HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
16 Temmuz 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


18.00 - 19.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
12 Haziran 2020 Cuma Saat: 09:00

Bilimin Mucizesi

Prof. Dr. OSMAN ECEVİT
Bilimin Mucizesi

Antik çağda çok ileri düzeyde olan bilimin, Orta Çağda birden kesintiye uğramasının en önemli sebebi, bilimsel düşünüş üzerinde Hıristiyanlığın etkisinin olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Orta Doğu'dan Endülüs'e kadar uzanan Müslümanlar; Endülüs'te, Endülüs Emevi'leri ile Kurtuba'da gerçek bir bilim medeniyeti yaratmışlardır.

Özellikle, bu şehirde Engizisyon mahkemelerinden kaçan rahip ve bilim adamları ile Müslüman bilim adamları din ayırmadan beraberce çalışmışlardır. Bu çalışmaların Batı Medeniyetini etkileme bakımından iki yönde rol oynadığı bilinmektedir. Birincisi, Orta Çağda karanlık bir dönem geçiren Avrupa'nın antik çağın bilgilerinden haberleri yoktu, zira o zamana ait birçok kitaplar, bilgiler de kilise tarafından yasaklanmış idi.

Endülüs Müslümanları, Antik Çağın bütün eserlerinin bilgilerine sahip idiler. İkincisi ise bu bilgileri üst düzeyde geliştiren Müslümanlar, hür bir ortamda bu bilgileri, Endülüs'te Hıristiyan bilginlere aktarmışlardır. Orta Çağda Avrupa'nın uyanışında bu bilgilerin etkisinin olduğu şüphe götürmez bir husustur. Ayrıca, kilisenin bilim üzerindeki baskısının ortadan kalkmasında Endülüs'ün etkisi çok büyük olmuştur.

O dönemde kilise, her türlü bilimsel buluşu, şeytan icadı diyerek reddetmek bir tarafa, bunları ileri sürenleri de ortadan kaldırmıştır. Bu furyadan Galileo Galilei (1564-1642)'de nasibini almış, ölümden ise şahsiyeti ve ünü sayesinde kurtulabilmiştir.

Bana göre, G. Galilei'nin kiliseye karşı bu baş kaldırışı yüzyıllarca dinin baskısı altındaki bilim tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu, din ve özellikle Hıristiyanlık ile, bilimin kulvarlarının ayrıldığı bir dönüm noktası olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktadan sonra ise, bilimin son hızla geliştiğini görüyoruz. Bu tarihlerden zamanımıza kadar geçen süre 400 yıl olmasına rağmen, bilimdeki gelişmeler ortadadır.

Özellikle de, Pierre-Simon Laplace(1749-1827)'in, "İnsanoğlu, evrende bir nokta kadar bile yer tutmayan Dünyada, onu keşfetmek için bir mekan buldu" sözü, insanoğlunun çok küçük olmasına rağmen, düşünce bakımından ne kadar yüce olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Bugün bilimin geldiği seviyeyi şu şekilde anlatabiliriz: 2014 yılında yapılan araştırmalar, insanlık tarihinin başlangıcından 2013 yılına kadar yapılan araitırmaların toplamı kadardır.  Bir yüksek lisans öğrencime seminer için bir konu vermiştim.

Öğrencim, yeni duyduğu bu konu hakkında, literatür bulup, bulmayacağı hususunda tereddüt geçirmiş ve" inşallah bulabilirim" demişti. Bir gün sonra ise, şaşkınlıkla odama girerken "hocam sadece internette binlerce araştırma buldum, ben bunların hakkından nasıl geleceğim" serzenişinde bulunmuştu. Bugün bilimin geldiği seviye akıl alamayacak düzeydedir ve her gün bunlara binlercesi ilâve edilmektedir. Yalnız, bilimsel düşüncede asla doğmaya ve ön yargılara yer olmaması gerekir.

Mantıki dedüksiyonların da bilimde yeri yoktur. Bu bakımdan bilim adamlarının düşünce tarzları da oldukça farklıdır. Bilim adamı kuşkucudur, peşin hükümlü de değildir. Albert Einstein(1879-1955)'in teorilerinin deneysel olarak ispat edilmeğe çalışılması bunu açık olarak göstermektedir. Bilimde hiç bir şey tabu değildir. Her yeni buluş bir öncekini teyit eder veya reddederek yeni bir yol çizer. Bu bakımdan, bilim adamları bilinenler ile bilinmeyenler arasındaki, doğruyu bulma çabası içinde olan savaşçılardır. Her bilim adamı da yaptığı buluşlarla, bilimin sonsuzluğunda bir nokta olarak ortaya çıkar. Her ortaya konulan bilimsel olgu da, onun daha doğrusunun ortaya konulmasına kadar geçerlidir. Bunun anlamı şudur ki, bilimsel gerçekler zaman içinde değişebilir. Bu bilimsel çalışmaların içindeki dinamikte gizlidir.

Yalnız, bilim adamlarının düşünüş tarzları, diğer insanların düşünüşlerinden çok farklıdır. Hiç bir bilim adamının mutlak doğrulukla konuştuğunu da görmeniz mümkün değildir. ABD'nde bulunduğum süre içinde, ABD'nin uzaya çıktığı veya aya ayak bastığına inanmayan insanlarla karşılaştım. Elbette, bütün bunların hepsini de doğal olarak karşılamak gerekir. Zira, insan düşüncesinin her iki yönde de fikir üretebileceğini kabul etmek gerekir. Yalnız, bir buluşta kanıt olması ve buluşun ispat edilmesi gereği kadar, burada öncelikte önemlidir. Kafaları bilimle yoğrulmuş gençler dileği ile saygılarımı sunarım.

Bu haber toplam 1.701 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Bilimin, Mucizesi

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler