HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
24 Eylül 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
7 Eylül 2020 Pazartesi Saat: 09:26

Tarih Bazen Aşkları da Yazar Taş plakta bir aşk hikayesi

Yaşar KARADUMAN
Tarih Bazen Aşkları da Yazar Taş plakta  bir aşk hikayesi

Nereden Sevdim O Zalim Kadını, Bir bahar akşamı rastladım size,  Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek, gibi aşkı unutulmaz besteler yaptı:

Bir akşam, doktorların yasak ettiği ne varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı döşetti, rakısını yudumlarken son nefesini verdi.

  En güzel şarkıların yazıldığı ve Türkiye’nin ilk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale babası tarafından fahişe olmakla suçlanıp evlatlıktan reddedilmesine rağmen oyuncu olmaktan vazgeçmemiştir.

Afife Jale Türkiye’de sahneye çıkan tiyatroda oyunculuk yapabilen ilk Müslüman kadın sanatçıdır.. Daha önce bir Müslüman kadın sanatçı bit tiyatro oyununda rol almamıştır. Böyle durumlarda ya Müslüman olmayan Rum ve Ermeni bayanlar veya erkekler bayan rolü oynarlardı.

Bugün zevkle dinlediğimiz birçok şarkıların bestekârı Selahattin Pınar ise “çalgı mı olacaksın “ diye karşı çıkan babasına: “Bir gün benim adımla anılacaksınız” diye rest çekerek evini terk eden bir müzisyendir.

1902 de doğan Selahattin Pınar, Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe başladı. Oysa babası eski Denizli milletvekili Sadık Bey, onun hukukçu olmasını istiyordu. Bir gün Denizli'den gelen eşraf için kurulmuş bir sofrada Sadık Bey'e oğlunu sordular; Selahattin de sofradaydı. Sadık Bey o yokmuş gibi "Selahattin çalgıcı oldu" dedi.
Selahattin ayağa fırladı ve "Babacığım, rica ederim, ben çalgıcı değil, sanatkârım!" diye diklendi.
Sadık Bey, pek sevimsiz bir küfürle yanıtladı bu çıkışı...
Bunun üzerine Selahattin Pınar, ceketini alıp sofrayı terk etti. Kapıdan çıkarken döndü ve şöyle dedi:
"Babacığım, bir gün gelecek, benim adımla anılacaksınız."
Sadık Bey, yanı başında bulunan gaz lambasını oğluna doğru fırlattı. Çıkan yangını güç bela söndürdüler. Selahattin kapıyı çarpıp çıkmıştı bile...
Asla baba evine dönmeyecekti.

Ne ilgisi var şimdi bu ikisinin birbiri ile diyeceksiniz. Öyleyse okumaya devam edin:

Bu iki ilginç sanatçı bir gün Hafız Burhan’ın konserinde karşılaşırlar.

Afife Jale İçişleri Bakanlığının Müslüman kadınlar kesinlikle sahneye çıkamazlar yasağı ile Konservatuar’da (Darülbedayi) atılmıştır.

1902 doğumlu Afife Jale, İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa Müslüman kadınlara sahneye çıkmak yasaktı. Buna rağmen 16 yaşında talebe olarak Darülbedai'ye başvurdu ve kabul edildi.
Babası Hidayet Bey, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çok uğraştı. Başaramayınca sertleşti. Ona "Fahişe" dediği bir gün "Benim Afife diye bir kızım yok" diye gürledi.
Zaten Afife artık sahnede, "Jale" adını kullanıyordu. Sanatı için baba evini terk etti.

Selahattin Pınar bu ilginç kadınla konserde tanışır ve çok kısa bir müddet sonra ona âşık olur.

Hicaz makamındaki o Selahattin Pınar bestesindeki gibi, "Bir bahar akşamı", rastlaştılar. İstanbul Kuşdili çayırında Hafız Burhan konserinde... Selahattin Pınar, Hafız Burhan’ın arkasında tambur çalıyordu. Nicedir saz salonlarının en sevilen besteci ve icracılarından biriydi. Afife Jale  "Tiyatrodaki ilk Müslüman kadın oyuncu" olarak tarihe geçmiş, ancak tiyatrodan atılmıştı.  İşsiz ve kimsesizdi. Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalışıyordu. İkisi de 25 yaşındaydı.
Belki de şarkıdaki gibi "İçimde uyanan eski bir arzu/ dedi ki yıllardır aradığım bu, dediler. Ve evlenmeye karar verdiler. İkisi de Gençliklerini acılar içinde harcamışlardı. Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar.
Ancak güzel günler uzun sürmedi.
Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordu ve tiyatronun boşluğunu uyuşturucularla dolduruyordu. Suriyeli bir eczacı onu morfine alıştırmıştı. Selahattin Pınar, bir gün eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin şırınga ettiğini gördü ve çöktü. Morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti Afife...
Ama Pınar, eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu. Onu hayata döndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli melankolik besteler yapar olmuştu.

 Çırpındılar, bu gidişi geri çevirebilmek için... Olmadı!

Selahattin Pınar, kendisi de morfin tuzağına düşer gibi oldu. Bunun üzerine Afife, "Terk et beni!"diye yalvardı ona... "Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim." dedi.
Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti. Şimdi ikisi için de en kötü yıllar başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aşevlerinde karnını doyururken ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağladı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise hiç birlikte yatmayacağı bu kadından kısa sürede ayrıldı.
Afife Jale, kimsesizliğinin, terk edilmişliğinin, yoksulluğunun son durağı Balıklı Rum Hastanesi'nde, bir deri bir kemik veda etti hayata veda etmiştir.
Ölümü, gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi katıldı. Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup gitti.
Unutuldu…
Selahattin Pınar, Afife'nin ölümünün ardından paraladı kendini... Nice ölümsüz, hicran dolu besteye imza attı. Son katıldığı radyo programında "Hatıralar" şarkısını seslendirdi: "Beni de alın koynunuza hatıralar/dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar"
Bir süre sonra müdavimi olduğu Todori Meyhanesine gitti; doktorların yasak ettiği ne varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı döşetti. Rakısını yudumlarken son nefesini verdi. "Her yıl ölüm yıldönümümde mezarıma bir büyük rakı dökün" diye vasiyet etti. Son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi çalınarak uğurlandı: "Söndü yâdımda akisler gibi aşkın seheri..."

Selahattin Pınar aşkını hiç unutamadı. Karşılıksız aşkı ve ayrılık acısını anlatan unutulmaz bestelerini bu dönemde yaptı: "Nereden Sevdim O Zalim Kadını", "Anladım Sevmeyeceksin Beni Sen Nazlı Çiçek", "Huysuz ve Tatlı Kadın"

 Afife Jale`den sonra ölene dek alkol bağımlısı olduğu sanılan, asabi fakat içe dönük bir karaktere sahip Selahattin Pınar 6 Şubat 1960'da bir kalp krizi sonucu öldü.

Bestelediği eserler:

100`e yakın bestesi olduğu sanılmaktadır. Bunlardan, "Nereden sevdim o zalim kadını" ve "Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek" isimli şarkılarını Afife Jale için bestelediği söylenir. En çok bilinen besteleri, Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek, Beni de alın ne olur koynunuza hatıralar,

Bir bahar akşamı rastladım size, Gel gitme kadın ruhumu hicranına yakma, Hala yaşıyor kalbimin en gizli yerinde, Nereden sevdim o zalim kadını, Bakışı Çağırır Beni Uzaktan, Kalbim yine üzgün seni andım da derinden. (Yaşar Karaduman)

Kaynak: Türkmüziği net

Bu haber toplam 1.985 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Tarih, Bazen, Aşkları, da, Yazar, Taş, plakta, bir, aşk, hikayesi

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler