HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
13 Temmuz 2020 Pazartesi
Fındık Fiyatı


18.00 - 19.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
19 Haziran 2020 Cuma Saat: 08:54

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Ünye ve Canik Sancağı

Ercan YALÇIN
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Ünye ve Canik Sancağı

Türk tarihinin en önemli sey­yahlarının başında gelen Evliya Çelebi'nin gezip gördüğü ve şa­hitlik ettiği olayları anlatan 10 ciltlik seyahatnamesi Türk kültür tarihi açısından en önemli külli­yatlardan biri niteliğindedir.

 

Tarih, coğrafya, sosyal ve kültürel hayat, mimari, edebiyat, sanat gibi pek çok alanın yararlandığı Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinin aslı Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Kendi anlatımından öğrendiğimiz üzere Evliya Çelebi 10 Muharrem 1020'de (25 Mart 1600) doğmuştur. Evliya Arapça "eren, ermiş, veli,   keramet sahibi" gibi anlamların çoğulu olup Mücteba İ[gürel   tarafından "muhtemelen kendisine lakap olarak hocası Evliya Mehmed Efendi'ye nispetle alınmış" olduğu iddia edilir.

Evliya Çelebi'nin babası saray-ı âmire'nin kuyumcu başısı olan ve hattatlık, nakkaşlık gibi sanatlar icra eden Derviş Mehmed Zilli'dir. Ailesini Germiyanoğulları'na bağlayan Evliya Çelebi Hoca Ahmed Yesevi'nin soyundan geldiğini belirtir. Çelebi'nin ailesi Kütahya'dan İstanbul'a göç etmiş ve Evliya Çelebi İstanbul-Unkapanı'nda dünyaya gelmiştir.

Evliya Çelebi'nin seyyah olup seyahatname yazması, eserinde belirttiği üzere gördüğü bir rüyadan kaynaklanmıştır. 1630 yılının aşure gecesinde rüyasında Hz. Peygamberi kalabalık bir cemaat içinde görüp heyecanla Hz. Peygamberin elini öperken "Şefaat ya Resûlallah" diyecek iken "Seyahat ya Resûlallah" demiş ve Hz. Peygamber kendisine tebessümle şefaati, seyahati ve ziyareti müjdelemiştir.

Cemaatte bulunan ashabın duasını alan Çelebi, Sa'd b. Ebu Vakkas'ın da kendisinden gördüklerini yazmasını istediğini anlatır. Bu rüya üzerine önce İstanbul'u gezip kaleme almaya başlayan Çelebi, akabinde İstanbul'dan ayrılarak pek çok ülke ve şehir gezip seyahatnamesini ortaya çıkarmıştır.

Evliya Çelebi Kırım seyahatinin dönüşünde bindiği geminin şiddetli fırtına yüzünden batma tehlikesi geçirmesi dolayısıyla seyahatlerinin ekseriyetini zorunlu kısa yolculuklar hariç at, katır, eşek gibi vasıtalar kullanmak su-retiyle karayolunda gerçekleştirmiştir.

Gezdiği ve gördüğü bölgeler hakkında oldukça detaylı bilgiler sunan Çelebi, özellikle bölgenin siyasi, idari, ekonomik, sosyal, kültürel, mimari ve sanatsal hususiyetleri vb. üzerinde bilgiler sunmaktadır. Bu bağlamda Canik'in 17ci yüzyılda Osmanlı idaresi içerisindeki konumunu, bölgenin çeşitli özelliklerini görebilmek açısından Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi önemli bilgiler arz eder.

Evliya Çelebi Canik'e ilk defa 1640 yılında gelir ve Seyahatnâmesi'nde Sinop'tan Bafra'ya ulaştığını belirtir. Çelebi; Seyahatnamesinin 2ci cildinde Canik Sancağinda bulunan Bafra, Samsun Kalesi, Ünye Kalesi, Faça Kasabası, İstefani Burnu ve Vona Kalesi başlıklarıyla Canik Sancağı hakkında bilgiler ortaya koyar.

 

Seyahatnâme'de Bafra

Canik Sancağına bağlı subaşılıktır. Yüz elli akçeli mâmur ve köyleri olan bir kazadır. Başlıca serdarı vardır. Samsun'un güney batısında ve bir konak mesafede kurulmuştur. Karadeniz ile Bafra'nın arası iki fersahtır. (5,5 km kadar). Kızılırmak Gönenabad nahiyesinden beri gelip, Bafra'nın batı tarafından geçer. Bafra yakınında bu nehrin üzerine çam direkleri ile bir büyük köprü yapılmıştır ki, gök kuşağı gibidir. Bafra'nın iki camii, iki hamamı ve bir küçük çarşısı vardır. Evlerinin tamamı ahşaptır. Oradan Samsun'a vardık.

Seyahatnamede Samsun Kalesi ve Çarşamba Suyu

Rum Kayserinin oğlu Herakliya tarafından yaptırılmıştır. Sonra Selçuklu Sultanı Alâeddin fethederek topraklarına katmıştır. Sonra Bayezid Hanın eline geçti. Canik toprağında ve voyvodalıktır, emanettir. Yüz elli akçeli şerif kazadır. Yeniçeri serdarı, kethüdası, kale dizdarı ve neferleri vardır. Amma müftüsü ve nakibüleşrafı yoktur. Ayan ve eşrafı ise çoktur. Halkı gemici ve kendirci kendircilikle uğraşır. Avamı yoktur. Fakat bilginleri çoktur. Herkes kudretine göre akça, gökçe, fakat pakça elbise giyer.

Şehir, Sinop'un güney tarafına düşer. Kalesi deniz kıyısında, şeddad tarzında kayalıktır. Eğri fâtihi devrinde Rus bu kaleyi istilâ edip bazı yerlerini yıkmış ise de, sonra yine tamir edilerek kâfi miktarda dizdar ve neferler konmuştur. Yetmiş kulesi, iki bin bedeni vardır. "Dağlarındaki yaban üzümü, nar rengi armud turşusu meşhurdur. Binlerle fıçılarla İstanbul'a getirilir. Gemi palamarları için kendir ipleri ise, bütün dünyaya buradan gidecek kadar çoktur. Şehir körfez tarafında kurulmuş olup, güney tarafındaki dağ sahile bitişiktir. Burada arkadaşlarımızla gemiye binip, kötü bir havada Ünye kalesine geldik.

Seyahatnâmede Ünye Kalesi

Bunu eski zamanda, Trabzon tekfuru "Unyes" adlı kral yaptırmıştır. Selçuk oğullarından Keykubad fethetmiştir. Sonra Umur Han eli ile Osmanlılar tarafından zaptedilmiştir.

Canik sancağı hudutları içinde voyvodalıktır. Yüz akçelik kazadır. Ayrıca yeniçeri serdarı, kale dizdarı ve neferleri vardır. Müftüsü ve nakibi yok. Kalesi deniz kıyısında dört köşe kârgir bir binadır. Oradan arkadaşlarımızla tekrar gemiye bindik, yine kuzey yönüne iyi bir havada devam ederek (Faça) kasabasına vardık.

 

Faça Kasabası ve İstefani Burnu (Yason Burnu)

Deniz kıyısında üç yüz evli, bir camii, han ve hamamlı, küçük bir çarşısı olan, canik sancağına bağlı zeamettir. Bağ ve bahçesi, çeşit çeşit meyvesi var. Halkının çoğu Rum'dur. Buradan kalkarak "İstefani burnu" denilen yere geldik. İstefani burnu; denize doğru on mil girmiş sivri bir burundur. Dağlarında mâmur ve bakımlı Rum köyleri vardır. Bunlar, Canik toprağında bulunan verimli köylerdir. Bu burnu geçip kuzey taraftan "Vona" kalesine geldik.

Vona (Perşembe) Kalesi

Cenevizliler tarafından yapılmıştır. Sonra Azerbaycan hâkimi Uzun Hasan Gümüşhane ile Bayburt ve Ducaha kalelerini fethederken, bu Vona kalesini de fethetmiştir. Sonra da Fatih zamanında Osmanlılara geçmiştir.

Canik sancağına bağlı subaşılıktır. Kalesi deniz kenarında yuvarlak, eski bir kaledir. Dizdarı ve nefesleri vardır. Amma cebahanesi o kadar mamür değildir. Serdarı ve yüzeli akçeli kadısı vardır. Ayanı fazla değildir camileri, hamamı ve küçük bir çarşısı vardır. Halkının çoğu Rum’dur. Türkler azınlıktadır. Burası güzel ve demir tutar büyük bir limandır. Gemilerin demirlenmeden yatması mümkündür. Pupa hava ile iyi bir günde Giresun kalesine vardık.

”(Evliya Çelebi, Seyahatname, C. III,(Sadeleştiren: Tevfik Temel kuran), Üçdal Neşriyat, İstanbul,1986).

Bu haber toplam 1.969 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Evliya, Çelebi, Seyahatnamesinde, Ünye, ve, Canik, Sancağı

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler