HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
5 Aralık 2020 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
12 Kasım 2020 Perşembe Saat: 08:49

Tarih

İrfan IŞIK
Tarih

İnsanlar dünyanın uzayda yer aldığı günden günümüze kadar geçen süre içinde yaşadığı evreleri, milyarlarca yıl süren bu evrelerdeki jeolojik değişimleri merak edegelmiş, aralıksız bir araştırma içine girmişlerdir.

 

 

Dünyanın yaşını on iki saat kabul edersek, insanın dünyada boy gösterdiği zamanı on ikiye beş kala olarak tarihlendirebiliriz.  Bu beş dakikalık zaman kesin olmamakla birlikte iki milyon yılı aşkın bir zaman aralığını ifade eder.

 

Düşünen, konuşan, iki ayağı üzerinde yürüyen insan, varlığını sürdürmek için doğayla müthiş bir savaşıma girişmiş, toplayıcılıktan avcılığa, göçerlikten yerleşik topluluğa, mağaradan konuta geçmiş, bu aşamaların sonunda da tarım toplumu olmuştur.

Aşamalara geçiş süreleri, giderek kısalmıştır. Teknolojik aşamalardaki hızı belirtmek için yaşadığım 80 yıl içindeki gelişmeyi burada bir parantez açarak örnekleyebilirim..

İlk ve ortaokul yıllarımda arkadaşlarımla yaptığımız konuşmalarda, bir toplu iğne bile yapacak teknolojiye sahip olamadığımızdan, Nazilli’deki basma fabrikasıyla bir-iki şeker fabrikası dışında bir fabrikamız olmadığından yakınıyorduk. Daha 1983 yılında Ölen kardeşimi başka şehirlerde oturan akrabalara telefonla bildirmek için on saat beklemek zorunda kalmıştım bir postanede. Şimdi ilkokul öğrencilerinin bile cebinde telefon var. Çoktan beri istersek atom bombası yapacak bilgi birikimine ve teknolojisine sahip olduğumuzu konuşuyoruz.

Türk toplumu matbaayı kurma konusunda kaybettiği 300 yıllık süreyi süratle kapamaktadır.

İnsan, yarattığı bilim dallarını yeni ihtiyaçları için  çoğaltma yolundadır.

Her yeni bilim dalının gelişip mükemmele ulaşması için yeni kanıtlara yeni kanıtlarında çok sağlam dayanaklara ihtiyacı var çünkü

Konumuz olan tarih bilimini tanıtlarken :

Tarih geçmiş insan topluluklarının yaşayışlarını, kültür ve uygarlıklarını, harslarını, sosyo ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde yer ve zaman göstererek ve sahih olarak tetkik ve nakleden bir bilimdir diyoruz.

Tarihi yazarken, araştırmada uyulması gereken kuralları da şöyle sıralıyoruz.

1-      Olayların neden ve sonuçlarını

2-      Olayların geçtiği yer ve zamanın belirtilmesini.

3-      Olaylarda rolü olan kişilerin katkılarının doğru değerlendirilmesini.

4-      Zamanın değer yargılarınını

5-      Tarafsız değerlendirmeyi.

6-      Kaynak taraması yapmayı

7-      Olayın üzerinden belli bir zamanın geçmiş olması gereğini göz önünde bulunduruyor;    

 

Doğanın ve İnsanlığın geçmişini iki evrede araştırıyoruz.

1-      Tarihten önceki devirler

2-      Tarih devirleri.

Tarihten önceki insan ögeli devirleri ve tarih devirlerini de kendi aralarında devirlere ayırıyoruz.

Hepimizin kabaca bildiği bu devirleri saymağa gerek görmüyorum. Ancak tarih devirlerini ve o devir olaylarını yukarıdaki kurallar gereğince araştırırken neler yapıldığını nasıl kılı kırk yararak çalışıldığını gözler önüne sermek istiyorum.

tarih devrini, M.Ö. üçüncü bin yılın başlarında Sümerlerin buluşu olan yazıyla başlatıyoruz.

Yazı belge demektir. Yazılı belgeler tarihin en tartışmasız kanıtlarıdır. Ne yazık ki tartışmasız dediğimiz yazılı belgeler ayni zamanda kusurludurlar da.

.

Tarih biliminin emrindedir.

Bu yardımlaşmayı belirtmek için Biraz önce verdiğim örnekteki belgenin kusur ve eksikliklerini Tarih biliminin en çok zorluk yaşadığı  zamanın tespiti konusunu bir başka örnekle açıklamak istiyorum.

Mesela Mısır orduları pusuya düşürülmüştür Hititlerce.

Ordu dağılmış büyük kral muhasara edilmiştir ama Tanrı Amonun yardımıyla kral muhasarayı yarmıştır.

 Savaşın yenen ve yenileni belli olmadan iki karşı ordu ülkelerine geri dönmüştür der bu belgeler.

 Mısır için bu nasıl bir zaferdir.

       Gerçek 3200 yıl sonra, Hattuşada yapılan arkeolojik kazılarda Hitit belgeleri bulununca ortaya çıkmıştır. O belgeler:

Savaşta kesin yenilginin olmadığını söyler ama Mısır ordusunun Suriye’yi Hititlere bırakarak kaçarcasına ülkesine döndüğünü kendilerininse Suriye’yi düzene soktuklarını ve Mısırın  yetmiş yıl bir daha oraya uğrayamadığını yazar

Tarihçi gerçeğe ulaşmıştır ama büyük bir eksiklik vardır gene de. Savaş Büyük kralın beşinci firavunluk yılında yapılmıştır. ama bu beşinci yıl, bizim takvimimize göre hangi yıldır.

Bu ve bunun  gibi daha pek çok olayın bilinmeyen zamanını tespiti sorunu  1950 yılında geliştirilen C-14 Radyo karbon tarihleme yöntemi devreye  girince büyük ölçüde çözülmüştür. Bu yöntemle günümüzden 50 bin yıl önceye kadar yeryüzünde meydana gelen arkeolojik, paleo botanik, jeolojik olayların mutlak tarihlendirilmesi yapılmaktadır. İşlem şu bilgilerle gerçekleşir.

Doğada yaygın olarak bulunan karbon elementinin radyo aktif izotopu olan C-14, atmosferin üst tabakalarında uzaydan gelen kozmik ışınların nitrojen gazıyla tepkimesi sonucunda oluşur. Oluşan C-14 atomları, atmosferdeki oksijen elementiyle tepkimeye girer karbon di oksit haline gelir. Atmosferdeki diğer gazlarla karışarak hızla atmosferin her tarafına dağılır.

Atmosferdeki karbon di oksit gazının büyük bir kısmı, karbonat çözeltisi halinde okyanus, deniz ,  göl ve akarsulara geçer. Buralarda yaşayan canlıların vücutlarında yer alır. Zamanla okyanusların dibine iner ve çökelir.

Karbon di oksit gazının bir kısmı da fotosentez yoluyla bitkilere, onlardan da yeryüzündeki tüm canlıların vücutlarına geçer.  

     Böylece her canlı varlık yaşadığı sürece C-14 alarak belli bir c-14 yoğunluğuna ve radyo aktiviteye sahip olur.

Zamanla atmosferde ve canlılardaki C-14 yoğunluğu sabitlenir.

Canlılar ölünce organizmaya c-14 girişi durur ve organizmadaki miktarı belli c-14 yoğunluğu, ölümle birlikte azalmağa başlar.

Her izotopun kendine özgü belirli bir yarılanma süresi vardır. C-14 ün yarılanma süresi 5730 yıldır.

Yani ölü organizmadaki miktarı bilinen C-14 ün yarısı 5730 yıl sonunda yok olmuştur.

Kalanın yarısı da devam eden 5730 yıl sonunda kaybolacaktır.   

Kalan yarıların yarılanma süreci , binlerce yıl 5730 yıllık periyotlarla devam edip gidecektir.

Biz toprak altından çıkardığımız bir ölü organizmada kalan C-14 miktarını tespit ettiğimizde onun yaşını matematik yardımıyla hesaplayabiliyoruz.

Kadeş savaşının baş kahramanı ikinci Ramses’in büsbütün gövdesi Kahire müzesinde bir camekanın içinde sergilenmektedir. İş C-14 ün tespitine ve hesaplamağa kalmıştır. Burada bu hesaplamanın tekniğine girmemize gerek yok. O, laborant bilginlerin işi.  

      1950 yılında geliştirilen bu metotla zaman tespitini yapan labratuvarlar günümüzde 130 adete yükselmiştir.

C-14 metodunu destekleyen ve olayın yerini belirleyen birde bitki gövdesindeki yaş halkaları metodu var. Ormanların yaşamını etkileyen iklim şartları ağaçlarda oluşan her yılın halkasını belirgin bir biçimde şekillendirir. Yaş halkaları, bu etki sonucunda bir biri peşi sıra sık ya da seyrek olarak dizilirler. Her iklim kuşağındaki ormanların ağaç yaşı halkaları son 8000 yılı kapsayacak şekilde titizlikle tespit edilerek grafiklendirilmiştir.

Arkeolajinin bulduğu bir ağaç kalıntısının halkaları bu grafikle eşlendirilerek yaşı hesap edilir.

Her şeyin değişmiş olduğunu gördüm. Büyük kral ikinci Ramses’in 67 yıllık iktidarı eski kitapta, M.Ö. 1298-1235 yılları arasına tarihlendirilmişti. Bunda ise 1279-1213 yazıyordu.

Bu haber toplam 1.264 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Tarih

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler