HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
29 Eylül 2020 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
6 Şubat 2020 Perşembe Saat: 09:02

DEPREM

Teknikerler Birliği Ordu İl Temsilcisi Musa Kıranlı
DEPREM

Deprem bir başka deyimle yer sarsıntısı veya zelzele; yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen kırılmalar, sismik dalgalanmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsma olayına “Deprem” denir.

Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

Ülkemiz yerkürenin önemli bir deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır, ülkemizin deprem haritası incelendiğinde birçok bölgenin deprem riski altında olduğu görülmektedir.

TÜRKİYE deprem kuşağında bir ülke ve uzmanların ifade ettiğine göre ülke genelinde şu anda 500’ün üzerinde her an deprem üretebilecek aktif fay mevcut.

Deprem Bölgeleri Haritasına göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Dolayısıyla Ülkemiz deprem kuşağında yer alması nedeniyle her daim depremle yüzleşmek zorundayız. Depremin ne zaman olacağı belli değil ama ne yapacağı bellidir.

DEPREM kuşağında olmamıza ve gerçekleşen onca depremle yıkılıp mahvolmamıza rağmen, yeterince ibret ve gerekli önlemleri aldık mı? Almadık, alamadık ki hâlâ orta ölçekli depremlerle bile binaların enkazı altında can veriyoruz.

Yıkılan binaların hepsi de Deprem Yönetmeliği çıkmadan önce yapılmış, depreme dayanıksız binalar.Yan yana iki apartmandan biri sapasağlam ve dimdik ayakta iken, diğeri un ufak olup, yerle bir olmuş. Bu binaya baktığınızda bugüne kadar ayakta kalabilmesine şaşıyorsunuz.Zira ne betonu beton, ne demiri demir, “ne de zemin sağlam.

Depreme karşı mücadelede Amerika ve Japonya örnek alınabilir. Çünkü bu ülkelerde artık deyim yerindeyse deprem ve binalar insan öldürmüyor. Bakınız en son Küba da yaşanan 7.7 şiddetindeki depremde yıkım ya da can kaybı olmadığını duyuyoruz.

Ay’ı yeniden keşfetmemize gerek yok, işin nasıl yapılacağının yolu yöntemi belli, yeter ki onlara harfiyen uyalım, uygulayalım ve gerekli denetimi yapalım. Yapılardaki tüm uygulamaların kamu (belediye) tarafından anında denetlenip raporlanması ve sorumlu imza ile yapıma müsaade edilmesi gerekir.Proje uygun mu? Kullanılan demir evsafa uygun mu? Usulüne uygun döşenmiş mi? Dökülen beton nitelikli mi? Yapı betonarme ise temelden başlayarak, katlar için döşenen ve dikilen kolon ve kiriş demirleri uygun mu, bunların bağlantıları normal mi?Tünel-kalıp sistemi ile yapılıyorsa radye temel için gerekli beton ve demir örme işlemleri usulüne uygun mu?Yapım aşamasının her kademesinde teknik elemanlar görevlendirilmeli ve yapılan işler denetlenip imza altına alınmalı.Kontrol mühendisleri, şantiye şefiyle birlikte inşaatın başında bulunup, gözlem yapıp numune almalı ve gerekli incelemeleri yaptırdıktan sonra, uygunsa imza atıp yapıma devam ettirmeli.

Belediyeler, küçüklük ve büyüklüklerine göre hazırlayacakları master planlarla mevcut yapılaşma ile yeni imara açılan yerleşim yerlerini, kısa, orta ve uzun vadede yeniden depreme göre yapılandırmalıdır.Özellikle deprem fay hatları üzerinde bulunan yerleşim yerlerinde birinci önceliği bu olmalıdır.

Depremler mukadder olup önlenemeyeceğine göre, depreme dayanıklı binalar yapmaktan başka çaremiz yoktur.

Depreme karşı önlem almamanın gerekçesi olmaz, olamaz.Bugün 6.8 şiddetindeki Elazığ depreminde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, ailelerine sabır diliyor, yaralılarımıza şifa diliyoruz. Şu gerçeği de görmezden gelemeyiz 6.8 şiddetinde bir deprem sonrasında yitirdiğimiz 41 insan kaybetmemiz bir mucizedir. Ve bir ilerleme kaydettiğimizi gösterir.

Yaşadığımız böyle afetler sonrasında kimsenin farklı bir beklentisi olmamalıdır. GÜN, birlik ve dayanışma günüdür; acıları birlikte paylaşma günüdür.Gün yekvücut seferberlik günüdür.

Deprem olduktan sonra değil olmadan önce hazırlık yapmalıyız. 

Binaların çökme nedenleri arasında ilk sırada taşıyıcı kolonların zayıflaması yer alıyor.  Binanın ana kolonları zamanla zayıflayarak çökmeye neden oluyor. Buna ek olarak yaşanan toprak kaymaları ile binanın temelinin altının boşalması, temelin su alması ile binada bulunan demirlerin zamanla çürüyerek işlevini yitirmesi, kullanılan inşaat malzemelerinin kalitesiz olması nedeni ile dayanımlarının zamanla azalması gibi nedenlerle çökme olayları meydana gelebiliyor.

İnsanlar inşaat yaptırırken inşaatı yapacak kişi veya müteahhide ilk sordukları İnşaatımı kaça yapacaksın? Kimse sormuyor ki inşaatımda kullanacağın beton sınıfı ne? Ne kadar demir kullanılacak?  Evet Belediye sınırları içerisindeki inşaatlar bi şekilde denetlenmekte kontrolleri yapılmaktadır. Ancak kırsaldaki inşaatlarda kontrol diye bir şey yok. İnşaat yaptıracak kişi usta ile müteahhidin insafına kalmış durumdadır. Eeee işini doğru yapan yapmak isteyen yokmu? İllaki var. Ama işini standartlara göre yapmaya kalkışanlara da iş yaptıran yok.

İnşaat yapımına karar verildiği an her şey ince ince elenip sık dokunması gerekir. İnşaatların çöküşünde ki en büyük sebep inşaatta kullanılan malzemede ucuza kaçmaktır.

İnşaatlar insanların yaşayacağı alanlar olduğu için insan sağlığı her şeyden önemli olması gerekir. Bu durum göz önüne alınarak sağlam inşaat için hiç bir masraftan kaçınılmamalıdır. Şehir hastanelerinde uygulanan deprem izalatorleri tüm yeni yapılacak binalarda uygulanmalıdır.

Deprem artık bir Türkiye gerçeği olup bina yapılacak zeminlerde mutlaka jeoloji mühendislerince hazırlanan zemin ve temel parametlerini raporlanması ve denetlenmesi gerekmektedir.

Sallantı ve yeryüzü çatlamasına bağlı olarak binaların ve dikili yapıların zarar görmesi depremlerin en temel sonuçlarından biridir.

Depreme karşı en dayanıksız zeminler dolgu zeminlerdir. Karadeniz ziyadesi ile Ordu, Ünye ve Fatsa’yı ele alırsak Allah muhafaza eylesin sahil yolumuzun birçok kısmı dolgu, yine sahilimizdeki sosyal tesisler dolgu alanlar üzerindedir. Bu tür zeminler depremin en şiddetli şekilde hissedileceği ve tahrip olacağı yerlerdir.

Yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmelidir. Zemini sağlam olmayan kaygan ve ovalık bölgeler, dere yatakları vsiskana açılmamalıdır. Konutlar gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır.    Yapılar deprem etkilerine karşı dayanıklı inşa edilmelidir. (Yapı Tekniğine ve İnşaat Yönetmeliğine uygun olarak)    İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere ev ve bina yapılmamalıdır.    Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır.    Çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlarda bina yapılmamalıdır.    Mevcut binaların dayanıklılıkları artırılmalıdır.

 

Bu haber toplam 372 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : DEPREM

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler