HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
31 Mart 2020 Salı
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
19 Şubat 2020 Çarşamba Saat: 08:48

ÜNYE’DE KAR SEVİNCİ

İSMAİL CANBULAT İnş. Müh., Senarist, Hikâye Anlatıcısı
ÜNYE’DE KAR SEVİNCİ

“anka kuşunu bilir misin?

hani transistörlü hayâllerimizin mum kokan hikâyeleri

yaşlı büyüğümüzün esmer nasihatleri

yokuştan kaydırdığımız kar heyecanları

yani sevdiğimiz her şeyin anısına gizlediğimiz,

bu şehri terk ettiğin an onu da yanına alacaksın.”

(İsmail Canbulat’ın yayına hazırlanan “Şehirde Kaybolan Yüzlere Kısa Filmler” kitabından..)

Kar yağınca sevinmeyen, içi coşmayan insan çok azdır.

Yıllar sonra Ünyemde 30 santimetreye varan kar yağdığını görünce, gittim; cep telefonu ve internetin ve dahi televizyonun olmadığı tarih öncesi yıllara, yani taa 70’li yıllara :) sevgili okuyucu, hadi siz de gelin!

....

Her ne kadar aç/açıkta olan garipleri, fakir ve muhtaçları, evsizleri ve kar altında çadırlarda,çileli yollarda tir tir titreyen mazlum mültecilerin hallerini aklımızdan çıkarmasak da; kar, içimize ‘yağdırdığı’ çocukça bir sevinçle gelir.

Yağma ihtimali bile bizi başka bir hülyâ alemine geçirmeye yeter.

Neden seviniriz ki kar yağınca?

Neyi hatırlarız? Neyin nişanıdır  hayatımızda kar?

Nerelere gider alır da başını ruhumuz, o gelince?

Ruha işleyen tatlı bir mûsîkî eşliğinde gökyüzünden dökülür masum ve saf yüzüyle kar, güzel bir şiirin dizeleri gibi.“Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm” diyor İsmet Özel, “Amentü” adlı şiirinde...

Modern dünyamızda çürümüş kalpleri, hastalanmış ruhları, şehirde yitirdiğimiz her şeyi, dünyayı kaplayacak ve tedavi edecek bir dua, bir ecza gibidir kar; eğer onu Yağdıran’ın iradesini, bereketini hisseder, idrak bahtiyarlığına erersen...

Bütün farklılıkları silendir, bir yapandır kar, tabiatı boyadığı beyaz renkle.

En güzel işgal edendir.Karşılıksız şımartılmak istemektir.

Büyümeye direnen çocuk kalbimizin isyanı, eski günahsız günlerimize dönmenin illüzyonudur.

Söze dökülmeyen aşktır!

Benim çocukluğum, kalbimin en güzel şiiri güzel Ünye’de geçti..

O zamanlar yirmi bin civarında nüfusu olan, masalsı bir sahil kasabasıydı. Şimdi de öyle; her ne kadar artık bir çok ilden daha kalabalık bir nüfusa sahip olsa da... Onu çirkinleştirmek için on yıllardır betona boğsak da, sahildeki ve yamaçlardaki güzel ahşap evlerimizi, meyve bahçelerimizi, “Galabuz”umuzu vandalca, vahşice, düşüncesizce, cahilce yok etsek de, yine güzel, inadına güzel Ünye!

Hele o, Karadeniz Otoyolu’nu Ünye sahilinden “geçümedik ya! ”İşte “urda gurtarduk biz aslında Ünyeyü!” Emeği geçenlerin eline, yüreğine sağlık! Ama daha çok ağaç dikmemiz, ve ufkî (yatay) mimariye, coğrafyamıza, kültürümüze, tarihimize uygun mimariye geçmemiz lazım.

....

Biz çocukkken kar yağması için yıllarca beklemezdik! Bir sene az yağsa, ertesi sene yolları kapayacak, çamları devirecek kadar çok yağardı.

O zamanlar kar, çocukken gördüğümüz ve bitmesini istemediğimiz bütün güzel rüyâlar gibi yağardı, günlerce yağardı.

Ünye’nin uzun ve dik yokuşları, meydanlarda ya da karla kaplı balıkçı kayıklarının çekili olduğu deniz kıyısında biter.

 Bizim tabîî kayak pistimiz; Musa Güven emmimizin diktiği (Allah ondan razı olsun, Mekanı Cennet olsun) sağlı sollu büsbüyük çamağaçlarıyla, ihtişamlı bir merasim koridorunu andıran,  bizim Hamidiye mahallemizin Mescit sokak yokuşu ve Hacı Emin caddesi yokuşuydu.

Yokuşun başından derme çatma kızaklarımızla aşağıya saldığımızda kendimizi, tee meydanda alırdık soluğu!

Kardeşlerim Fatma ve Hüseyinle en çok “Çataltepe/Canbula Gazozu” kasalarının içindeki tahta peteklerin boşaltılmış çerçevesini ve muşambaları kullanırdık kızak olarak.. ( U sıralar, Hamidiye’den, Ünyemizin değerli  karikatüristi ve mizah yazarı, komik adam İhsan Kocagöz de urlarda gayiimuş, ama u zaman ben onu tanımiidum:))

Yüzlerce kez kaymaktan yokuşu cam gibi parlattığımız için az kulağımızı çekmedi, yokuşu çıkamayan at arabacıları, kamyoncu amcalar, mahallemizin tatlı teyzeleri, fırçasını çok yediğimiz Rahmetli Mustafa Kaplan komşumuz..  Ama umrumuzda olmazdı bu, zaten soğuktan kıpkırmızıydı her daim kulaklarımız. Akşam can havliyle, “fındık gabuğu” sobasına koştuğumuzda ise ani ısı şokundan uzun süre uyuşur, karıncalanırdı ellerimiz, ayaklarımız.

Babam rahmetli Gazozcu Canbula Muharrem’in iyi niyetli, merhametli, iyi bir insan olduğunu bilirdim ama kar zamanında bana hayvanlara karşı merhameti de uygulamalı olarak öğrettiği o kışı hiç unutamam;

Kaç yaşındaydım hatırlayamıyorum, babamın kuşlar aç kalmasın diye, bütün kış boyunca sistemli olarak , bizim evdeki bütün bayat ekmekleri, pastaları ıslatıp, onun merhamet ortağı güzel Anacığımla beraber balkondaki ve penceredeki karların üzerine koyması ve mahalleliyi de bütün hayvanatı beslemesi için teşvik etme hasleti, aslında çok normal insanî bir güzellik olsa da benim ilk merhamet dersimdi.

Bu hasleti işlemiştim ya kalbime bir kere; mahalledeki ‘kötü çocukların’ plastik leğenden kuş tuzaklarıyla, minicik, aç serçecikleri yakaladılarını görünce deliye döndüm! Hemen gidip bozdum o tuzakları ama dayağı da yedim! Olsun...

Sonra plan yaptık mahallenin iyi çocuklarıyla ve onları bir dahaki sefere kartopu ve çürük domates yağmuruna tutup püskürttük! Bu olay duyulunca ve anne-babalarından azar işitip bi de güzel “kötek yiyince”; kötü çocuklar bir daha da ortalıkta görünmediler.

Düşünüyorum da, kar sevinci, insan olma bilinci de kazandırmış bize.

Yüzün ve vicdanın kar gibi temiz, Ünye gibi güzel olsun sevgili okuyucu.

Bu haber toplam 911 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : ÜNYE’DE, KAR, SEVİNCİ

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler