HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Ekim 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
18 Eylül 2020 Cuma Saat: 09:53

Domates- Biber- Patlıcan Bu sebzeler 1500 yılına kadar Osmanlı topraklarında bilinmiyordu

Yaşar KARADUMAN
Domates- Biber- Patlıcan Bu sebzeler 1500 yılına kadar Osmanlı topraklarında bilinmiyordu

 Osmanlı Sarayında ve Osmanlı Mutfağında 1500 yılına kadar domates, patates biber patlıcan, kabak, mısır bilinmiyordu. Fatih Sultan Mehmet hayatı boyunda bir tek domates ve bir kere bile menemen yiyemedi.

 Dedesi Yavuz Sultan Selim’in sofrasında da domates, biber yoktu, o da  hayatında hiç kuru fasulye yememişti. Mevlana dadomates ve  patatesin tadını bilmiyordu.

Bu sebzeler ve bir sürü meyve Kristof Kolomb’un 1499 yılında Amerika kıtasını bulması ile Amerika’dan Avrupa’ya getirildi. Kolomb’un gemisi Avrupa'ya sadece kakao, domates, tütün ve muz değil daha bir sürü bilinmeyen şey getiriyordu

Aztek dilinde tomati, "şişkin ve yuvarlak şey" anlamına gelir.

Bugün sofraların vazgeçilmezi olan sebze ve meyvelerin birçoğunu insanlık 1499 dan sonra Amerika'nın keşfinden sonra tanıdı ve yiyebildi.

 Domates

Azteklerin tomoti dedikleri domatesin ana vatanı Amerika kıtasıdır.
Kristof Kolomb'un Amerikayı keşfinden sonra, İspanyol gemileriyle Avrupaya gönderilen domatesi tüketmek, ilk başlarda zehirli sanıldığı için yasaklanmış.
1500'lü  yıllarda zehirsiz olduğu anlaşılsa da, pişirilerek ve ya kızartılarak tüketilmiş ama tadı pek beğenilmemiş, bu sebepten yaygınlaşmamış.
Fransa ve İngiltere'de süs bitkisi olarak saksılarda yetiştirilmiş, İtalya'da ise ilaç olarak hastaların vücuduna sürülmüş.
Domatesin kaderi ise Fiorentinalı bir aşçının  domatesi çiğ olarak salatasında kullanınca domatesin önlenemez yükselişi başlamıştır.

Domatesin Türk mutfağı ile tanışması ise geç olmuş ancak Anadolu’ya gelen bu domatesler, bugün bildiğimiz boyutlardaki domatesler değil, kiraz domates dediğimiz küçük domateslerdi.
Bu domateslerin dolması, çorbası zeytinyağlısı yapılır, rengi kırmızı olunca bozuldu diye çöpe atılırmış.

Patates Önceleri hayvan yemiydi!

İlk Olarak Karadeniz’de yetiştirildi

Amerika'nın keşfinden yüzyıl sonra Patatesin farkına varılmış iki yüz yıl sonrasına Fransız ihtilali döneminde mutfaklara girmiştir.. Anavatanı, Peru olan patates önceleri hayvan yemi olarak kullanılmıştır.  Fransız ihtilali döneminde Avrupalılar açlıktan hayvan yemlerini yemek zorunda kalmışlar ve patatesin yenildiğini görmüşlerdir. Anadolu'ya ise Kafkaslar üzerinden, Rusya'dan gelmiş ve ilk olarak Karadeniz Bölgesi'nde yetiştirilmiştir.

Domates ise önceleri Avrupa'ya, saraylarda saksılara süs bitkisi olarak gelmiş ve  yenilebilir olduğu sonradan fark edilmiştir..

Anayurdu Güney Amerika olan Patlıcangiller ailesine mensup  domatesle Türklerin tanışması 18 ci yüzyılın sonlarına rastlar.

 Avrupalılar patlıcanın delirttiğine inanıyormuş

Sivri ve dolmalık biberin de anayurdu Güney Amerika’dır, yedi yüzü aşkın çeşidi olan biberin tohumları Amerika'nın keşfinden bir yıl sonra ilk olarak İspanya'ya getirilmiş.

Patlıcan en çok Çin, Japonya ve Osmanlı’da tanınmış. Avrupalının sofrasına ise ancak yaklaşık elli yıl önce girmiş. O da gurbetçiler vasıtasıyla olmuş. Zira Avrupalılar yüzyıllarca patlıcan yiyenlerin delireceğini düşünmüş ve deli elması adını vermiş. Ben Almanya’da bulunduğum yıllarda Almanlar patlıcanı halen tanımıyorlardı biz patlıcan aldığımız zaman nasıl pişirdiğimizi soruyorlardı.

 Mısır’ın adı -Türk Buğdayı imiş

Anavatanı Amerika olan ve Amerika'nın keşfinden elli yıl sonra Kuzey Afrika, Mısır ve Suriye'de ilk olarak ekimi yapılan mısırı Avrupalılar Türk Buğdayı olarak biliyordu. Çünkü Mısır  o dönemde  Osmanlı sınırları içinde idi ve mısır Avrupa'ya buralardan geliyordu. Anadolu'ya da Mısır'dan geldiği için mısır olarak adlandırılmış. Biz de Mısır’dan geldiği için ona mısır ve yetiştiği ülkeye de Mısır demişiz. Bitki olarak mısır bitkisinin adı Avrupa dillerinde Meis, Mays, Corn  ülke olarak Mısır’ın adı Egyptn veya Egyptien’dır

 Anayurdu Amerika ve Güney Amerika olan sebze ve meyveler

Çarliston, dolmalık ve kırmızı biber, domates, yerfıstığı, fasulye, kabak, mısır, patates, yer elması, ayçiçeği, Güney Amerika kökenli sebzelerdir. Patatesin anavatanı ise Peru’dur.

Patatesin Amerika’dan getirilip dünyaya yayılışı çok ilginçtir 

Bu sebze Avrupa’da yayılırken, ayni zamanda cüzzam hastalığı da hızla yayılmaya başlar. Cüzzam hastalığı ile patates arasında bir ilgi kurulur ve patates yiyenlerin cüzam olduğu söylentisi yayılır.

Patates böylece halk arasında “zehirli” sayıldı, Veba hastalığına da yol açtığı söyleniyordu, o zamanları veba salgını da vardı, binlerce insan vebadan ölüyordu. Hangi hastalık salgın yapsa, patates ondan sorumlu tutuluyordu, Orta Çağ kilisesi patatesi lânetlemişti.       

Veba, kolera cüzzam gibi bulaşıcı hastalıklardan kırılan Almanlar, patatesi bu hastalıkların sebebi olarak görmüşler ve sadece domuz yemi olarak kullanmışlardır. Fransızlar ise bunu savaş esirlerine yedirmişlerdir..

Almanlar da, “Kartoffel” diye adlandırdıkları ve sadece domuzlara yedirdikleri patatesi savaş esirlerine de yedirmekte bir sakınca görmemişlerdi.

 Patatesin Yolculuğu

İspanyollar 1532 de Peru’yu ele geçirip yağmalamaya başlamışlardı. İşgalciler yerlileri katledip altınları, gümüşleri yağmalarken, merak için bir çuval da patates Amerika’dan Avrupa’ya yüklerin arasına koyup getirdiler.

İskoçya’da patatesin İncil’de yazılı olmadığı ileri sürülerek ülkeye sokulması yasaklanmış. Bütün peygamberler gibi, Hz. İsa da patatesi görmemişti.

Patates kimi köylerimizde gartol, kartopu, kimi yerlerde kümpür, adı ile anılır.

 Amerika’dan ilk gelen sebze ve meyveler

Hindi, tütün, mısır, domates, fasulye, biber ve patates 1500 yılında yeni bulunan Amerika kıtasından getirilmiştir.

Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle çeşitli baharatlarla birlikte, ilk kez Avrupa’ya gelen meyve ve sebzeler şunlardır:

 Hindistan Cevizi, kinin, kauçuk, çilek, yer fıstığı, kına ağacı, papatya, avakodo, kakao ananas, hindi, patates, tütün, mısır, domates, fasulye, biber Avrupalılar ve Türkler Kolomb’un Amerika’yı keşfine kadar bunların hiçbirini tanımamışlar, bu meyveleri hiç tatmamışlardır. 

Kolomb’un Amerika’dan getirdiği cevizin adının, bu gün de Hindistan Cevizi olarak söylenmesinin tek nedeni, Kolomb’un bulduğu ülkeyi önceleri Hindistan ve o cevizi Hindistan’dan getirdiğini sanmasındandır. Oysa Hindistan Cevizi Hindistan da yetişmez

 Amerika'nın keşfedilmesi Türklere lezzetli yemekler kazandırmıştır. Türk mutfağı bir anlamda "Amerikan mutfağı"dır. Neden mi? Çünkü yaptığımız neredeyse bütün yemeklerde Amerika kökenli sebzeler kullanıyoruz! Tatlılardan tutun, ana yemeklere, çorbalara kadar atalarımızın tadını hiç bilmediği yemekler yiyoruz. Sizlere Alparslan'ın, Fatih'in ve hatta Yavuz'un tadını bilmediği yemeklerden bir liste derledik...

Kabak tatlısı, biber dolması, domates saklatası, menemen, patates kızartması, közlemiş mısır, muz, taze fasulye, kuru fasulye, çilek, kakao,fıstık..

 Peki bizim atalarımız ne yiyordu? Çinliler'in pirinci vardı, Avrupalıların lahanası vardı... Et haricinde ne gidiyordu midelerine? Soğan, Patlıcan ve bezelye! Bugün bir çoğumuzun burun kıvırdığı bu sebzeler, Anadolu'ya gelen atalarımızın heybelerinde bulunan en önemli gıdalardı. Yani Türkler yerleşik hayata geçtiklerin ilk ekilen bitkiler buğday, arpa ve tahıllar dışında muhtemelen patlıcan, bezelye ve soğandı.

 Kaynaklar:

http://www.harranova.com/domTar.

http://www.tomato.cages.com

Metin Üskes

Ruhan Odabaş,

Alıntı yapılmıştır

Bu haber toplam 1.827 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler