yetiştirmek için sabahlara kadar çalışıyorlardı. Onlarda Konfeksiyona yenik düştüler

  Sonuçta Orta Çarşının iş ve aş üreten meslekleri zamanın tünelinde bir bir eridiler… Sürüp gidecek değişim başlamıştı bir kere.

Bu haber toplam 461 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Suluhan, Orta, Çarşının, Hikayesi, (2), Meydanı

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler