HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
31 Mayıs 2020 Pazar
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
20 Mayıs 2020 Çarşamba Saat: 08:57

Mimar Sinan

Yaşar Karaduman
Mimar Sinan

Bir araştırma için mezardan Çıkartılan Mimar Sinan’ın iskeletinde kafatası kayıp..

Dahi mimar mezarında kafatası olmadan yatıyor.

Sinan’ın Kafatası Çalındı mı?

 

Muhteşem Yüzyıl dizini biz tarihçiler beğenmeyiz. Ama dizinin bir faydası oldu, insanlara tarih sevgisi aşıladı, toplumun tarihe bakış açısını değiştirdi. Bu dizi de anlatılan temel konunun dışındaki detaylar, uydurma ve kurgudur birçok şey gerçeğe uygun yapılmamıştır. Sultan ve vezirlerin kostümleri kadınların ve cariyelerin kıyafetleri iç dekorlar gerçeğe uygun değildir. Olmayan kişiler filme monte edilmiştir. Malkoçoğlu Bali bey, bu devirden yüz yıl önce yaşamış bir kişiliktir. Mihrimah Sultanla hiç karşılaşmamışlardır.. Gerçekte, ortalıkta dolaşan bir harem ağası yoktur, hele harem ağasının Sultanla görüşmesi hiç mümkün değildir. Sultanın odasının kapısında bekleyen uzun saçlı muhafızlar ve kıyafetleri bir Moğol sarayından alınmıştır. Film bunun gibi birçok uydurma ve yanlışlarla doludur.

 

Mimar Sinan

Bugün konumuz Kanuni döneminin ilginç isimlerinden dünyanın hayran kaldığı Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan hakkında değişik tarihi görüş vardır, bazı tarihçiler Ermeni asıllı olduğunu iddia ederler

Mimar Sinan’ın bazı kaynaklara göre  asıl adı Sinanendin Yusut’tur.

29 Mayıs 1490 günü Kayseri'nin Kesi bucağına bağlı Ağırnas köyünde doğmuştur. Saray okulundaki adı Yusuf Sinânüddin bin Abdülmennan olmuştur. (Gayrimüslim çocuklarının babalarının adı söylenmez, Abdullah veya Abdülmennan denirdi). Sinan'ın kökeni tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre Rum’dur
Yaşadığı devirde Anadolu çocukları köylerinden, alınır saraya getirilirdi buna devşirme sistemi denirdi Saray okulunda eğitilen bu çocuklar, sonra devlet işlerinde görevlendirilirdi 
Sinan, Yavuz Sultan Selim zamanında devşirilerek İstanbul'a getirildi Sarayda acemi oğlanlar okuluna verildi Bu okulda Sinan marangozluğu seçti Ünlü ustaların yanında cami, han, çeşme ve hamamların yapımında çırak olarak çalıştı Sonra askeri mimar olarak görev yaptı Osmanlı Ordusunun Besarabya seferi sırasında Prut nehrinde sıkışması üzerine  bu nehir üzerine onuç günde bir asma köprü yaparak dikkati çekti. Orduyu karşıya geçiren Sinan bundan sonra baş mimar oldu.

Bu seferde babası ile Mihrimah Sultan’da vardı, Mihrimah Sultan babası ile bazı seferler katılmış bir sultan kızıdır. Sinanı padişahın huzuruna getirirler Mihrimah Sultan beyaz bir kıyafetle babasının yanında oturmaktadır. Sinan’ın onüç günde bu köprüyü kurarım demesi üzerine Mihrimah Sultan Sinan’a dönerek “Bunu onüç günde yapmak için de deli olman gerekir yaş aşık der. Ve Sinan’ın Mihrimah’a olan hüzünlü ve acı sevdası burada başlar.

Eserleri
Sinan'ın 315 eseri vardır, bunun 73'ü cami, 49'u mescit, 50'si medrese, 7'si kitaplık, 17'si imaret, 6'sı hastane, 7'si su kemeri, 7'si köprü, 18'i kervansaray, 5'i buğday deposu, 31'i hamam, 18'i türbedir
 
İlk eseri Kanunî Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mehmet adına 1543 yılında yaptığı Şehzade Camii'dir Cami 1548 yılında bitti, İstanbul Şehzade başı semtindedir. Süleymaniye Camisini 1550-1560 yılları arasında tamamladı bunun için kalfalık eserim der. Caminin yapımı tamamlanınca anahtarını camiyi açması için Kanuni Sultan Süleyman’a verir Kanuni ise:
-Yapımını gerçekleştirdiğin bu Tanrı evini   açmak sana düşer, dedi 

Ustalığımı ayân ve beyân ettim” dediği Edirne’deki Selimiye camisini seksen yaşlarına geldiği zaman padişah olan 2ci Selim için 1569-1575 yılları arasında yapmıştır. Her minarede bulunan üç şerefeye üç ayrı merdivenden çıkılması, dünya mimarisinde o güne kadar görülmemiş bir teknikti 

Selimiye’nin yerden yüksekliği 43.28 metredir. Kubbesinde Ayasofyayı geçmiştir çapı 31.30 metredir. Sinan, Selimiye’de Ayasofya’nın kubbesini geçmiştir. . 

Mimar Sinan, şöhretine ve servetine rağmen, geride bir şey bırakmamış, kazandıklarını kurmuş olduğu vakıflara bırakmıştı.

Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı beş kızı ve iki oğlu olduğunu yazar. Sinan'ın Gülruh ve Mihri isimli iki eşi olmuştur.

Mimar Sinan’ın bilinen eşi Mihrî Hatundur. Mihrî Hanımdan oğlu Mehmet ile Ümmihan ve Neslihan isminde iki kızı olmuştur. Oğlu Mehmet, savaşta şehit oldu. Bugün köyünde  akrabaları olduğunu iddia eden kişiler vardır..
Mimar Sinan'ın evi İstanbul'un Süleymaniye semtinde idi; adına bir okul ve bir sebili vardı Öldükten sonra Süleymaniye Camiinin bahçesindeki türbesine gömüldü Aksaray semtinde adına hiç kimsenin bilmediği minyatür bir Cami yapmıştı adı da  Mimar Sinan Camisi.

Türbesi

Süleymaniye Camii 'nin eski ağalar kapısının karşı köşesinde, yol ayrımında üçgen bir alandadır. Türbe daha sonra aslına uygun olarak restore edilmiştir. Önde som mermerden yapılmış bir sebil görülmektedir. 6 sütunlu, üstü örtülü ve etrafı açık türbede Mimar Sinan'ın mezarı bulunmaktadır. Türbesini ölümünden önce kendisi yapmıştır. 1933 yılında Mimar Vasfi Egeli tarafından restore edilmiştir. Sandukanın uçları ile üzerindeki burma kavuk, mermerdendir. Sokağa bakan demir parmaklıklı bir pencereden türbe görünür.

Sinan’ın Kafatası

Mezarında Yok

Mimarın türbesi 1935 yılında Türk Tarihini Araştırma Kurumu'nun  seçtiği bir heyet huzurunda açılır. Geçen 350 yılda iskeletin büyük bir kısmı bozulmuştur. Sağlam kalabilmiş iskelet parçaları ve kafatası incelenir.  Sinan Türk müydü, Ermeni ya da Rum mu?

Sinan'ın kafatası Türk ırkının brakisefal (yassı-yuvarlak kafalı) yapısına uygun özellikte çıkar, Sinan Türk ırkının özelliklerini taşıyordu.

Neticede memnuniyetle mezar kapatılır. Ancak Sinan'ın kafatası kurulacak Antropoloji müzesinde muhafaza edilmek üzere heyet tarafından alıkonulur.

İbrahim Hakkı Konyalı'nın naklettiğine göre, 1940′larda bu hadiseden habersiz olarak türbeyi restore edenler mezarı açtıklarında Mimar Sinan'ın iskeletinde kafatasının olmadığını görünce telaşe kapılırlar. Araştırma yapılır ama bulunmaz.

Koca Sinan'ın kafatası çalınmıştır. Ve kafatası o gün bugün yoktur.

 

 

Kaynaklar: 
Aksiyon Derg. 15-21 Ocak 2000

Haşim Söylemez’ “Sinan Depremi Çözmüştü”
Suphi Saatçı, Bir Osmanlı Mucizesi Sinan

Turgut Cansever, Mimar Sinan

Mirsad Sinanoviç, Mimar Sinan’ın Gizli Eseri

Yusuf Karabıyık,Mimar Sinan ve Selimiye

Haldun Hürel, Mimar Sinan’ın İstanbul’u

Bu haber toplam 239 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Mimar, Sinan

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler