HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
5 Aralık 2020 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
10 Kasım 2020 Salı Saat: 08:50

Anadolu ve Ünye Mimarisi Gerçeği Ünye’nin Unutulmuş Lezzeti Nemüslü Börek Topal Koyun

Canik dergisi
Anadolu ve Ünye Mimarisi Gerçeği  Ünye’nin Unutulmuş Lezzeti Nemüslü Börek Topal Koyun

Anadolu ve Ünye Mimarisi Gerçeği  

, Tüm Dünya ve Anadolu’da 12 bin yıl önce toplayıcı ve avcı insan toplulukları (ki bunlar 12–15 kişi) mağaralarda ve çukur barınaklarda yaşıyorlardı.

Türkiye’de Paleotik Çağ’a ait 90’a yakın mağara, kaya sığınağı ve mevsimlik kamp yeri saplanmıştır. Yöremizde kaya sığınakları, örneğin Tozkoparan Mağarası.

8-10 bin yıl öncesinde ise tarımda gelişen insan toplulukları, ürünlerini depolama sorunu yaşayınca, dikdörtgen, uzayan ve bölümlere ayrılan konutlar yapmaya başladılar.

Daha sonraki bölümlerde yağışlı iklime sağıp yerlerde, taban suyu ve rutubet sorundu. Evlerin yaşam alanlarının toprak seviyesinden yükseltilmesi gerekiyordu. Böylece dik ve yüksek taş platformlar üzerine evler yapılmaya başlandı. Günümüzde “ızgara planlı evler” diye anılanlar bunlardır.

Yöremizde ise ormanın bol olması ahşabın çok kullanılmasını sağlıyordu.

Bu dönemlerde kimi yerleşimler, sur duvarları volkanik bir kayanın etrafının çevrilmesi ile elde edilir. Konutlar, tapınaklar, çömlekçi atölyeleri ile aşiret beyinin yaşadığı bir kale görünümü almıştır.

Tarih çağlarında ise Anadolu 5500- 3200 yıl önce ki Anadolu’da kentler ve yönetim sistemleri ortaya çıkmaya başladı. İlk çağların Karadeniz Bölgesi’ndeki en belirgin örneklerinden olan Samsun Tekkeköy Mağaraları önündeki düzlüklerdir.

Ünye’de Cevizdere Mevkii Tozkoparan Mağarası önündeki düzlükler, işte bu şehrin alanı idi.

Bu dönemde Ege merkezli deniz ticareti gelişimi bu yollar üzerinde bazı noktaların gelişimini hızlandırmakta idi. Ünye’de bunlardan birisi. Karadeniz’in ilk kolonisi ve içeriye bağlantısı olan limanı antik çağda Anadolu’da önem kazanmaktaydı.

Bu çağda prostaslı (ön göreli evler) avluda çeşme, küçük bir sarnıç veya saçak sularının içinde toplandığı bir küp bulunurdu. Evin ana salonu ve kutsal ocak bulunurdu. Yine bu dönemlerde evlere selamlık adı verilen erkek odaları eklendi. Bu yenilik sosyal yaşamda önemli bir gelişme idi. Artık evlerde erkeğe ait bir bölüm vardı. Bu bölüm kadınların giremediği iş alanıydı.

 2300 yılında konutlarda ki eşitlik bozuldu ve parası olanlar, ticaret yapanlar daha lüks konutlar edinirken, kölelik de gelişmeye başladı.

Ünye’de, Anadolu’daki mimari gerçeğin tüm örneklerini görmek mümkün. Tozkoparan Mağarası’ndan, Ünye Kalesi’nden, kırsallardaki Ağa Konaklarından, Ünye Sarayı’ndan ve Ünye’deki diğer lüks mimari örneklerinden bu zenginliği anlamak mümkün.

Bu zenginliği koruyabilmek, sahip olmaktan çok daha önemli.  

Recep ÖZCAN

 

 

 

Ünye’nin Unutulmuş Lezzeti

Nemüslü Börek

Uzun bir tarihi geçmişi olan ve bir pek çok uygarlığın gelip geçtiği Ünye, zengin bir yemek kültürü mirasına sahiptir. 


İpek yolunun denize açılan kapısı olması ve iklimi nedeni ile kıyı kesimlerde ot ve sebzeler ile deniz ürünlerinden oluşan yemekler çoğunluktadır. İç kesimlerde tahıl ürünlerine dayalı yemeklerin ağırlıkta olduğu görülür.  Ünye sebze yemeklerinin çoğunlukla doğal ot ve sebzelerden oluşur. Bunların başında; karalâhana, ısırgan, pezik, galdirik, mantar, sütlücen,  mendek, merulcan, marul, maydanoz, pırasa, beyaz lahana, karnabahar gelir.

 

Nemüslü Börek

“Nemüslü börek” Ünye’de çok eskiden beri bilinen ve günümüzde unutulmaya yüz tutan bir börek çeşididir. Ünye’de her şeyin değişmesi gibi damak tadı ve yemek kültüründe de değişimler yaşanmaktadır. Hayatımıza giren çok çeşitli yeni beslenme kültürü ve usulleri bu eski tatları geri planda bırakmıştır. Hazırlanması zor ve uzun zaman alan yemekler çok az yapılır olmuş bazıları ise tamamen yok olmuştur. Kaybolan bu yemeklerden ilk akla gelen maydanozlu yuvarlak ekşili köfte, Ünyelilerin sofrasından eksik etmedikleri “gemici çorbası”, “kesme makarna”  ve bir çeşit katmere benzeyen “kâ” dediğimiz bir börek türü.

“Nemüslü Börek” de unutulmaya yüz tutmuş eski bir Ünye yemeğidir, çevre il ve kasabalarda da bilinir. Bazı yöresel yemek dükkânları bu yemeği yaşatmak için arada bir menülerine eklemektedirler.

Nemüslü Börek 20 cm çapındaki bir daire şeklindeki hamuru içine konan malzemeden sonra yarısı üstüne kapatılarak yapılır. Ünye’nin bir de içine kıyma konan yarım böreği vardır, bazen nemüslü börek yarım börek ile karıştırırlar.  Buna benzeyen bir de çiğ börek denilen tatar böreği vardır. Bu üç börek de şekil ve pişirme olarak birbirine benzer fakat içlerine konan malzemeler ayrıdır.

Nemüslü Böreğin içine mendek denen bir ot konur ve kızgın yağda kızartılır. Mendeğin bulunmadığı yörelerde ıspanak ve pazı  koyarlar.

Mendek genelde ilkbaharda yetişen yabani bir ottur. Bir ısırgan çeşididir.  Çorbası da yapılır. Bazı yerlerde haşlanarak kavrulur ve üzerine yumurta kırılır. Giresun yöresinde mendeğe “baldıran otu” dense de baldıran otu başka bir şeydir

Bütün araştırmalarımıza rağmen  “nemüslü” kelimesi kökenini ve ne anlama geldiğini bulamadık, ancak bir yerde bir metinde şöyle bir ibareye rastladık:

“Her şey vardır burada... Memleket kokusu sinmiş çökelek, tirmit, mendek, nemüs, örme çorap, sekiz köşeli şapka mesela… İşte bunun bir adı hasret bir adı memlekettir.

Buradan anlaşıldığı üzere “nemüs” bir bitkidir. Acaba böreğin içine konan mendek bitkisinin bir adı da “nemüs” müdür?

Bizim kanaatimize göre “nemüs” bir ot adıdır. Mendek otunun Ünye’de yaşamış Rum, Ermeni, Gürcü, Çerkez veya Oguz Türkleri gibi halklardan birinin dilinden Türkçeye geçmiş ya da adını bilmediğimiz başka bir ot da olabilir.

Osmanlıca-Türkçe lügatte bir de “nemis” in bir ot olduğu yazılıdır, ama nasıl bir ottur, başka adı var mıdır, bulamadık.

Belki de böreğin içine konan “mendek” otunun başka bir dildeki adıdır. Zaten  “Nemüslü Börek”e, yörede “Mendekli Börek” dendiğini de araştırmalarımızda öğrendik.

Köylü pazarında sohbet ettiğimiz mendek satan bir köylü vatandaş ta aynı şeyleri söyledi bize: “ Bu coğrafyadan birçok kavim geldi geçti bunlardan birinin dilinden bize geçmiştir, bence mendek te nemüs te Ermenice’dir” demiştir. Kaynak:Yaşar Karaduman

 

 

 

Topal Koyun

İran'a açtığı seferde Sivas'a doğru yol almakta iken, yaşlı bir çoban koşarak Yavuz'un huzuruna geldi ve:
- Sulağımıza hoş geldin Sultanım! Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu fakire misafir olursan

gönül alırsın, dedi

Yavuz Sultan Selim Han:
- Ben tek başıma değilim çoban baba. Ardımda koca bir ordu var, buyurunca, çoban tevekkülle boynunu büktü ve:
-Allah Teâlâ kerimdir. Hele sen bir mola ver. Misafir kısmetiyle gelir, dedi.
Sultan Selim Han:
"Bunda bir hikmet olsa gerektir" diyerek ordusuna mola emri verdi. Çadırlar kuruldu. Çoban sürüden dört koyun seçerek yüzüp temizledi ve kazana koydu. Sonra Sultan Selim Han'a:
-Sultanım, askerler eti yerken kemikleri kırmasınlar, diyerek tenbihde bulundu. 
Kazanlarda etler pişirildi ve gaziler davet edilerek kemiklerin kırılmaması bir daha tenbihlendi. Nöbet nöbet sofralara oturuldu. Bütün ordu doyuncaya kadar koyunlardan yemelerine rağmen bu dört koyunun etlerini bitiremediler. Sonra çoban, kemikleri bir araya getirerek dua etti. Askerler "Âmin" dediler. Koyunlar Allah Tela'nın izniyle dirildiler ve sürüye tekrar katıldılar. Sadece koyunlardan biri topallıyordu. Olanlara herkes şaşırmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, çobana:
- Bu niçin topallıyor? diye sorunca çoban:
- Bir kemiği noksan olduğu için, dedi. 
Bunun üzerine Sultan Selim Han, sakladığı aşık kemiğini çıkardı ve:
-Baba! Sizi denemek istemiştim. Kamil bir veli olduğunuz anlaşıldı. Kusurumuz afola. Bizi dualarınızdan eksik etme, diye rica etti.
Çoban da:
- Allah Teala'nın yardımı senin üzerindedir. Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili ve şerefli Peygamber Efendimiz ve sahabeleri senin yanındadırlar. Merak etme, zafer senin olacak, muzaffer olarak döneceksin, dedi.

Kaynak: http://www.vehbitulek.com/index.php?icerik_id=1730

 

Bu haber toplam 1.025 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler