HABER ARAMA
  • DOLAR6,2614
    % 0,20
  • EURO7,3201
    % 0,26
  • ALTIN242,6800
    % 0,10
  • BIST 10096.603,75
    % 1,81
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Eylül 2018 Perşembe
Fındık Fiyatı


12.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
0112 BİNGÖL SPOR000
021955 BATMAN BELEDİYESPOR000
031960 SİLOPİ SPOR000
04AĞRI 1970 SPOR000
05AĞRI GENÇLERBİRLİĞİ SPOR000
06BAĞLAR BELEDİYESPOR000
07BİTLİS ÖZGÜZELDERESPOR000
08DİYARBAKIR YOLSPOR000
09ERCİŞ GENÇLİK BELEDİYE SPOR000
10K.YILDIRIMSPOR000
11MARDİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR000
12MUŞ MENDERES SPOR000
13SİİRT İL ÖZEL İDARESİ SPOR000
14YÜKSEKOVA BELEDİYESPOR000
NAMAZ VAKİTLERİ
10 Temmuz 2018 Salı Saat: 08:41

“Çocuğa hayır demeyi öğretin!”

Son günlerde çocuk istismarları ve kaçırılmaları olaylarının ardından anne ve babalara çağrı yapan Çocuk Psikoloğu Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın, “Çocuğa hayır demeyi öğretmek lazım!” dedi.
“Çocuğa hayır demeyi öğretin!”

Son günlerde kamuoyuna yansıyan çocuk istismarları ve kaçırılmaları olaylarının ardından anne ve babalara çağrı yapan Çocuk Psikologu Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın, “Çocuğa hayır demeyi öğretmek lazım!” diyerek çocukları özgüvenleri sağlam yetiştirmek gerektiğini söyledi.

Çocuk istismar ve kaçırılma olaylarının her zaman olduğunu, ancak son yıllarda teknolojinin gelişimiyle birlikte gün yüzüne çıktığını belirten Yalın, “Dünyada hep vardı çocuk istismarı. 1700 yıllarına kadar uzanabiliyor bu konudaki literatür. Baktığımızda hep var. Ama niye bugün gün yüzüne çıktı? Her istismar vakasında bu, gün yüzüne çıkar ve bir süre sonra unutulur.” diye konuştu.

Prof. Dr. Yalın, “Her şeyi çok iyi giden bir çocuğun kısa sürede; çok ürkek, çok bağımlı, çok içe kapanık, çok ağlayan, size kendisini dokundurtmayan, bazen çok hırçın, bazen çok öfkeli, bazen çok saldırgan ama birden bire bir değişiklik görülüyorsa bu çocuğu ne oluyor diye sorgulamak lazım.”diyerek anne ve babalara çocuklarını gözlemlemesi çağrısı yaptı.

İstismarların çoğunun tanıdık olduğu vurgusu yapan Yalın, “Yabancılar çok nadir olur. Onlarda plan kurarlar, etrafında dolaşır, çocuğu aşina olurlar. Ondan sonra yavaş yavaş çocuğa özellikle cinsel istismar konusunda çocuğu sever, okşar ve onun arkasından adım adım cinsel istismara başlarlar.” diye konuştu.

İstismar konusunda yasalar yapılırken caydırıcı tedbirlere ulaşmak için uzman kişilerden fikir alınması gerektiği vurgusu yapan Yalın, “Bu konuları gündemden düşürmeyelim. Aşırı derecede de gündemi bu konularla meşgul etmeyelim. Ancak unutmayalım da. Çocuklar ve çocuk istismarı ile ilgili yasalar yapılırken ve önlemler alınırken alanında uzman kişilerin fikirleri de alınmalı. Sağlam çözüm yolları üretmeden sonuca gidilmemeli.” dedi.

 

Ülkemizde son günlerde yaşanan çocuk cinayetleri, istismarları ve kaçırılma vakalarına ilişkin görüştüğümüz Çocuk Psikologu Ünye Özel Haznedar Anaokulu sahibi Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın, anne ve babaları çocuklarının güvenliği için dikkatli olmaları çağrısı yaptı.

Yaşanan acı olayların ne ilk, ne de son olduğunu ifade eden Yalın, bu olayların tekrarlanmaması ve önüne geçilmesi için neler yapılması gerektiğini anlattı.

Anne ve babalar başta olmak üzere herkesin merak ettiği soruları ve cevaplarını Prof. Dr. Yalın’la sizin için görüştük.  İşte Prof. Dr. Yalın’ın ebeveynlere ışık tutacak önerileri ve yaşadığımız süreç…

“Bugün çok arttı diyemiyoruz, çünkü dünü bilmiyoruz”

* Çocuk istismarı olayları son yıllarda belirgin bir şekilde arttığını gözlemliyoruz. Toplumda bir denge değişimi mi var, yoksa bu olaylar gün yüzüne mi çıkmaya başladı?

Hakikaten nereden başlayacağımı, nasıl konuşacağımı bilmediğim bir durum bu. Her gün hayretle uyanıyorum, hepimiz öyle uyanıyoruz. Dünyada gerçekten hep vardı çocuk istismarı. 1700 yıllarına kadar uzanabiliyor bu konudaki literatür. Baktığımızda hep var. Ama niye bugün gün yüzüne çıktı? Bugün gün yüzüne çıkmadı. Her istismar vakasında bu durum gün yüzüne çıkar aslında. Önce konuşuluyor, sonra unutuluyor. Sonra başka bir çocuk oluyor, konuşuluyor tekrar unutuluyor. Bugün bu kadar çok konuşulmasının sebebi; artık medya çok daha işler halde. Her yerden haber alabiliyoruz. Eskiden böyle haber sistemimiz olmadığı için vakalar olur, onu ancak polis görür, çok ağır bir vakaysa psikiyatri görürdü. Şimdi hepimiz görüyoruz, çünkü iletişim araçları arttı.

Tabi ki toplumda değişti. Toplumda her türlü şiddeti çok daha yaygın bir biçimde görüyoruz. Toplumdaki iletişim araçlarındaki şiddetin ve istismar vakalarının kullanımı da çok hızlı ve maalesef çok fazla. Baktığımızda televizyonlardaki dizi filmlerine, haberlere her gün yüzlerce vakayı görebiliyoruz.

Bugün çok arttı diyemiyoruz, çünkü dünü bilmiyoruz. Ama bugün çok daha fazla duyuyoruz. Duydukça da içimiz kalkıyor. Gerçekten ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Bu işe kim, kim için, kime, nasıl yardımcı olacak? Yani bütün sorularımızın bir şekilde hep beraber çözülmesi lazım. İstatistik veremiyorum doğrusu dün buydu, bugün böyle. Ama çok daha görünür halde. Şunu da söyleyeyim bu; buz dağının üstü gördüğümüz. Altı çok daha derin. Bizim ve sizin duymadığımız; saklı, kol kırılır yen içinde kalır vakalar dünyada ve bizde çok fazla.

Her yerde var, bölgesel ayrım, şehirsel ayrım yapmak mümkün değil. Her yerden ses geliyor.  Bazen medeniyet her şeyi daha fazla açığa çıkarıyor, çünkü her şeyden haberdarız şimdi. Bizim bir şeyler yapmamız lazım.

“Çocuklar bize ipucu verirler”

-İstismara uğramış bir çocuğu nasıl anlarız? Bunun fiziksel ve psikolojik belirtileri nelerdir?

Bunun buket semptomları maalesef yok. Neden yok biliyor musunuz? Çocuklar çok hızlı şekil değiştirebiliyorlar. Mesela bir gök gürültüsü onlarda sabaha kadar ağlama ya da korku nöbetleri çıkarabiliyor. Ya da bir annenin iki saat boyunca eskisinden daha fazla dışarıda kalması aşırı bağımlılığa neden olabiliyor. Çünkü çocukların güvenilmeye, güven durulmaya, sevilmeye, okşanmaya, büyürken bu şekilde keyifli bir ilişkiye ihtiyaçları var yarınlarını mutlu görebilmeleri için. Onlarda belirtiler yaşa göre, içinde bulundukları psikolojiye göre hızlıca şekil değiştirebiliyor.

İstismar vakalarında şu olur, bu olur demek çok zor ama özellikle şuna çok dikkat etmek lazım. Her şeyi çok iyi giden bir çocuk kısa sürede; çok ürkek, çok bağımlı, çok içe kapanmış, çok ağlayan, size kendisini dokundurtmayan, bazen çok hırçın, bazen çok öfkeli, bazen çok saldırgan ama birden bire bir değişiklik görülüyorsa bu çocuğu ne oluyor diye sorgulamak lazım. Çocuklar bize ipucu verirler. Biz bu ipuçlarını anne baba olarak bazen anlayamayabiliriz. Bunlardan bir örnek vereyim ben size; ‘o amca seni seviyor evladım niye yanına gitmiyorsun.’ Hakikaten seviyor, komşunuz. ‘Seni doğduğundan beri çok seviyor evladım, o geldiği zaman niye çıkmıyorsun’ dediğinizde çıkmasına zorlamayın çocuğu. O amcanın, o komşunun, o akrabanın, o arkadaşınızın kimse o, çocuğun yanına çıkmadığı onun tutuşundan, onun kendisine dokunuşundan anne babası gibi dokunmadığını hissedebilirsiniz. Çocukları zorlamayın.

 “Gerçekten çocuğa hayır demeyi öğretmek lazım”

-Çocuklarımızı yetiştirirken nelere dikkat etmeliyiz?

Çevreye karşı koruyabilmek için önce çocukları kendi bedenlerine sahip çıkmayı öğretmek lazım. Kendi bedenlerini korumayı öğretmek lazım. Vücudunun her yerini korumak için o çocukları hazırlamalı, bedeni korumak önemli. Sen istemediğin bir şekilde sana biri dokunduğu zaman (vurmak, sıkmak, okşamak) buna hayır deme hakkı olduğunu öğretmemiz lazım çocuklara. Cinsel istismar değil, fiziksel istismar değil, duygusal istismar değil sadece. Çocuğun kendisini sağlam ve güvenli bir bedene sahip olabilmesi için koruması lazım.. Gerçekten çocuğa hayır demeyi öğretmek lazım. Ve bunu çok erken yaşta öğretmemiz lazım. Cinsel, fiziksel ve duygusal istismarı hepimiz zaman zaman farkına varmadan yapmış oluyoruz. Çocukları fiziksel ve cinsel istismardan koruyabilmek için çocukları bedenlerine sahip çıkmayı en erken yaştan öğretmek lazım.

Çocukları sevme biçimimizde değişiklikler yapmamız lazım, bu bir gerçek. Çocuklarımızı çok mıncıklayarak seviyoruz. Sevmeyin demiyorum, onların sevilmeye dokunulmaya ihtiyaçları var. Ama çocukları hırpalayarak sevmenin gerçekten ben çok da uygun olmadığını düşünüyorum. Bazı insanlar ‘ah ısırasım geldi’ diye başlıyor. ‘Pembe beyaz ne kadarda güzel, şunu bir döve döve sevsem’ gibi. Bunlar çok da uygun şeyler değil.

“İstismarların çoğu tanıdıktır”

-Sizce çocuklar neden istismara uğradıklarını söylemekten kaçınıyorlar ve istismar uğradıklarını hangi noktada anlarlar?

İstismarın kendi içinde bir planı var. Bu bir süreç. Önce kim olursa olsun önce çocukla sağlıklı, keyifli, mutlu bir ilişki kurar, sever çocuğu. Dolayısıyla çocuk önce beni seviyor, benimle oynuyor, beni hoş tutuyor diye bir güven tesis eder. İstismarların çoğu tanıdıktır. Yabancılar çok nadir olur. Onlarda plan kurarlar, etrafında dolaşır, çocuğu aşina olurlar. Ondan sonra yavaş yavaş çocuğa özellikle cinsel istismar konusunda çocuğu sever, okşar ve onun arkasından adım adım cinsel istismara başlarlar. Çocuk neden bu olayı söylemez? İstismarcı tarafından tehdit alır; yani söylemesi durumunda kimsenin kendisine inanmayacağını, çünkü kendisinin çok güvenilir bir kişi olduğunu belirtir. Söylerlerse evlatlıktan reddedileceklerini ve öldürüleceğini söylerler.  Bunun gibi bir yığın tehdit alırlar. Ardından da çocuk gerçekten bunu söylemeye cesaret edemez.

İstismar vakalarında yaş sınırı 11’i geçmez. Alt yaş sınırı ise 5’tir. Çok erken yaşta çocukları istismar ediyorlar. Böylece çok kolay kandırılabiliyorlar. Çocukların yaşları fırsat olarak kullanılarak istismar yapılıyor.

“Söylememenin nedeni inanılmama ve reddedilme korkusu”

Fiziksel belirti; üzerlerinde parçalanmış bir elbise varsa, vücutları morarmışsa, cinsel ilişki ile bulaşmış bir hastalık varsa, çocukların artık kimliğinde ve kişilik özelliklerinde büyük bir değişiklik olmuşsa, çocuklar cinsel içerikli sözcükler kullanmaya başlıyorlarsa, cinsel içerikli oyunlar oynamaya başlıyorlarsa, dikkatler bu noktalara yoğunlaştırılmalıdır. Çocuk psikiyatrisleri cinsel içerikli bir filme normal bir çocuk ile cinsel istismara maruz kalmış bir çocuğun farklı tepkiler verdiğini fark edebilir. Olaylar ancak bu şekilde fark edilebilir. İşte çocuklar bu nedenle söylemekten kaçınıyorlar.

30- 40 yaş aralığında kişilerle yapılmış bir araştırma var. Bu kişilere istismara uğrayıp uğramadıkları, uğradılarsa da neden bu zamana kadar söylemediniz türünde sorular sorulmuş. Bu konuda çocuk size bir tepki veriyorsa, ona mutlaka inanın. Çünkü hiçbir çocuk kendisine birilerinin zarar vereceği yalanını söylemez. Abartıyor olabilir. Ancak istismarda çocuklar abartsalar bile, inanın.

İkincisi reddetmeyeceksiniz; tam tersine onu koruyabileceğinizi göstereceksiniz. Koruyun ki; size güvensin. Size güvensin ki; anlatabilsin. Bütün insanların bunu söylememe nedeni inanılmama ve reddedilme korkusudur.

 “Ne olursa olsun mutlaka hukuki bir süreç başlatılmalı”

-Bu süreçten sonra aile olarak çocuklara nasıl bir tedavi yöntemi uygulanmalı?

İnandınız ve bildiniz ki çocuğunuz istismar ediliyor. Çocuğunuzda böyle bir durum görürseniz hemen yetkili birime emniyete bildirin, hukuk sürecinin başlaması lazım. Birçok aile erkek ya da kız çocuklarının adı çıkacak ve toplum farklı bir biçimde bakar diye durumu gizliyor, gerekli birime bildirmiyor. Kendi içinde bunun halletmeye çalışıyor. Çocuğu bu anlamda koruduğunu sanıyor ama bu korumak değil.  Çocuğun haklarının da korumak gerek. Ne olursa olsun mutlaka hukuki bir süreç başlatılmalı.

2018 Eylül ayının sonunda Ünye’de Çocuk Koruma Kongresi var; konusu savunuculuk. Çocuk için çocukla birlikte, çocuğun hakları savunulacak. Çocuğunuzu sevebilirsiniz, ilgi gösterebilirsiniz ama onun hakların korumadığınız zaman çocuğu korumamış oluyorsunuz. Dolayısıyla gerçekten vaka var ise bunun bildirimi lazım. Hukuki sürecin ardından psikolojik tedaviye başlanmalı. Çok önemli, çünkü çocuğa temel güven duygusu verilmeli. Güçlü bir bağ kurulmalı.

Çocuklara tanımadıkları kişilere karşı nasıl davranmaları gerektiği de öğretilmeli. Okullarda da bu konuda düzenlemeler ve önlemler alınmalı. Çocuklar aileleri dışında hiç kimseye teslim edilmemeli. Aileler çocuklarına baskı uygulamamalı ve arkalarında koruyucu olarak faaliyet göstermeliler. Psikolojik destek çok önemli, çünkü hayatları boyunca taşıyacağı acıyı onlara unutturuyorsunuz. Bu acının onun suçu olmadığını ona öğretiyorsunuz.

Çocuk içinde bulunduğu durumu üç yöne atfeder. Birincisi ‘lanet olsun ben neden durduramadım’ der ve kendini suçlar. İkincisi; tacizciye atıf olarak ‘o pis’ yaptı. Üçüncü olarak da ailelerini suçlarlar ‘beni neden koruyamadınız’ şeklinde. Biz bu atıfları tedavide değiştiriyoruz. Ne annen baban suçlu, ne de sen suçlusun şeklinde.

Çocuk kandırılmış olsa bile kandırılma yaşında olduğu için onların mağduriyetini görmek gerekir. Bu süreçte çocuğun kurmuş olduğu bağlar ortadan kalkıyor. Çocuğun temel güven duygusu sıfırlanıyor. Biz psikolojide temel güven duygusunu yeniden kurmaya çalışıyoruz. Dünyada kötü insanlar olduğu gibi iyi insanlarında var olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Kolay bir süreç değil.  Çünkü dünyaya küsen bir çocuğun tekrar eski haline gelmesi zor bir durum. Çocuk başından geçen olayın ne kendisinin, ne de ailesinin suçu olmadığını bilmelidir.

 “Anne-babanın da çocuklarının bedenlerini korumaları konusunda tedbir almaları lazım”

-Çocukları yetiştirme konusunda anne ve babalara ne gibi görevler düşüyor?

Bu soruyu anne ve babalar bana hep sorarlar, her zaman derim bu işin eğitimi vardır.

İkinci olarak çocuklar ile aramızda ki ilişkiler suni değil, gerçekçi olmalı.

İnsanlarla sağlıklı bir iletişim kurabilen, temel güveni olan, ayakları yere basabilen bir çocuk yetiştirmek gerekiyor.  Anne babaların çocukla iletişimi sadece çocuk istismarından korumak değil,  duvardan atlamama, hızlı koşmama, yerden bir şey almama gibi sıradan tedbirler olmalı.  Biz çocuk terledi üzerini değiştiriyoruz, iyi yemek yedi mi diye soruyoruz, düşmesin diyoruz. Ancak, biz çocuğumuzun bedenine kimse zarar vermesin, kimse dokunmasın diye bir şey demiyoruz. Anne-babanın da çocuklarının bedenlerini korumaları konusunda tedbir almaları lazım.  Çocuklara hayır demeyi öğretmelisiniz. Tanımadıkları insanlara yaklaşmamayı öğretmelisiniz. Çocuklara önce hayır demeyi, sonra kendisine dokundurtmamayı, bedeninin çok değerli olduğunu, ona kimsenin zarar vermemesi gerektiğini öğretmelisiniz. Bir şey olmaz demeyin, hepimizin çocuğu risk altında.

“Biz çocukları o kadar koruyoruz ki; dışarıda çocuklar tek başlarına hiçbir şey yapamıyorlar”

Çocukları hem salıvereceğiz, hem de arka planda denetleyeceğiz. Her alanda dikkatli olalım.  21. yüzyıl çocuklarında her şeyi ailelerinin aracılığıyla gerçekleştirme gibi bir durumu var. Bu yanlış bir davranış. Üstlerini giyerken bile ailelerine ihtiyaç duyuyorlar.  Çocuğa en erken yaşta kaşığı tutmayı öğretmeniz gerekiyor. 6-7 yaşına kadar kendini korumayı öğretmelisiniz. Her şeyi tek başına yapabilmeyi öğretmelisiniz. Siz olmadan belli saatler tek başlarına durmalarını öğretmelisiniz. Biz çocukları o kadar koruyoruz ki; dışarıda çocuklar tek başlarına hiçbir şey yapamıyorlar. Sadece istismardan korunmak için çocuklara bakılmaz. Kendi varlıklarını bilmeleri de gerekmektedir. Ailelerin yaptığı yanlış, çocuk üzerinde aşırı bir koruma kalkanı oluşturmaktır. Önce bu alışkanlığı bırakmalıyız. Çocuklar tahmin ettiğimiz seviyeden daha çok güçlü.

-İstismarcıları nasıl değerlendirmek gerekiyor. İstismar suçlarına verilen hukuki cezalar caydırıcımı? Sadece hukuki cezalar yeterli mi?

Bildiğim kadarıyla istismardan caydıran bir ceza sistemi yok. Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Hep beraber göreceğiz. Hangi cezaların caydırıcı olacağını hukukçular bilir. Bu konularda neler yapılabilir? Dün bitti, bugün de geçiyor. Her gün yarın için gebe. Bunun için bugünü bırakıp, yarına bakmak lazım ve kullanılabilir projeler yapılmalı. Bugünden itibaren bugünden farklı olarak toplumda sürekli sürdürülebilir projeler yapmak gerek.

Biz Çocuk İstismar Derneği’ni 1981-86 yıllarında kurduk. Derneğin adı neredeyse hiç duyulmadı. Belki de duyurulmadı.  İlk defa 1986-87 yılında Ünye’de bir panel yaptık. Ardından her iki senede bir elimizden geldiğince yapıyoruz. Amaç halk üzerinde farkındalık yaratmaktır ama bu panel zaten bu konularda malumat sahibi kişilere yapılıyor. Bununla yetinmeyip köy köy gezerek mahalle oturumları yapılmalı, halka bu durum benimsetilmeli daha anne karnında iken onun ne değerli bir varlık olduğu gösterilmeli.

İstismar çeşidi ne olursa olsun halkın bu konuda bilinçli olması sağlanmalı. Bunu daha geniş kitlelere yaymak gerek. Halk eskiye oranla artık daha bilinçli davranıyor ama bilindiği gibi her geçen gün ülke nüfusu da artıyor. Her doğan çocuk için yeni yeni bilinçlendirme programları uygulanmalı.

Ünye’de III. Uluslar arası Çocuk Koruma Kongresi 30 Eylül’de başlayacak, 3 Ekim tarihine kadar sürecek. “Çocuklar İçin Çocuklar il Birlikte Çocukları Savunmak” konulu kongrede herkese ulaşmayı amaçlıyoruz.

Artık daha aydın bir şekilde ilerliyoruz.  Olayları çok abartmadan sesimizi duyurmalıyız. Sivil toplum kuruluşları ile bu konuda projeler hazırlanıyor. Amaç çocuk büyütmek değil, çocuğun tam gelişimini sağlamak. Okullarda da bu konuda çocuğun temel durumu konusunda dersler verilmeli. Çocuğun beslenmesi, korunması, temizlenmesi gibi pek çok konuda bilinçlendirme eğitimleri aydınlatıcı bir şekilde her gün her saat verilmeli. Bu konuları gündemden düşürmeyelim. Aşırı derecede de gündemi bu konularla meşgul etmeyelim. Ancak unutmayalım da. Çocuklar ve çocuk istismarı ile ilgili yasalar yapılırken ve önlemler alınırken alanında uzman kişilerin fikirleri de alınmalı. Sağlam çözüm yolları üretmeden sonuca gidilmemeli.

Bu haber toplam 381 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : “Çocuğa, hayır, demeyi, öğretin!”

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler