HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı
17 Şubat 2021 Çarşamba Saat: 17:57

BİR ÜNYE BELGESELİ Sinemalarım

Cumartesi öğrenci ve pazar matineleri devam etti. Konak sinemasında, Hamza Dayı yaşlanmıştı artık yerine Ömer Ataş efsanesi geldi, salonda gizliden içilen sigaranın dumanını kovalardı

Sinema ile  T.C.Ziraat Bankasının olduğu yerdeki yazlık sinemada Turan Seyfioğlu’ nun bir filmi ile tanıştım. Komşumuz Arap Dede’nin oğlu Hamdi ve Sebahattin Abiler akranım olan Hacıbey ile birlikte götürmüştü yazlık sinemaya. Perde (ara) den sonra uyuduğum, filmin sonunda uyandığım hatıramda kalanlar.

 

Sait Dayım ile anneannemlere gidişimizde Yalı Kahvesi’ndeki kışlık sinemanın önünden geçerken dışarıya akseden sesleri hatırlıyorum. Sonraki günlerde Belediye Caddesindeki karakolun yanı, şimdiki Akbank’ın olduğu yerde Yeni Sinema günleri başladı. Daha sahil yolu geçmemişti. Denizin dalgalı günlerinde sinema da dahil Hüsrev Yürür’ün fındık fabrikasına kadar duvarları dövüyordu dalgalar. Sinema girişi Belediye Caddesi tarafında, çıkışlar ise karakol ile sinema arasında şimdi yol olan boş arsaya; iki kanatlı iki dev ahşap kapıdan yapılırdı.

Girişte küçük fuayeden localara, sol ve sağ taraftan salona girilirdi. Sol taraftan sağ ve soldaki balkonlara çıkılırdı. Ortada makine dairesi vardı. İlk zamanlarda Makinist Fatalis’in Nihat’tı. Sonraki yıllarda Arap Anşa’(Ayşe)nin Kör Mehmet’i makinist oldu. Arap Anşa Tepeden komşumuz aynı zamanda da babaannemin de dostuydu. Oğlu Mehmet ile çok gururlanır, çok sever ve onu canı pahasına hep korurdu.

 

Sinemanın tutkunları matineye girememişse, deniz tarafındaki duvar dibinden sesleri dinlemek ile yetinirlerdi. Yeni Sinema’nın efsane adamı  Hamza Dayı; asabi bir kişiliğe sahip ve sınıf arkadaşım Nuran Ateş’in de babasıydı. Elektrikler kesildiğinde yedekteki jeneratörün; çalışmayacağım diye inadı bir tuttu mu onu Hamza Dayıdan başkası da çalıştıramazdı. Hafta içi gösterimlerde balkonlar aileye, salon bekarlara ayrılmıştı. Selda Alkor ve Kartal Tibet’in Senede Bir Gün Filmi’ni koltuklu düzende seyrettim.

 

Bazı çarşambalar ve her cumartesi öğrenciye, pazar günleri bayanlara matine olurdu. Bayanların mantolarının eteklerinden tutarak sinemaya girmek uyanıklığına Hamza Dayı müsaade etmezdi. Ancak gerçek yeğenler ve tanıdık çocukları ile evlatlar faydalanırdı bu geçişlerden.

 

Çıplak gözle mi gördüm, yoksa fotoğraflardan mı, tam ayıramıyorum; Kadılar Yokuşu’nun dibinde Fırıncı Mahmut Amcaların Konakları vardı. Önündeki bahçede mandalina ve meyve ağaçları ile üzeri demir kafesli ve beyaz taşlı bir kuyu hatırlıyorum. İşte o güzelim bahçeye ve Konağın tam  önüne Kışlık ve yazlık Konak Sineması inşa edildi. Yan tarafları yazın açılır serin bir yazlık sinema olurdu. Samsun’dan mühendisler yapmıştı planını ve hesaplarını. Çatısı ahşap kafes sistem yapılmıştı. Bir öğle yemeğinden okula dönüşümüzde yapılmakta olan çatıya çıktık. Sarı çam ağaçları budaksız ve pırıl pırıllardı. Çürümeye karşı ilaçlanmamıştı daha. Bu kadar büyük açıklığa sahip tek çatıydı Ünye ve yöresinde.

 

Kadılar Yokuşu Sokağı’ndan 3 ile 5 basamak ile ulaşılan giriş düzlüğünün sağında solunda iki adet bilet gişesi vardı. Büyük fuaye alt salonu, birbirinden 14 adet loca ayırıyordu. Locaların sağ ve solundan salona giren iki rahat ve geniş tünel mevcuttu. Yine fuayenin sağ ve solundan şık ve görkemli merdivenler ile; beş sıradan oluşan alt balkon ile üç bloğa bölünmüş üst balkona çıkılıyordu.

Basamak sistemli balkondan film seyri çok keyifliydi. Konak Sineması Samsun sinemalarından sonra Karadeniz’de haklı bir üne sahipti. Hem yapı olarak, hem de Samsun sinemaları ile eş zamanlı gösterimleri ile.

Okulların yıl sonu etkinlikleri de Konak Sineması’nda yapılırdı. Müzik etkinliklerinde Ünyeli eşraftan da sazlar konusunda yardım alınırdı.

Bu isimlerin başında kanunu ile Lütfü Küçükoğlu, ud Hasan Tarhan ve tamburu ile de Şefik Yılmazoğlu solistlere eşlik ediyor, yol gösteriyordu. Yaşar Karaduman’ın “Lizaya 17. Mektup” isimli şiirini tamburun  derinden gelen  fon nağmeleri arasında okumaya başladığımda koltukların üzerine bir metre bulut kaplamıştı sanki, nice zaman sonra fark ettim Kaymakamı, jandarma komutanını, annemi, babamı  ve de tanıdıkları…. okuyup bitirdiğimde sanki hıçkırıktan boğulacaktım. Kendimi kulise zor attım, kuliste beni şefkat duyguları ile karşılayıp derin sevdamı ilk anlayan  Boşnak Lütfü olmuştu…

 

Konak sinemasının böyle güzel bir anısı da var bende.

 

 O zamanlar Ordu Vilayeti’nde Millet Sineması Fidangör’ün gözbebeği idi. Şimdilerde mobilyacı ve manav olarak hizmet veriyor. Güzel salondu. Sahildeki camiden vilayete çıkan yol üzerinde sonradan Belediye Karadeniz Tiyatrosu olacak kışlık sineması yıkılmış ve mini bir park, nefeslenme yeri olmuştu. Ordu Sineması,  Ünye Konak Sineması’nın şöhretli yıllarından sonra Ordu’nun gururu oldu. O da sinema olarak tasarlanmıştı. Doğruyu söylemek gerekirse güzel bir salondu. Ünye’nin sosyal ve kültürel hayatının Ordu’yu geçtiği yıllardan sonra Orduluların gururu oldu. Geçtiğimiz yıl yıkılarak yerine apartman dikildi.

 

Cumartesi öğrenci ve pazar matineleri devam etti. Konak sinemasında. Hamza Dayı yaşlanmıştı artık yerine Ömer Ataş efsanesi geldi. Salonda gizliden içilen sigaranın dumanını kovalardı. Haklılığına ses çıkarmaz ancak aşırı kahramanlıklarını da üslubumuzca alkışlardık. Biz liseliler salonun  aşağıya eğimli bölümünün sol tarafında otururduk.’’Bu ince bir noktaydı.’’

 

Suarelerde balkonun sağ bloğunda aile, orta ve sol bloğunda bekarlar oturuyordu. Sol blok doldu mu aile ye yer bitmiş oluyordu. Üniversiteli olduğumuz  yılın yazında  kızlı erkekli, kız kardeşli  05.30  matinesinde  aile yeri kalmadı ifadesi üzerine Ferhan’ın önerisi Mustafa’nın kararlılığı ile orta bloktan iki sıra yer alarak çok keyifli ve huzurlu bir film seyrettik;  eş ve çocukları yanında olmayan hemşerilerimiz ile birlikte... Böylece bir tabu da yıkılmış oldu.

Konak Sineması’nın efsane makinisti Yılmaz Okumuş tur. Sonraki yıllarda  çırağı olan  ve sonraki senelerde “Makinist  Mehmet “ diye anılan  dördüzlerin Mehmet oldu.

Sinemanın bizim kuşak üzerindeki sanatsal, kültürel ve görsel gelişmişlikteki etkileri yadsınamaz.

Ne günlerdi, dostum /hiç bitmez sanırdık/ne günlerdi, ne günlerdi onlar…

 

Bu haber toplam 2.630 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : BİR, ÜNYE, BELGESELİ, Sinemalarım

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler