HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Ocak 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
2 Kasım 2020 Pazartesi Saat: 08:43

Gripal İnfeksiyon- Grip Virüsü–Grip Aşısı-

Ecz. Dr. TURGAY GÜVEN
Gripal İnfeksiyon- Grip Virüsü–Grip Aşısı-

Hastalık ‘grip’  adını, Avrupa’nın en eski kavimleri Galyalıların dilindeki, bulaşıcı anlamına gelen, ‘Gripan’ kelimesinden alır. Bizim halk dilimizdeki, eski adı, ‘Nevazile-nezle’dir

 

İrlanda’nın ıssız sahillerinden birinde, küçük bir liman kasabasının rıhtımına yanaşan gemiden çıkan bilim adamları, hiç zaman kaybetmeden, kasabanın hemen yakınlarındaki asırlık şehir mezarlığına yönelmişler, yaklaşmakta olan  kar fırtınasına bile aldırmadan, mezar taşlarından yatanların  isimlerini okudukları bazı mezarları aceleyle kazmakta, birçoğu hala bozulmamış cesetlerden aldıkları numuneleri , düzenli bir şekilde sınıflandırarak,  taşınabilecek biçimde ambalajlamaktadırlar.

Kasaba halkının garibine giden bu olay,  yüzyılın başlarında tüm dünyayı sarmış olan bir salgın hastalık hakkındaki,  bir bilimsel araştırmanın parçasıdır ve bilim adamları, daha sonra,  modern laboratuvarlarda,   o yıllarda,  İrlanda açıklarında, bir gemide salgın hastalıktan ölen gemicilerin,  İrlanda’nın soğuğunda, onca yıl sonra bile,  çoğu bozulmadan kalmış cesetlerinden aldıkları parçalarda, hala canlı olduğuna inandıkları, hastalığa neden olan virüsleri arayacaklardır.

 

Yirminci yüzyılın başlarıdır.

Hiç beklenmedik bir biçimde, 11 Mart 1918 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin New Mexico eyaletinden başlayan bir salgın, kısa zamanda tüm dünyayı sarar.

Önceleri yöredeki büyük baş çiftlik hayvanlarında tek tük vakalar halinde başlayan Salgın, insanların toplu yaşam merkezleri olan  şehirlere ulaştığında, öncelikle, her zamanki  risk gurubu sayılan   çocuklar, yaşlılar ve beden gücü yeterli olmayan  zayıf insanları etkilemiş, ancak, hiç beklenmedik şekilde, bunların  yanında,  özellikle gençleri, genç erişkin guruplarını dahi sarmış, iki yıla yakın bir zaman içerisinde, kuzey-güney Amerika ülkelerinden Avrupa’ya sıçramış, İrlanda gibi  infeksiyon etkenlerinin fazla yayılamadığı soğuk iklim ülkelerine bile ulaşmış, o günlerin kayıt dışı tahminlerine göre  50 ile 100 milyon civarında insan bu hastalığa yakalanmış,  o yılların sosyoekonomik,  tıbbi ve teknik imkansızlıklarıyla beraber, kuzey-güney Amerika ve  savaştan yeni çıkmış Avrupa ülkelerinde,  20 milyona yakın insanın ölümüne neden olmuştur.

 

Grip-Nevazile

Hastalık ‘grip’  adını, Avrupa’nın en eski kavimleri Galyalıların dilindeki, bulaşıcı anlamına gelen, ‘Gripan’ kelimesinden alır, Germen kavimleriyle Avrupa’ya yayılır. İtalyanlar  ise, bu hastalığa, ‘Fluenza-paçavra hastalığı’ derler. On altıncı yüzyıl başlarında, Malta’dan başlayan bir salgın, tüm Avrupa’yı sarar, Avrupa,  ileriki yüz yıllar içerisinde de, benzer salgınlar geçirir.

Bizim halk dilimizdeki, eski adı, ‘Nevazile-nezle’dir. Avrupalılaştıkca  ‘Gripal  Enfeksiyon-Gripal İnfeksiyon- Grip’ olur. Ayrıca, Türk tıp dilinde, virüsün etkili olduğu ağız-boğaz-burun-sinüsler-yutak-gırtlak ve üst bronşları da kapsayan geniş bir bölge  göz önünde bulundurularak, geniş ve yaygın bir  deyimle   ‘ÜSYE-Üst Solunum  Yolu Enfeksiyonu’  olarakta  adlandırılır.

İlk zamanlarda, hastalığın  domuz ve kedi, köpek, at vb. gibi bazı evcil memeli hayvanlardan  insanlara bulaştığı düşünülmüş,  daha sonraları hava yolu ile bulaştığı anlaşılarak, korunma yolları geliştirilmeye çalışılmıştır.

 

Gripal İnfeksiyon-

Grip Virüsü- Grip Aşısı-Tedavisi

 “ Rinovirüs”İnfluenza virüsü,  Ortomyxoviridae ailesinden, sekiz adet  RNA-Ribo Nükleik Asit’in bir sıra halinde dizilimiyle oluşmuş,  RNA Virüs  sınıfı,  rinovirüs olarak adlandırılan, bir virüs türüdür.

.

Virüsler, dünyada yaşayan  canlıların, tek  hücreden çok hücreye, tüm organizmaların ve hatta  mikroorganizmaların bile, en küçük modelidir. Canlılığın çok azaldığı soğuk, kurak vb. bir çok iklim şartlarında fizyolojilerini değiştirerek, yani  bir nevi kristalleşerek hayatiyetlerini minimuma indirdikleri, bu şekilde  uzun yıllar varlıklarını sürdürebilme, şartlar  olağanlaştığında yeniden aynı  canlılık özelliklerine kavuşabilme özelliklerine sahip oldukları anlaşılmakta,  bu karakterleriyle uzay şartlarında bile uzun yolculuklar yapabilecekleri bilimsel  olarak düşünülmektedir.

İnsanlık şu maküs talihinde, o korkunç 1918 salgınından sonra da , her yıl  parça parça, kişisel, kısmi toplumsal  ve dar bölgesel olmak üzere geçirdiği, binlerce, yüz binlerce, milyonlarca kısmi   infeksiyonlar geçirir ve 1957 yılında,  özellikle, çocuk yaş gurubunu etkileyen, 1968  yılında ise , tüm yaş guruplarını saran  büyük salgınları yaşar.

Ne yazık ki, insanlık, kendi gelişim çizelgesindeki yükselişe paralel olarak, bunca korunma, aşılamalar, insanlığın yaşam şartlarındaki iyileşmeler, tıptaki gelişmeler, ilaçlar ve tedavi yöntemlerine rağmen, bir türlü,  bu gripal infeksiyon salgınlarının önüne geçememiş, bunca çabaya rağmen, yine de ,  1970-80 yılları arasında, olagelen sayısız salgınlarda, 200 bin kişinin ölümünü önleyememiş, gitgide, onunla paralel yaşar bir hale gelmiştir.

Bu sayede, rutin olarak her yıl,  gitgide daha  geniş toplum kesimlerinin aşılamaya başlanması sonucunda,  gitgide daha büyük miktarlarda aşı üretimi, ve  dolayısıyla  git gide daha bol aşı tüketimi, dünya genelinde karlı bir  sektöre dönüşmüş olup, bu durum,  ilerleyen yıllar içerisinde, zaman zaman   bazı aşılama dönemlerinde global aşı dağıtımında aksamalar ve sıkıntılar olmaktadır.

“Grip Aşısı”

Ne oldu, nasıl olduysa, yıllar öncesinde,  yine bir aşılama döneminde, yine bazı bilimsel çevrelerin,  ihtiyaç sahibi risk guruplarına yönelik aşılama çalışmalarının düzenli olarak yapılıp bitirilmiş olduğu bir sırada, tamda kış ortasında, kısacası,  tüketimi arttırma çabasıyla  ortaya attıkları, “Bu seferki domuz gribi, bu salgında, domuzdan elde edilen aşı kullanılması lazım, filan.”gibisinden yerli yersiz  bir iddiayla, ortalık karışmış,  toplumların yeniden benzer bir aşıyla aşılanma ihtimalini doğurmuştu. Ortaya çıkan kaosu yatıştırmak amacıyla, konunun başında anlattığımız gibi,  ilk kez domuzlarda görüldüğü için adına sembolik olarak domuz gribi dendiği,  endişe  edilmemesi,  yapılmış olan aşılamaların, tüm-genel  viral gripal  salgınlara karşı koruyucu olduğu, yönündeki açıklamaların pek bir faydası olmamıştı.

Üstelik  ‘domuz’ adı geçince,  tüm Müslüman kamuoylarında, aksi yönde büyük tepkiler  oluşmuş, başta Arap ülkelerinde  olmak üzere, aşılama kampanyaları bıçak gibi kesilmiş, aşılama oranları sıfıra inmişti. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın  ve Türk tıp alanında otorite sahibi bilim adamlarının açıklamaları ve çabaları sonuç vermemiş, aşılama oranları  oldukça düşmüş, zaten bu fakir memlekette köz gibi döviz-para karşılığı ithal gelen aşıların çoğu elde kalmış,  ziyan olmuştu.          

 

 

Kimler grip aşısı olmalıdır?

 diye soracak olursanız. Klasik bir liste olarak,  65 yaşından büyük kişiler, Diyabetliler, Astım hastaları, Kronik akciğer hastaları ( Bronşit vb. ), Kronik kalp ve damar sistemi hastaları ( koroner arter hastaları ), Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ( kronik kan hastaları-hemoglobinopati olanlar), Kanser hastaları,  İmmun supresif ilaç kullananlar,  Huzurevi, bakımevi, okul, toplu iş yerleri vb. ortamlarda yaşayanlar ile  Sağlık Çalışanları ; Dünya Sağlık Örgütü ve TC. Sağlık Bakanlığınca, mutlaka  grip aşısı olması gereken risk gurubuna giren kişiler olarak kabul edilirler.

 

Bu haber toplam 1.244 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler