HABER ARAMA
  • DOLAR5,8275
  • EURO6,5590
  • ALTIN238,4418
  • BIST 10096.886
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
19 Nisan 2019 Cuma
Fındık Fiyatı


17,00 TL - 18.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
26 Ocak 2019 Cumartesi Saat: 08:38

Araştırmacı–Yazar: Ufuk MİSTEPE / Ünye’de Çocuk Oyuncakları

Ünye’deki çocuk oyunlarını oyuncaklar olmaksızın düşlemek doğru bir yaklaşım olmaz diye düşünüyorum! Bu itibarla çalışmalarımı hem oyun hem de oyuncak üzerine odakladım.
Araştırmacı–Yazar: Ufuk MİSTEPE /  Ünye’de Çocuk Oyuncakları

Ünye’deki çocuk oyunlarını oyuncaklar olmaksızın düşlemek doğru bir yaklaşım olmaz diye düşünüyorum! Bu itibarla çalışmalarımı hem oyun hem de oyuncak üzerine odakladım. Yakın geçmişteki bire bir hatırat aktarımlarından edinilen bilgiler çerçevesinde oyun kültürünün daha zengin, ama oyuncak kültürünün çok kısıtlı imkânlarda geliştiğini söylemek her halde abartı olmaz.

ÇOCUKLUK 


Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

CAHİT SITKI TARANCI

 

 

Bizden bir önceki kuşak ya da ağabeylerimizin aktarımlarına göz atalım isterseniz:

Saygıdeğer Cengiz SÜRGİT anılarında; “21.07.1935 doğumluyum. 1981 yılında Muhabere Albayı olarak Ege Ordusu'ndan emekli oldum. Benim anlatacağım dönemler harp yılları ve sonrası. O zamanlar ülkede toplu iğne bile yoktu. Hele gaz lâmbasının camını kırdınızsa yandınız demekti. Çarığın geçerli olduğu dönemlerdi. Çocukluğumuzda ülkede pek oyuncak yoktu. Oyuncakları kendimiz yapardık. Bunların ham maddesi genellikle çamurdu. Futbol her zaman ve her yerde olan bir oyundu.

Ancak top denen nesneyi bulmak mümkün değildi. Çapulacıların yanında çırak olarak çalışanlar topun dışındaki meşin kısmını dikerler ve içersine mezbahadan aldıkları büyükbaş hayvanların sidik torbasını şişirip koyarlardı. Bir lâstik gibi şişmese de gene de oynayacak kadar zıplardı. Şimdiki Hükûmet Binası'nın olduğu yerde, cami ile yıkılmış olan Anafarta İlkokulu'nun arasındaki boş alanda oynarlardı.” demektedir.1

Oynadığım birçok tentürüğü (topacı) kendi becerisiyle yapan Rahmetli Babam Çömlekçi Hüseyin MİSTEPE (Daşçı İsiyn Usta / 1919 – 2009) ile yaptığım sohbetler de bu anlatımı teyit etmekte ve oyuncak çeşidinin bir elin parmakları adedince az olduğunu ortaya koymaktadır.

Ünyeli, mizacı gereği doğayı ve üzerindeki donanımı oyuncak olarak değerlendirmesini bilmiştir. Fındık ışgınları, deniz kabukları, incir dalları, yaldızlar, mandalina kabukları, patlangoç çiçekleri, şişeler, gazozlar, tayyare böcükleri, çamurlar, jantlar, şanbriyeller, taşlar, kayalar, camlar, hartamalar, ağaç dalları, yapraklar, kâğıtlar, rulmanlar vb. oyuncağa dönüştürülebilen doğal aksesuarlardı onlar için.

Sayın Fikri TERZİOĞLU anılarında “Orhan Abimiz aslında bir ustabaşı gibi bizi yönlendirirdi. Hele de en çok sattığımız oyuncaklardan CAMBAZ’ın renkli imalâtçısıydı. Bir de gözlükler yapardı ki kimisi mavi, kimisi yeşil, kimisi de kırmızı… Yani renk renk kâğıtlarla yapılan gözlükler, tâbiri caizse yok satardı. Eniştemin oğlu İlhan Abi dükkâna pek az uğrar bisikletiyle ki, o zaman herkeste bulunmayan bir araçtı VELESBİT…  Gezer dolaşır, top oynar, evden yemek bile getirmezdi.” der.2

Yüksel ŞEN Beyefendi de anılarında “Efendim, çocukluğumuz Orta Mahalle, Keşaplı Sokak'ta, Kilise Tepesi'nde geçti. Yokluk zamanlarıydı ve oyuncak çeşidimiz çok azdı. Genellikle kendimiz yapıp oynamakla yetinirdik. En şaşaalı oyuncağımız Cırcır idi. Futbol maçlarında şimdiki gençler daha modernleri ile ellerinde döndürüp dururlar ya.. işte onların daha iptidaî olanlarıydı. Ama sesini dinlemekten büyük haz alırdık. Tabi büyüklerimiz bu sese çok kızarlardı. Çember çevirmeye bayılırdık. Tel çemberlerimiz vardı. Çevirmek için de gene telden ucu özel bükmeli saplar yapardık. Şanslı çocuklar bisiklet jantı kullanırdı, bunların havalarından geçilmezdi. Balans ayarı tutsun diye çembere 4 tel destek olurdu. Ortada birleşim yerinde zil ve tokmağı olan daha kaliteli Zilli Çemberler de olurdu nadiren.” demektedir.

1960'lı yıllar öncesi darlık yıllarıydı. Elektrik ve su tesisatları evlere yeni döşeniyordu. Geceleri gaz lâmbası ışığı altında oturulur ve fındık sobasının çıtırtıları arasında aile sohbetleri yapılırdı. Mahalleli birbirine komşuluk gezmesi yapardı. Çocuklar bir araya gelince oynamadan duramazlardı. Kısıtlı imkânlar, bulunan her materyalden oyun ve oyuncak yapma becerisini geliştirmişti.

Tüplü, çakmaklı fırınlar olmadığından gazyağıyla yanan ocaklar vardı ve kibrit çok kullanılan bir eşya idi. Çocuklar da hem kibrit çöpünü hem de kibrit kutusunu oyun amaçlı değerlendirirlerdi. Kibrit kutusundan ip takviyeli telefon yapar ve ipe dokunulduğunda kutuya iletilen seslerle iletişim kurarlardı. Kibrit kutusunun içindeki kutular birbirlerine bağlanır ve tren yapılırdı.

Ünye ağzında kullanılan bir argo kelime çocuk oyunlarında çok yerleşmişti. İlk duyan yabancıların tepkileri gerçekten izlenmeye değer. Büyükler de kullanır bu kelimeyi. Örneğin; farklı yörelerden insanlarla bir masa başında PASTURA ya da PİŞTİ oynuyorsunuz. Odaya bir Ünyeli geliyor ve hemşehrisine : - Sıçtın mı lan? diye hitap ediyor, ya da - Sıçırttın mı oolum? diyor. Bu şiveye alışkın olmayan insanlar önce hayretle söyleyene bakarlar... Tabi bu durumda açıklama yapmak ihtiyacı hissedilir. Bu sözün oyunda kazanma ya da kaybetmeyi anlatma amaçlı söylendiği anlatılır. Ve oyun, oyunculardan biri sıçana ya da sıçırtılana kadar, yani tüm oyun varlığı bitene dek devam eder.

 

Oyuncak bahsimize

Ünye’de tespit edebildiğim

oyuncak adlarını yazarak

bir nihayet verelim istiyorum:

Aynalı Dürbün, Balonlar, Bekçi Düdüğü (Plâstik), Beşik, Bilyalı Araba, Cambaz, Cevizli Fırıldak, Cırcır, Çakmaklı Teneke Tank, Çamurdan Oyuncaklar, Çaputtan Top, Çat Pat (Çatapat), Çember (Kasnak), Çivili Futbol Sahası, Çivili Ok, Çömlek Araba, Çömlek Heykeller, Düdük (Çömlek), Düdük (Dal ve saptan), Düdüklü Balon, Fal (Şans - Kader - Kısmet), Fener (Kraft Kâğıdından) Fırfırlı Pervane, Fırıldak, Gözlük (Renkli Kâğıt Camlı), Havaguşu (Sıçan = Şeytan) Uçurtması, İki Bacalı Gemi (Kâğıttan), İpli Düğme Döndürgeci, Kâğıt Oyuncaklar (Kayık, Tavşan), Kapsüllü Tabanca, Kibrit Kutusundan Telefon, Kumbara (Çömlek), Mantar Tabancası, Mavna (Kâğıttan), Meşin Top, Mızıka, Ok ve Yay, Ok ve Yaylı Tüfek, Patlamalı Tüfek, Patlangaç (Patlangoç Çiçeği), Patlangoç (Kâğıttan), Pıtık (Bilye), Plâstik Su Tabancası, Rulmanlı Kaykay, Sallanan At, Sapanka (Sabanga = Kuş Lâstiği), Saplı Fırfırlı Araba, Sıvı Baloncuk, Sünger Top, Şamyel (Şanbriyel - Deniz Simidi), Şans Kader Kısmet, Şeritli Tabanca, Tahtadan Kılıç, Tahtalı (Uçurtma), Tahtarevalli (Galduraç), Tarak Mızıka, Tatar Yayı, Tavşan (Kâğıttan), Telli Mantar Halkası, Teneke Araba, Tentürük (Topaç), Tıktıklı Davul, Trampet Çalan Arap Kız, Tren (Kibrit Kutularından), Üflemeli Boru, Zıplayan Tavşan / Kurbağa, Zilli Çember.

Günümüzde oyuncak sektörü beğenilere sınır tanımıyor. Sonsuz sayıda oyuncak herkesin alabileceği fiyatla piyasaya arz edilmiş durumda. Acaba, yeni nesil, bu bollukta sizler kendinizi bizlerden daha mutlu hissedebiliyor musunuz? Hiç zannetmiyorum!...

Tarihî coşku ve perspektiften bakarak, yaşamı ciddî bir oyun olarak algılama esprisinden hareketle sevgiyle ve esen kalınız.

 

30 Aralık 2009 - Ankara

mistepe@gmail.com

 

KAYNAKÇA :

1 MİSTEPE, M. Ufuk - Ünye’de Çocuk Oyunları ve Oyuncakları 2008 / Ankara http://unyezile.com/oyuncak.htm http://unyezile.com/oyunlar.htm

2 TERZİOĞLU, Fikri – Şekerci Ahmet’in Çırağıydık http://unyezile.com/cirak.htm

Bu haber toplam 433 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler