HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
30 Mart 2020 Pazartesi
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
10 Mart 2020 Salı Saat: 08:39

Karadeniz’in Kayıp Tarihi Ünye Kalesi

Ahmet Derya Varilci – Ahmet Kabayel Ünye Tarih Araştırma Gurubu
Karadeniz’in  Kayıp Tarihi Ünye Kalesi

Antik Dönem Anadolu tarihi Hititlere kadar gider. 19. yüz yılın başından itibaren Avrupalı Oryantalistlerin ve gezginlerin Osmanlı topraklarındaki keşifleri Mısır, Sümer, Asur ve Babil gibi büyük Eskiçağ uygarlıklarının tanınmasına yol açmıştır. Bu keşiflerin doruğu Hititler üzerine Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılardır. Ne var ki, Anadolu’da yapılan araştırmaların çoğunluğu Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerini kapsamaktadır. İç Anadolu ve Doğu Anadolu’dan sonra sıra Karadeniz bölgesine gelmişse de, daha önce başlatılan çalışma alanlarında beklenenden çok daha ileride buluntulara rastlanması ve çalışmaların ağır aksak yürütülmesi nedeniyle Karadeniz’e yeterli özen gösterilememektedir.

Diğer yandan Karadeniz ikliminin ve bitki örtüsünün yol açtığı olumsuz etkiler nedeniyle kalıcı taş eserler, antik yapılar ve devasa mabetler yoktur. Daha çok ahşap yapı tekniğinin kullanıldığından olsa gerek, Karadeniz’de tarihsel kalıntılar yok denecek kadar azdır. Kıyı şeridi boyunca birkaç antik kaya mezarı, sur kalıntıları, Ortaçağ kale kalıntıları ve bazı yakın dönem yapılar dışında tarih meraklılarının dikkatini çekecek eserlerden yoksundur.

Mevcut eserlere değinmek gerekirse, nispeten yakın dönemi yansıtan Sinop Kalesi ve Sümela Manastırı Karadeniz’in ilgi gören tarihsel – turistik eserlerinin başında gelir.

Arkeolojik kazı bağlamında Bafra ve Samsun’daki iki höyük ve son yıllarda başlanan Kurul Kayası (Ordu) ve Çıngırt Kale (Fatsa) kazıları Karadeniz arkeolojisi adına yapılan en önemli çalışmalardır.

Şimdiye kadar üzerinde yüzey temizliği dışında ciddi hiçbir çalışmanın yapılmadığı Karadeniz’in önemli tarihsel noktalarından biri de Ünye Kalesi’dir.

 

 

Ünye Kalesi’nin Makûs Talihi   

Önemli tarihsel kalıntılardan biri olan Ünye Kalesi günümüzde Karadeniz’in kayıp tarihini temsil etmektedir.  Şimdiye değin ihmal edilmiş, üzerine tarihsel gerçekliğiyle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan surlar inşa edilmiş ve uzun yıllar definecilerin tahribine terk edilmiştir. Yapılan yüzey temizlikleri kalede bilinmeyen çok sayıda kaya mezarının, tünel ve kanalların olduğunu ortaya çıkarsa da kalenin tahrip edilmesinin önüne geçememiştir. Mezarlardan çıkarılan iskeletler ve kafatası kemikleri maalesef üzerlerinde hiçbir araştırma yapılmadan yok edilmiştir.

Şimdiye kadar kalede yapılan çalışmalar yüzey temizliğinden ibarettir. Yılların getirdiği sahipsizlik nedeniyle yoğun bitki örtüsüyle kapanmış olan kalede bu temizliği sürekli hale getirmek ve kaleyi ziyaretçilere açmak için bazı koruyucu düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Hepsinden önemlisi Karadeniz’in kayıp tarihini bulmak için bir an önce Ünye Kalesi’nde arkeolojik çalışmalara başlanmalıdır. Eldeki veriler ölçüsünde bile Ünye Kalesi azımsanmayacak düzeyde Karadeniz’in kayıp tarihini yansıtmaktadır.

 

      

 

II. Mithridates’in Anıt Mezarı

Ünye Kalesi’ne girerken karşılaştığımız ilk veri yerden 10 metre yükseklikte, 3 metre genişliğindeki tetrasil kaya mezarıdır. Mezara ulaşımı sağlayan basamaklar çok önceden çökmüş olduğundan kalenin en korunaklı kısmıdır. Yüksekliği 2 metre olan kaya mezarının üst kısmında üçgen bir alınlık bulunmaktadır. Üçgen alınlığın üç kenarına oyulmuş figürler göze çarpmaktadır. Sağ taraftaki kartal figürü diğerlerine göre daha iyi korunmuş olup Boğaziçi Üniversitesi Profesörlerinden John Frelly’nin bir iddiasına kaynaklık etmektedir.

John Frelly: "14. yüzyılda Jean d'Arras’ın Mélusine adlı romanında geçen Atmaca Kalesi, aslında Ünye Kalesi’dir." demektedir. Dünyanın ilk romanı sayılan Mélusine, kalede esir tutulan bir kraliçeden bahsetmektedir: (John Freely – Türkiye Uygarlıklar Rehberi-2 , s. 114-115, Yapı Kredi Yay. 4.Baskı, İstanbul 2008)

 

 

Kale’nin Keşfedilmemiş Tünelleri

Mélusine romanında geçen bir başka ayrıntı, kraliçe’nin kaçırılmasında kullanılan kaledeki çok sayıda tünel ve dehlizlerdir. 11 Mayıs 2013 tarihinde Ünye Tarih Araştırma Grubu olarak Samsun Dağcılık Kulübü (SAMDAK) ile birlikte Ünye Kalesi’nin karanlık tüneline indik. Tarihi tünel irili ufaklı tonlarca taşla kapanmıştı. Oysa tünel aynı eğimde aşağıya doğru devam etmekte, kalenin derinliklerine doğru uzayıp gitmekteydi. Bu taşlar temizlenmeli ve tünelin nerelere ulaştığı tespit edilmeliydi.

 

    

Taş dışında tünellere atılmış başka neler var?

Pet şişe, inşaat demiri ve yanmış otomobil lastikleri... Tünelin dibinde her taraf kapkaradır. Yukarıdan yakarak attıkları lastikleri izleyerek tünelin sonunu görmeye çalışan meraklı defineciler aşağısını cehenneme çevirmişlerdir. Aslında kalenin kullanılamaz duruma gelmesi, son Pontus Kralı 6. Mithridates ile Romalı komutan Pompeus arasındaki savaşın ürünüdür. Ünye Kalesi gibi onlarca kaleyi Pontus kralının elinden alan Romalılar kalelerdeki hazineleri almakla yetinmemiş, düşman askerlerinin gelip bir daha bu kaleleri kullanmaması için tahrip de etmişlerdir. Kalenin surları yıkılmış, içindeki barınaklar yok edilmiş ve kaleye ait ne kadar tünel yahut dehliz varsa hepsi büyük kaya parçalarıyla kapatılmıştır.

 

Hititler Döneminde Ünye Kalesi 

Kalenin tarihini çok daha eski zamanlara çekmek mümkündür. Ulaşılması zor, sarp bir kaya üzerine kurulan kale, korunma amacıyla Pontuslardan önce tahkim edilmiş olması ihtimali mevcuttur.

Hitit Krallığının yükselişe geçtiği Eski krallık Döneminde (MÖ. 17. yüzyıl) Kuzey’den gelen Kaşka akınlarına karşı zaman zaman harekete geçildiği ve Doğu Karadeniz kıyı şeridinde ilerleyerek Hititlerin yıllarca bölgeyi ellerinde bulundurdukları bilinmektedir. Aynı dönemde Anadolu’nun kuzeyinde adından sıkça bahsedilen diğer bir önemli yerleşim Zalpa’dır. Ancak, bu kentin yerinin neresi olduğu kesinlik kazanmamıştır.  Araştırmacıların çoğu bu kentin Karadeniz kıyısında, Kızılırmak yahut Yeşilırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü yerlere yakın bir konumda olduğu ileri sürmektedir.

Hitit İmparatorluğunun yıkılışına dair farklı tezler ortaya atılır.

MÖ 4. yüzyılda 1. Şuppiluliuma (MÖ 1344-1322) ile başlayan ve 2. Murşili (MÖ 1321-1295) devrinde devam eden bir veba salgınından söz edilir. 20 yıl süren bu salgının Hititler'in esas yıkılma nedeni olduğu ileri sürülmektedir.

Anadolu’nun ve Karadeniz'in kayıp tarihi bu dönemde yazılan kil tabletlerde mevcuttur. “Hitit Beylikleri” denilen ve bu dönemi takip eden Geç Hitit devletlerinin de yıkılışıyla göçler hızlanır. Hitit kavimlerinin bir kısmı Güney’e bir kısmı da muhtemelen Kuzey’e doğru ilerleyip, Kaşka akınlarından aşina oldukları Canik Dağlarını aşarak tahkime elverişli noktalarda kaleler kurmuşlardır.

Bu kalelerden biri de Ünye Kalesi’dir.

Hititlerden sonra tarih sahnesinde yer alan Frigler, Karadeniz’e açılan Miletoslular, Atinalılar, Persler ve İskender’in askerleri… Ardından Komagene uygarlığı, Urartular ve Pontuslar… Ünye Kalesi’nden çok uzakta yaşamamışlardır. 

Karadeniz’in kayıp tarihi, şehir merkezine 5 kilometre uzaklıkta, Ünye Kalesi’nde keşfedilmeyi beklemektedir.

 

Bu haber toplam 329 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Karadeniz’in, Kayıp, Tarihi, Ünye, Kalesi

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler