HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
28 Kasım 2020 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
20 Ekim 2020 Salı Saat: 08:51

Ünye ve civarında Avlanan balıklar Çinekop

Yaşar KARADUMAN
Ünye ve civarında  Avlanan balıklar Çinekop

Ünye’de, burada yaşamış olan Rum’lardan kalma bir balık kültürü vardı. Bize onlardan çok çeşitli balık yemekleri kaldı, balık bir kültür bir yaşam tarzıydı Ünye’de.

Balık sağlıklı bir besin kaynağıdır, madensel tuzlar ve mineraller açısından da son zengindir, bol miktarda fosfor, kalsiyum, iyot içerir.

 

Büyüdükçe adı değişen balık,

Ünye’de bir zamanlar burada yaşamış olan Rum’lardan kalma bir deniz ve balık kültürü vardı. Bize onlardan çok çeşitli balık yemekleri kalmıştı, Eski Ünyeliler haftada muhakkak iki kere balık yerlerdi. Balık bir kültür bir yaşam tarzıydı Ünye’de.

Balıkçılar, balıkçı kayıkları, burada çalışan işçiler bir sektör oluşturmuştu. Bu sektör Ünye’de günümüzde fazla gelişmedi ama komşu il ve ilçeler halen bu işten çok para kazanmaktadırlar.

Balık eskiden avlanmadığı mevsimlerde yemek için konserve edilerek saklanırdı,  her Ünyelinin evinde kışın palamut ve hamsi tuzlanır, lakerda ve çiroz yapılırdı.

Lakerda, dilim dilim kesilen Palamut balığı kuru tuzda beyazlaşmaya başlayınca kadar bekletilmesidir, yeneceği zaman normal suda biraz bekletilir, bol zeytinyağı, limonla servis yapılırdı.

Çiroz ise Uskumru  balığının tuzlanarak güneşte kurutulmasıyla yapılırdı. Balıklar iç organları temizlenerek tuzlanır ve güneşte kurutulur, daha çok salata ve çorba yapılırdı bu kültürü biz Rum ve Ermeni komşularımızdan öğrenmiştik, bugün Ünye’de bütün bunlar unutulmuştur. Ama İstanbul’da Kadıköy pazarında ve Mısır Çarşısı’nda Lakerda ve Çiroz orada yaşayan Rumlar için halen satılır.

Bugün balığı tuzlayarak, kurutarak, lakerda veya çiroz yaparak saklamaya gerek kalmamıştır. Onlar, buzdolabı ve dondurucuların olmadığı yıllardaydı. Şimdi balıklar derin dondurucularda uzun süre saklanmaktadır. Annelerimiz eskiden bunlarla ne çok uğraşmıştı, kışın Palamut tuzlanır, Hamsi tuzlanır, balıklar kurutulurdu.

Rumların miras bıraktığı bu balık kültürü denizlerimizde balıkların  azalması ile yavaş yavaş kayboldu. Türkiye’de balığı en az tanıyan bizim Karadeniz bölgesi insanları imiş, Ünyeliler artık eskisi kadar balık yemiyor ve balığı tanımıyorlar, tanıdıkları ve yedikleri balık cinsi üçü geçmez. Palamut, Mezgit, Hamsi.

Ünye Ve Çevresi

Balık Açısından Zengin

Ünye ve çevresinde balık avlama mevsiminde bol miktarda Palamut, Hamsi, Mezgit, İstavrit yakalanmaktadır. Geçen yıl Hamsi çıkmadı bu yıl da henüz görünmedi gerçi Karadeniz Hamsi’sinin zamanına biraz daha var ama balıkçılar bu sene de hamsiyi Palamut ve Çinakop’un yediğini söylüyorlar. Ayrıca avlanması yasak olan Yunus balıkları da balığı yiyerek tüketmektedirler. Bir zamanlar Ünye’de Yunus avlamak serbestti, kaynatılarak yağı elde edilirdi.

Eskiden Ünye açıklarında avlanan motorlar sabahın ilk ışıkları ile iskeleye yanaşır ve hamsileri kasa kasa kamyonlara yüklerler kamyonlar  Hamsiyi İç Anadolu’ya, Ankara, Konya, Kayseri ve Eskişehir’e yetiştirir orada balıkçılar bunları “Ünyeli geldi, Ünyeli Geldi” diye satarlardı. İskelenin başında yüklerini boşaltmak için 20-25  balıkçı motoru sıraya girerdi.

Kaybolan Balıklarımız

Rize Üniversitesi (RÜ) Su Ürünleri Fakültesi'nde yapılan araştırmanın  sonuçlarına göre, 161 balık türünün bulunduğu Karadeniz'de 59 balık türünün nesli tükenmiştir..
Kılıç, Kalkan, Kırlangıç İskorpit,  Kofana, Mersin, Uskumru İri İstavrit, Kolyoz, Minekop, Morina, Çaça, Torik, İzmarit, Karagöz,  Mercan gibi balıklar bugün artık yok
Balığı çok az tüketen bir milletiz. Osmanlılar da çok balık yemezlerdi
Padişahlardan Fatih Sultan Mehmet dönemi dışında, sarayda pek balık yenmediği yazılı kayıtlardan anlaşılmaktadır.

 

Büyüdükçe

Değişen Balık

Çinekop

Ünye’de bol miktarda avlanan balıklardan biridir. Buna balıkların kıralı Kıral Balığı da derler. Büyüdükçe adı da değişir. Çok lezzetlidir. Bu yıl bu balık denizlerimizde bol miktarda var.  Ancak bu dönemde onu çok avlamanın doğru olmadığını söylüyor balıkçılar, bu balığı çok avlamazsak ileride bu ufak balık hem kendi hem de lezzeti büyük olan Lüfer olcaktır.

Çinakop tur. Rumca Tşinokópos’tan gelir

 

Çinekop, Sarı kanat, Lüfer, Kofana familyasındandır. Türkiye'nin en güzel balığı ve kralların yediği balıktır. Fakat yanlış avlanma ve çevre kirliliğinden dolayı azalmıştır. Balıklar küçükken yakalandıkları için büyüyememektedirler.

Çinekop, Latince adıyla “Pomatomus saltatrix”  füze şeklindeki vücudu, keskin ve sivri dişleri vardır. Büyüklüklerine göre isimlendirilirler. 10 cm'den küçüklere Defne yaprağı, 10-15 cm olanlara Çinakop, 15-20 cm arasındakilere Sarıkanat, 20-30 cm arasındakilere Lüfer, daha büyüklere de Kofana denir. Şu günlerde Çinekopun lezzetine doyum olmaz. (Kaynak Ali Gündoğdu)

Pazarlarda iki türlü Çinakop satılmaktadır. Ucuz olan  küçüktür, pahalı olan ise büyük ve tazedir şu dönemlerde bollaşmaya başlamış hatta Sarıkanat türüne  geçmek üzere olan balığın fiatı 10 lira civarındadır. Havalar soğudukça yağlanan yağlandıkça güzelleşen balık, aralık başından itibaren daha da yağlanır. İnsanlarımız hamsi, palamut ve mezgit balıpğının dışında  bu balıkları da denemelidirler. Çinakop büyüyünce lüfer olur, büyüdükçe ismi değişir

İlk başlarda adı “Defne Yaprağı”dır Uzunluğu 11 ila 15 cm arasındayken “Çinekop”tur ve daha üreyebilme olgunluğuna erişmemiştir; bu nedenle lüferin neslini korumak için Çinekopa el sürmemek gerekir. Derken ‘Kaba Çinakop’ olur, 15 cm’den biraz daha büyük olan Kaba Çinekop dahi avlanmamalıdır. Sarı Kanat’ olduğunda artık 17 ila 20 cm uzunluğundadır. Balıkçıların tutmak için kar, kış, yağmur demeden sabırla bekledikleri, Lüfer’ ise, 21 ila 30 cm uzunluğuna gelince denir. Lüferlerin daha büyüklerine ‘Kofana’ denir.

BALIK ALIRKEN
Taze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur.
Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri buğulanmaya başlar ve daha sonra içeri çöker.
Taze balığın derisi gergin ve parlak olur.
Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk anında düzelir,
bayatlamış balıklarda bu iz kalır..
Taze balığın solungaçları canlı kırmızı olur.

Hangi Balık

Hangi Mevsim Yenir
Her balığı her mevsim bulamadığınız gibi, hepsinin tutulma mevsimi ve lezzetli oldukları zamanlar farklıdır.

Ocak-Şubat
Uskumru, lüfer, palamut, istavrit lezzetini korur. Kefal ve hamsi tam yağlı durumdadır. Çinakop ve mezgit ise pazarlarda kolayca bulunur.

Mart-Nisan-Mayıs
Kefal, levrek ve kalkanın en lezzetli zamanıdır. Uskumru çiroz olmaya yüz tutmuştur tavası ve pilakisi yapılabilir.  Lüfer ve palamut yağını kaybetmiştir... Kefal ise lezzetlidir.

Haziran-Temmuz
Balık az tutulur. Dip balıkları, yumurtalarını dökmüş olduklarından dağınık gezerler. Bu nedenle balıkçılık açısından verimsiz bir aydır.

Ağustos
Çingene palamutu mevsimi açılır. Boyu uskumru kadar ya da biraz daha iridir. Sardalya’nın en lezzetli zamanıdır. Ağustos ayında kılıcın tadına doyum olmaz.

Eylül
Sardalya ve kılıç lezzetlidir. Palamut irileşir, her türlü pişirmeye elverişlidir. Lüfer bu dönem pahalıdır, istavrit ve kırlangıç bolca çıkar.

Ekim-Kasım
Geçici balıkların, yazın Karadeniz’de beslenip, Marmara’ya göçe başladıkları dönemdir. Bu nedenle bol miktarda balık çıkar.

Aralık
Uskumru, lüfer, palamut ve torik yağlı olduklarından her türlü pişirilebilirler. Hamsi lezzetlidir. Tekir bol bulunur.
 

http://www.erguvanim.net/blog/baliklar-hakkinda-bilgi/

Bu haber toplam 1.145 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Ünye, ve, civarında, Avlanan, balıklar, Çinekop

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler