HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
24 Ocak 2021 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
30 Aralık 2020 Çarşamba Saat: 17:19

Feneraltı Kayalıkları

BUGÜN YALNIZ DUVARLARI, ÇEŞMESİ VE HAMAMI AYAKTA KALAN SÜLEYMAN PAŞA SARAYI FENER ALTINDAN ALINAN TAŞLARLA YEDİ YILDA BİTİRİLMİŞTİ. İNŞAATA 1801 DE BAŞLANDI VE 1808 YILINDA TAMAMLANDI

Dillere destan olan bu sarayı, güzelliğini kıskanan İstanbul’daki Sultan’ın “ Bizim daha başımızı sokacak virane Topkapı’dan başka yerimiz yoktur, bu paşa kim ola ki yaptırdığı sarayın namı bize kadar gelmüştür!”  diyerek yaktırdığı söylenir. Bu kadar görkemli bir sarayı Süleyman Paşa neden Ünye’ye yaptırdı, hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ancak zaman zaman Trabzon’daki valilik görevinden kaçarak burada dinlendiği söylenir.

 

Sarayın duvarlarının, hamamının ve çevre yollarının yapımında kullanılan taşlar fener altından kırılan kayalıklardan alınan taşlarla yapılmıştır. Fener altı düzlüğü buradan alınan taşlar nedeniyle bu hale gelmiştir.

 

Eğer 1847 yılında Temmuz ayında Karadeniz’i gezen Fransız seyyah Hammaire  ve arkadaşı ressam Laurens Ünye’den geçerken sarayda misafir olmasaydı ve sarayın iç ve dıştan çizimlerini yapmasaydı, nasıl bir yapı olduğu hakkında  bilgimiz de olmayacaktı.

Saray Karadeniz’deki konakların en muhteşemi idi Deniz kenarında 6–7 metre yüksekliğindeki bir duvarın üzerine üç katlı hilal biçiminde yapılmıştı. Sarayın mimarisi Kırım Hanlarının saraylarından alınmıştır. Tirebolu’daki Kelali oğlu konağı ile benzerlikler gösterir. Saray burada altı yüz yıl önce var olmuş başka bir sarayın temelleri üzerine yapılmıştı.

Bugün bu saraydan yalnız duvarları, hamamı çeşmesi ve bahçedeki havuzu ayakta kalmıştır. Duvar ilk günkü ihtişamı ile ayakta durmakta siyah taşları arasında geçmişin sırlarını saklamaktadır.

Saray1850’li yılların ortalarında bir eylül gecesi mutfağında çıkan bir yangında birkaç saat içinde tamamen kül oldu. (Biz öyle bilirdik, son yaptığımız araştırmalarda yarısının yandığını diğer yarısının yirmi yıl kadar daha ayakta kaldığını bulduk. Bu makale ilk yazıldığı 2007 yılında bu bilgiden haberimiz yoktu.

 Mimarı ve mühendislerin,  duvarın üzerine üç katlı olarak inşa ettikleri sarayın esin kaynağı Kırım Hanları saraylarıdır. Ahşap işleri ustaları büyük olasılıkla Kırım’dan getirilmiş ve orada yaşayan ahşap işçiliğinde çok ileri olan Yahudi Karaim Türkleridir.

Duvar ve taş ustaları ise Ermenilerdir. Bu ustalar saray duvarı ve sarayla birlikte aynı taşlarla saray hamamını da inşa etmişlerdir. Duvar ve hamam duvarındaki taşların örülme tekniği aynı zaman diliminde yapıldığını göstermektedir. Duvarın ve hamam duvarının taşları Fener altındaki taş ocaklarından alınmıştır. Bugünkü fener altındaki çukur ve fener altı havuzları bu taşların alınmasından sonra oluşmuştur.

Buradan çıkartılan taşlar önce kaba olarak burada yontulmuş, daha sonra mavnalara yüklenerek denizden kavak dibine taşınmıştır. O yıllarda deniz çınar ağacının dibine kadar gelmekte idi.

Fener altına taşların mavnalara yüklenmesi için kızak ve taşıma rampaları kurulmuştur. Kayalıklarda bu yükleme sisteminin kurulduğu, kızakların rampaların izleri ve delikler halen durmaktadır. Taş ustaları buradan çıkardıkları taşların kaba kısımlarını yontarak bekleyen mavnalara aktarırlardı. Ocakta patlatma, delme, kırma, kaba yontma, taşıma, yükleme yapan çok sayıda insan çalışırdı. Bu insanlar inşaat boyunca fenerin arka kısmında yapılmış baraka gibi yerlerde konaklarlardı.

Deniz yolu ile şehre getirilen taşlar, burada da işlenir uygun hale getirirdi. Önünden her gün hiç dikkat etmeden geçip gittiğimiz duvar daha birçok sırrı içinde saklamaktadır bu sır ve taşların alınması ile kocaman bir çukur ve düzlük haline gelen fener altının  sırrı da pek fazla bilinmez. Bu taşlar saray çevresi şehir içinde yollarına da döşenmişti fakat bu sokaklar ve bu yollar bugün kaybolmuşlardır.

 

Feneraltı kayalıklarının esrarı

Taşlar deniz ve kara yoluyla geldi

Yedi yıl süren saray inşaatını boyunca kış aylarında denizin çoğu zaman taşımaya imkân vermediği zamanlarda taşlar kara yolu ile getirilirdi.  Taşlar fenerin önünde bekleyen öküzlerin koşulduğu kağnı irisi arabalara konurdu.  Kara yoluyla taşımada en büyük problem yokuşların çıkılması oluyordu. Kağnılar bugünkü Vidinli Apartmanının önündeki yokuşu çıkarken zorlanır, burayı geçerken iki çift öküz daha bağlanırdı. (Bu yol halen aynen durmaktadır.) Kara yoluyla yapılan taşıma hayli zor ve zahmetli oluyordu.

Deniz yolu ile getirilmesi sırasında feneraltındaki yükleme platformunu kısmen bulduk. Buradaki kayaların üzerindeki delikleri tespit ettik. Bu kayalar üzerideki deliklere bağlanan bir makara ve kanca sistemi ile taşlar bir ağaç kızağın üzerinde çekilerek yükleme yerine kadar getirilmekte idi.

Fener altı düzlüğü buradan alınan taşlar nedeniyle oluşmuştur.

 

Fener altı çukuru, fener altı havuzları, fener altı düzlüğü ve üzerinde fenerin bulunduğu falezler

Saray duvarları ve saray hamamının taşlarının çıkartılması sonucu oluşmuştur. Hatta sarayın yapımından altı yüz yıl kadar önce 1200 yıllarında  yine burada yapıldığı ve Süleyman Paşa sarayının temelleri üzerine oturtulduğu söylenilen bir Bizans sarayının taşlarının da buradan alındığı varsayılır.

Taşlar alına alına fenerin bulunduğu yükselti bugünkü yerine kadar gelmiştir. Başlangıçta burası denize kadar uzanan bir burun idi.  

Bu fener altındaki taşların yüklendiği platformu bulduk.

Sarayı yaptıran Süleyman Paşa o yıllarda Trabzon valisi idi. Samsun, Çarşamba, Fatsa Bolaman gibi yerlerde sarayları, camileri imaretleri vardı. Ünye’ye de bu sarayı yaptırdı. Süleyman Paşa sarayda fazla oturamadı 1840 yılında Alaiye’ye tayin edildi (Alanya) fakat çok hastaydı gidemedi, Ünye’ye geldi, burada da duramadı Çarşamba’daki konağında vefat etti. Mezarı Çarşamba’da kendi adına yaptırdığı bir caminin avlusundadır. Vefatından on yıl kadar sonra  tahminen 1850 yıllarında saray bilinmeyen bir nedenle yandı.

(Yaşar Karaduman Süleymanpaşa Sarayı)

 

Bu haber toplam 2.041 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Feneraltı, Kayalıkları

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler