HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Ekim 2020 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
29 Eylül 2020 Salı Saat: 09:59

PARKİNSON HASTALIĞI

Uz. Dr. Ali COŞKUN
PARKİNSON  HASTALIĞI

Parkinson hastalığı, bir Beyin - sinir sistemi hastalığıdır.

İlk defa 1817yılında “titremeli felç” tarifleyen, Eczacı ve Cerrah olan James Parkinson, hastalığa kendi soyadını vermiştir. Parkinson, Nadir sıklıkla görülürdü fakat çevresel - yaşam koşulları ile günümüzde artmış bir oranda görülmekte, müzmin, ilerleyici ve tedavisi olmayan bir hastalık olarak bilinmektedir.

 Parkinsonun nedeni bilinmemektedir. Fakat eğer belli bir nedenden dolayı Parkison bulguları gözlenmişse buna da Parkinsonizm veya Parkinsonien sendromları denir.   Örneğin Yeni Gine ‘deki CYCAD ağacının meyvelerinin yenmesi, bazı ilaçlar, damar sertliğinin olması, ırsi nedenler, bazı zehirlenme sonraları, bazı kanserler, polistemi gbi birçok durum Parkinsonizme neden olabilir.

Kaslarda Titreme ( Tremor ), harekete geçme zorluğu ve duraksama (bradikinezi), kaslarda sertlik ( rijidite ) görülen hastalığın adıdır: Parkinson.

İlk belirti titreme’dir. Titreme dinlenirken olur, uyurken kaybolur. Vücudun genellikle bir yarısını tutar.

Sertlik (Rijidite) ise boyun kaslarından başlar. Zamanla başı öne eğer. Bel kemiği (omurga) de tutulur ve zamanla vücut öne doğru eğimli durur. Kollar bükülü durur, dizler bükülü durur. Bükülü kol açılırsa dişli çark döndürülüyormuş gibi izlenim alınır.

Parkinsonlu hastalar, küçük ama hızlı adımlarla, sanki düşecek gibi sendeleyerek yürürler, hantallaşırlar, oturdukları yerden ayağa kalkmaları çok zor gelir, bu nedenle saatlerce otururlar. Yüz kasları da sertleştiği için mimik hareketler silinir, ifadesiz yüz yani maske yüz olur. Monoton tonda konuşurlar, genellikle konuştuklarında kelimelerin son hecesini tekrar ederler. Normal insanlarda burun köküne parmakla ufak ufak vurursak ve gözünü kırpmamasını söylersek bunu yapabilirler, oysa parkinsonlularda göz kırpmalarını engelleyemezler.

Yazı yazarken yazıya büyük büyük yazarak başlarlar, giderek okunamayacak halde küçücük ve okunaksız yazarlar. Hastaların neredeyse yarısı bunama sorunu ile karşı karşıya kalır.

Bütün Sorun: Beyinde hatta beyinin orta kısmında SUBSTANTİA NİGRA denilen hücre grubunun bilemediğimiz nedenlerden dolayı hasarlı hale gelmesidir ve bu nedenle Parkinson hastalarında DOPAMİN yoktur.

Normalde bu bölge,  tüm vücudumuzdaki uyarıları, organ ve kas uyumunu koordine eden 2 birbirine zıt maddenin salgılandığı yerdir. Bu maddelerin Adları ASETİL KOLİN ve DOPAMİN’dir.

Asetil kolin uyarıcı etkilidir, her organ ve kası uyardığı zaman organ, doku ve kaslar bu uyarıya daha fazla aktif hale gelerek cevap verirler.

Dopamin ise Asetil Kolin’in etkisini ortadan kaldırır yani Asetil kolini durdurur. Böylece  Dopamin etkisindeki bir durumda: Asetil Kolin etkisi görülemeyeceğinden, ilgili organ, doku ve kaslarda aktivasyon durur ve normal hale dönerler. Aslında normalde beyinde Asetil kolin’in uyarıcı etkisi ile dopamin’in asetil kolin salınımını inhibe(durdurucu) edici etkisi tam bir denge durumundadır. Böylece vücut motor kaslarında bir tonus  (normal olan gerginlik) sağlanır.

Parkinson’da ise dopamin olmadığı veya yetersiz olduğu için, denge asetil kolin lehine bozulmuştur. Çünkü dopamin’in asetil kolini inhibe edici  (durdurucu, baskılayıcı) etkisi ortadan kalkar. Beyin Kabuğu dediğimiz Korteksde sinir uçlarından salınan asetil kolin, normalde substantia nigra bölgesinden salınan dopamin tarafından kısmen bloke edilerek dengelenir ve bu denge durumuna göre, az veya çok, dengede olan asetil kolin tüm vücuda gönderilir. Parkinsonda ise bu denge her zaman asetil kolin lehinedir. Bunun için parkinsonda tüm kaslar kasılır, rijid (sert) hale gelir. Genel bir rijidite (sertlik) vardır fakat buna rağmen Kas kuvveti değişmez.

 Tedavi:

 Dopamin nöron (sinir hücresi)  dışına ancak enzim tarafından parçalanıp, noradrenalin’e (NA) çevrildikten sonra çıkabilir. Dışarıdan vücuda dopamin verildiğinde ise nöronlara giremez, çünkü beyine geçerkebn ilk duvar olan kan – beyin bariyerini geçemez. Yani dışardan dopamin vermek bu haliyle faydasızdır. Onun yerine Kan – beyin bariyerini geçip, beyin’e ve sinir hücresine giren, girdikten sonra da Parkinson hastalarındaki beyindeki dopamin eksikliğine son veren ilaçlar kullanılmaktadır. Fakat çok ideal ilaç yoktur. Her ilacın birçok kusuru vardır.

Yasa dışı olarak eroin kullanan kişilerde ise, sokak köşelerinden satın alınan eroin ile birlikte bir türevi olan MPTP ( metil fenil tetra hidro piridin ) de alınmış olur. MPTP, dopamin etkisini tamamen ortadan kaldırabilir. Yani bir nevi yeni ve başka bir Parkinson hastalığı’nı oluşturur.

 Parkinson hastalarında dopamin yetersizdir. Dışarıdan ilaç olarak dopamin vermek, yetersiz kalır, çünkü dopamin santral sinir sistemine ( beyin’e ) giremez, kan beyin bariyerini geçemez. Oysa LEVODOPA ( L-DOPA ), kan-beyin bariyerini rahatlıkla geçer, sinir sisteminde ise dd enzimi (dopa Dekarboksilaz) ile dopamin’e çevrilir. Burada en büyük zorluk, dd enzimi perifer kanda da vardır ve levodopa’yı vaktinden önce dopamine çevirir ve ne yazık ki bu durum, dopamin’in santral sinir sistemine girişini sağlayamaz. Bunun için periferdeki dd enzimini etkisiz hale getirmek gerekir. Fakat bu öyle bir madde olmalı ki, periferde dd enzimini etkisiz hale getirdiği halde, santral sinir sistemine girmemelidir. Bu maddenin adı KARBİDOPA’dır. Karbidopa periferde dd enzimini bloke eder, santral sinir sistemindekini ise bloke edemez, çünkü kan beyin bariyerini geçemediğinden buraya etki edemez. Bu nedenle tedavide Levodopa ile birlikte karbidopa da verilir. Ayrıca ENTAKAPON ilacı da COMT enzimini bloke eder ve böylece Levadopa’nın dopamine dönüştükten sonra yıkımını bloke eder. Bu şekilde Levadopa ile birlikte verilerek Parkinson tedavisinde kullanılabilir. Benzer olarak bu amaçla kullanılan bir sürü ilaç vardır ve hala daha geliştirilmektedir  (Bromokriptin, Amandatin, Mazindol, Selegilin vs.). Hatta Amerika Birleşik Devletlerinde çok başarılı Cerrahi ameliyatlar (pil takılması, beyin dokusu nakli vs.)  da yapılmaktadır. Fakat henüz rutin uygulanabilecek bir tedavi olmak için zamana ihtiyaçları vardır. Buna rağmen hastalar mutlaka ayrıntılı ve yardımcı teşhis araçları ile de desteklenmiş (Kan tahlilleri, görüntüleme yöntemleri vs.) muayene’den geçtikten sonra, ilgili uzman hekimlerin ‘’iyi eleyip titizlikle seçtikleri’’ ilaçları kullanabilirler, asla hekim kontrolünden ve muayenesinden hariç, ilaç almamalıdırlar.

Parkinson tedavisinde genellikle bir ilaç  grubuyla  5 yıl tedavi yapılırsa, 5. Yıla doğru, tedaviye bir nevi direnç gelişir, bu nedenle 5 yılda bir ilaç grubunu değiştirmek faydalı olabilir. Tabi bunu da ancak ilgili uzman hekim yapabilir.

Faydalı aktiviteler ise : Sosyal hayat önerilir, aktivite önerilir, organik çevre, doğa ve kır gezileri önerilir. Hastalar özellikle sosyal çevrelere sokulmalıdır, yoksa evde bir odada tecrit hali , durumu daha da kötüleştirecektir.

Hepinize Zihin Berraklığı ve Vücut uyumu ile yaşayacağınız günler dilerim.

Bu haber toplam 339 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : PARKİNSON, HASTALIĞI

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler