HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
30 Mart 2020 Pazartesi
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
16 Mart 2020 Pazartesi Saat: 08:57

Gençliğin Sorunları ve Uyuşturucu Kullanımı

Prof. Dr. Osman Ecevit
Gençliğin Sorunları ve  Uyuşturucu Kullanımı

Doğum yerimde haşhaş yetiştirildiği için, az da olsa özellikle, orta yaş ve üzerindeki şahısların ağız yoluyla hap şeklinde afyon kullandıklarını hatırlıyorum. Bunun yanında, belirli insanların esrar kullandıkları söylenirdi. Afyon kullananlar afyonkeş ve esrar kullananlar da esrarkeş olarak mimlendikleri için, bu tip insanlar cemiyetten izole olmuş olarak bulunur ve özellikle, gençlerin onlarla temas etmesi, gençlerin aileleri tarafından yasaklanırdı ve geleneklerin güçlü olduğu o dönemde gençler ailelerin sözlerine de itaat ederlerdi. Uzun yıllar süresince, Ülkemizde uyuşturucu kullanımı olmasına rağmen; bunların sayısı çok düşük idi ve mahalle baskısı ile de kontrol altında idiler. Özellikle, 1970 ve 1980'li yıllarda ülkemizde, alt yapı olarak uyuşturucuya erişmek kolay olmasına rağmen; gençlerin bundan etkilenmeyeceği kanaati de vardı. Hatta bu varsayımdan hareketle, Ülkemiz üzerinden yapılan uyuşturucu trafiğine karşı da tolerans gösteriliyordu. O zamanlar da bile, böyle bir davranışın uygun olmadığını ve bu anlayışın geri tepebileceğini ifade ediyordum. Ama, o zamanki yöneticiler, böyle bir trafikte, Türkiye'nin kârlı olduğunu ve bununla ilgili olarak ortaya çıkan kara paranın bir şekilde Ülkemize geri döneceği kanaatinde idiler. Elbette, sonuçta tahmin edildiği gibi, bu paralar Ülkemize aklanarak ve bir kısmı da silah olarak geldi. Bu olaylar sonucunda Ülkemizin bir şey kazanmak bir tarafa çok şey kaybettiğini ifade edebilirim.

 

Amerika'da bulunduğu süre içinde, doktora öğrencisi bir arkadaşım; Dünya'ya Türkiye'nin uyuşturucu gönderen en önemli ülke olduğunu ifade etmişti. Kendisine "Türk köylüsünün, özellikle de haşhaş tarımı yapan çiftçi hakkında ne bildiğini" sordum. Hiç bir şey bilmiyordu ve gazetelerde çıkan haberlere göre konuşuyordu. Ona elbette, ülkemizde haşhaş yetiştirildiğini ve bundan afyon elde edildiğini ve yıllık bir kaç bin dolar olan geliri ile köylünün, uyuşturucu trafiğinde yer alamayacağını, bunun çok uluslu mafya veya kaçakçılık kuruluşları tarafında organize edildiğini, çok düşük gelirli ve yabancı dili olmayan çiftçinin suçlanmasının abesle iştigal olduğunu, bu ticareti yapanların batılı illegal kuruşların olduğunu söyleyince, bana hak verdi. Bunun yanında, uzak doğudaki uyuşturucu trafiği ile ilgili olarak altın üçgen hakkındaki bir araştırma yazısını kendisine okudum.

 

O zamanlarda, Dünyadaki uyuşturucu üretimi, uzak doğudaki altın üçgen, Türkiye-İran-Pakistan-Hindistan, Güney Amerika kıtası ülkeleri idi. Bütün uyuşturucular bitkilerden elde edilen ürünler idi.

 

Bunlara karşılık olarak batılı illegal kuruluşlar, kâr marjı çok yüksek olan bu sahada yer almak üzere sentetik uyuşturucular üzerinde yoğunlaşmağa başladılar. Uyuşturucu üretiminde bitkilerden yararlanan ülkelere karşı, batılı ülkeler sentetik uyuşturucuları daha ucuza elde ederek, diğer ülkelere pazarlamağa başladılar. Çok daha ucuz olan ve ulaşılması çok kolay olan bu uyuşturucuların kısa bir zaman içinde, özellikle ülkemizdeki metropollerde kullanımının yayın hale gelmeğe başladığını görüyoruz. Böyle bir durumun batılı ülkeler tarafından desteklenip, desteklenmediğini bilmiyorum. Yalnız, bildiğim en önemli gerçek, uyuşturucu kullanımının iki tarafı keskin bir bıçak gibi, üreten veya tüketen diye sınıflama yapılamayacağı ortadadır. 1980'li yıllarda Ülkemizde uyuşturucu kullanmanın yaygın hale gelmeyeceği kanaati boş çıkmıştır. Batılılar da böyle düşünmüşler ise, onların bu konudaki varsayımları da iflas etmiştir. Uyuşturucu konusunda, gerçek anlamda ve eşyanın tabiatına uygun olarak mücadele etmek gerekir. Burada, benim halkım veya  diğer halklar yerine düşünülmesi gereken en önemli husus, uyuşturucunun insanlık için ne türlü bir tehlike olduğunun üzerinde durulmasıdır. Bu yazımda bir giriş yaparak durumu özetlemeğe çalıştım. Bir sonraki yazımda, Ülkemizde, özellikle son yıllarda yaygın hale gelen, gençleri bir tarafa bırakın çocuk yaşlara kadar inen kullanımın neden nasıl ortaya çıktığı üzerinde duracağım. Halâ, Ülkemizde uyuşturucu ile mücadelede polisiye tedbirlere baş vurulmakta ve önleyici önlemlere yeteri kadar önem verilmemektedir. Önleyici tedbirler alınmazsa, kullanıcı polisiye tedbirlere rağmen; bunu bir şekilde elde edecektir.

 

 

Gençliğin Sorunları ve Uyuşturucu Kullanımı (II)

 

Afyon lisesinde öğrenci iken, değerli rahmetli hocam, Edip Âli Baki Bey "Çocuklar, insan ilk sigarayı para ile alarak içmez" derdi. Bana göre, uyuşturucu ile mücadelede ilk ilke bu olmalıdır. Her şeyde olduğu gibi, uyuşturucu ticaretinde de, arz ve talep kanunları geçerlidir ve kullanıcılar için para ikinci derecede rol oynar. Uyuşturucu krizine giren birisinin gözünün bir şey görmediği biliyoruz. Genç iken izlediğim "Sırtımdaki Maymun" adlı filmde bu acı gerçek trajik olarak ortaya konulmuş idi. Sigara dahil, bütün içkiler ve uyuşturucuya alışmak çok kolay; fakat vazgeçmesi ise çok zordur. İlk alındıkları zaman, keyif verdikleri zannedilen bu maddelerin, keyif vermesi ve dertleri yok etmesi ile ilgisi yoktur.

 

Sigara, içki dahil, tüm uyuşturucular ki, ben bunlara toksikantlar adını veriyorum ve bunlarla mücadelede ilk adım olarak aileden başlamak gerekir. Elbette, burada en önemli zaaf, ailelerin çocuklarının bu maddeleri kullanmayacakları inancında olmalarıdır. Fakat, önemli olan husus, bir evde başta sigara ve içki içiliyorsa, yani ebeveyn bunları kullanıyor ise, çocuklarına bu maddelerin  kötü olduğunu nasıl izah edebileceklerdir? Her sabah tütün tabakasını (eski zamanda sigara olmadığı için tütün, tabaka denilen metal kutuda taşınırdı) çömlekte sakladığı ayınga(kaçak tütün) dolduran Dedemi takip eden Babam, otlakçılığa başlar ve bu ölümüne (Allah rahmet etsin) kadar devam etti. Allah'a şükürler olsun kardeşler olarak bizde bu çok nadir bir durum olsa da, ortaya çıkmadı.

 

Hali vakti yerinde olan ailelerde ise durum hiç de farklı değildir. Bir eli yağda, bir eli balda olmasına rağmen; manen tatmin olmamış olmaları onları da yalnızlığa itmektedir. Bunun yanında, yaşamlar arasındaki uçurumlar da önemlidir. Altında son model araba ve elinde en pahalı telefon ile, bir eğlence yerinden diğerine giden gençlere imrenen, fakir gençler onların mutlu olduğunu zannetmektedirler.  Halbuki onlar hayatlarında bulamadıkları mutluluğu eğlence yerlerinde bulmaya çalışanlardır. İşte bu şekilde moral değerleri erozyona uğramış ve materyalizmin esiri olmuş nesiller, uyuşturucu kullanmağa yatkın olarak ortaya çıkmaktadırlar. Tesadüfen uyuşturucu kullanan bir toplulukla karşılaşacak olurlar ise, serüven burada başlamaktadır. İşin garip tarafı ise uyuşturucu kullanımından vazgeçmek, oldukça zordur ve bunun yüzdesi de çok düşüktür. Bunun için aile, okul ve çocuk veya gençlerin çevresi ile beraber, onları uyuşturucudan uzak tutacak bir kuşak meydana getirmek gereklidir.

 

 

 

Bu haber toplam 200 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Gençliğin, Sorunları, ve, Uyuşturucu, Kullanımı

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler