HABER ARAMA
  • DOLAR5,8342
  • EURO6,5570
  • ALTIN239,8864
  • BIST 10096.861
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Nisan 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


14 TL-15 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
8 Şubat 2019 Cuma Saat: 08:20

İRFAN IŞIK / Ünye’nin Balık Kartalları

Ünye’nin yitirdiği değerler üzerine yazdığım bir dizi yazı arasında, 1950li yıllara kadar büyük kumsalımızda görülen balık kartallarının, denizimizdeki Akdeniz Fokları’yla birlikte, nesillerinin tükendiğini anlatmıştım.
İRFAN IŞIK / Ünye’nin Balık Kartalları

Ünye’nin yitirdiği değerler üzerine yazdığım bir dizi yazı arasında, 1950 li yıllara kadar büyük kumsalımızda görülen balık kartallarının, denizimizdeki Akdeniz Fokları’yla birlikte, nesillerinin nasıl tükendiğini anlatmıştım. 

Bu iki çok değerli hayvandan fokların Karadeniz’de  artık bir tanesi bile yaşamıyor. Oysa bir zamanlar, fener mevkiindeki falezin altında, Fokfok’un hemen yanında, Fega adını verdiğimiz mağarayı mekan tutmuşlardı. Orada karaya çıkıyor, dinleniyor, çiftleşiyor, yavruluyorlardı.

Balıkçılar ve  yerli halk düşman kesildi foklara. Ağlarından balık çaldıkları için balıkçılar, silahlarıyla atış talimi yapan halktan kimileri zevk için bir kısmını öldürdüler fokların. Diğerleri de küsüp terk ettiler Ünye’yi.

1990 lı yılların sonunda, Karadeniz’de üç tane fok kaldı haberini okuyunca bir gazetede, günlerce Fega falezinin üstünde denizi gözledim… Ama o üç foktan birini, bir kez bile göremedim. Var olsalar bile, kim bilir Karadeniz falazlerinin hangisindedirler…

      İkinci yitik değer olan balık kartalları, foklarla ayni yazı içinde yayınlandığı halde foklardan çok daha fazla ilgi çekmişti.

Akranlarım ve benden büyükler bile kartalları gördükleri halde onların adını doğan olarak bildiklerinden ve balıkla beslenen kuşlar olduklarını bilmediklerinden, beni her gördükleri yerde hayretle, onlar gerçekten balık kartalları mıydılar? Diye sorular yönelttiler.

Konuya girmeden önce Balık kartallarının Ünye’deki mekanlarını tanıtmam gerekiyor okuyucularıma.

 

Ünye’nin doğusunda, bugün adı Yunus Emre Parkı olarak bilinen yerden ( 1960 yılına kadar o parkın olduğu yer denizdi )    Ceviz Deresi’ne kadar olan sahil kumsaldı. Karadeniz’de, bu uzunluk ve bu ende bir kumsal daha yoktu. Çünkü kumsalımız nerdeyse altı km. ye yakın uzunlukta, bazı yerlerde eni iki yüz metreden fazla ve hiçbir yerde yüz metrenin altında değildi.

 

Kumsalın doğu sınırında Ceviz Deresi, onun iki km. batısında Lahna deresi, onunda batısında ve Ünye’nin sonunda Tabakhane Deresi, bu şahane kumsalı yararak denize ulaşıyorlardı.

Kum bazı yerlerde sapsarı bazı yerlerde yol-yol simsiyah, ipince, çok kalın bir katman şeklindeydi. Siyah kum Ünye’nin karakteristik madeni olan demir tozuyla karıştığı için o renkteydi. Bir mıknatısı kuma yaklaştırdığınızda demir tozu uçarak yapışıyordu mıknatısa Kumsal Ünye’nin, emsali olmayan doğal plajıydı. Kum, üstüne yatanların teninde ipeğe temas etmişçesine bir etki bırakıyordu. Yaz günlerinde denize girenler bu kumsalda yatıp güneşleyerek esmerleşmeğe doyamıyorlardı. Deniz gündüz erkeklerin, gece küçük çocuklarla kadınlarındı. Karadeniz’in doğası gereği güneşli kısa yazında kumsal gece ve gündüz cıvıl-cıvıldı.

Yukarda sayılan üç dereden ikisinin suyu yazın çok azaldığından, denize ulaştıkları ağız, zaman-zaman  yığılan kum setiyle kapanıyor,  dereler  geniş kumsalda menderesler çizerek sağa-sola sapıyor, ilk ağızdan epey uzaklarda bir şekilde denize ulaşıyorlardı. Ceviz Deresi için böyle bir kapanma söz konusu değildi. Çünkü onun debisi fazlaydı.

1950 li yıların sonlarına doğru, Karadeniz Sahil  Yolu, deniz doldurularak yapılmağa başlanınca kumsalımızın sonu geldi. Yol bu kumsalın tam ortasından geçti. Böylece Yunus Emre parkından Lahna deresine kadar olan en büyük bölümü denize kadar sıfırlandı. Oradan Ceviz deresine kadar olan kısmınınsa yarıdan fazlası yolun altında kaldı.

Kumsal yol inşaatından önce, yazın birkaç ayı dışında her zaman sessiz ve ıssızdı.

Denizin kıyıya yakın yerlerinde ya da tatlı suda havyar döken balıkların yumurtlama mevsiminde, Derelerin iki yanındaki kumsalın çırpıntılarına, yerden yükseklikleri 80 cm. ye ulaşan devasa büyüklükte kuşlar konuyorlardı. Çelik gibi sert bakışlı, denize dönük kıpırtısız duran koyu kahve rengi tüylü kuşlardı bunlar. Kimi vakit onlarcası, kimi vakit daha azı  çırpıntılara konar, denize bakarlardı.

 

 

Denizdeki balığa dalış yapan kartal

Biz Ünyeliler onlara doğan derdik. Yüzmek için kumsala gittiğimizde, yanlarına yaklaşamazdık.  Böyle büyük kuşların çocuk kapıp kaçırdıklarını, sonra da parçalayıp yediklerine dair masallar dinlemiştik. Kalabalık gittiğimizde dahi onlar bizden korkmamışlar da rahatsız olmuşlar gibi yavaşça çöker, iki metreyi geçen şahane kanatlarını açar bir sıçrayışta havalanırlardı.  Kondukları yerde bıraktıkları pençe izlerini dalgalar silmeden koşar ölçerdik. Bu izlerin, yetişkin bir erkeğin parmakları açılmış durumda olan eli büyüklüğünden bile daha geniş olduğunu söyleyebilirim.

Tabakhanedeki dayıma yemek götürdüğüm bir gün, kumsala konmuş doğanları seyrederken havada süzülen bir başkasının kanatlarını toplayarak, Tabakhane deresinin ağzına pike yaptığını hayretle gördüm. Tekerleklerini indirmiş bir uçak gibi bacaklarını göğsüne doğru uzatmış, pençeleri açık, büyük bir hızla deniz yüzeyine indi. Sol pençesini göz açıp kapama süresi kadar bir zaman aralığında suya şiddetle vurdu. Ve hemen havalandı. Yumulmuş tırnakları arasında yarım metre kadar olduğunu sandığım bir balık vardı. Balığı tanıyamadım. O zamanlarda, denizimizde bu irilikte kefaller, Kofanalar, levrekler, kötekler (ak levrek) Palamutlar, tirsiler ve bunların hepsinden bol 30-40 cm. boyunda istavritler vardı.

 Bu istavritler oluklu kiremitler içinde fırına verilirdi.  Bir istavrit üç kişiyi rahatça doyururdu.

Daha sonraları  bu kocaman balıkları denizden koparıp kaldıran kuşların, Anadolu’da yaşayan yırtıcıların en büyüğü olan doğan ailesinden balık kartalları (pandion haliaetus) olduklarını öğrendim.

 

Amerika kıtasında yaşayan balık kartalı

(Amerika kıtasında yaşayan balık kartalları Baş ve boyunları beyaz tüylerle kaplı, uzun kuyruk telekleri beyaz, adları kel kartal olan kuşlardır. Ülkemizin Göller Bölgesi’nde yaşayan balık kartalları ise daha küçük, göğüs ve karın tüyleriyle kanatlarındaki bazı telekleri beyaz kuşlardır. Çok azalmakla birlikte halen nesillerini devam ettirmektedirler.)   

 

 

Bizim göller bölgemizdeki balık kartalı

Havyar dökmek için ya da yunuslardan kaçarak, sığ sulara inen balıkları avlayan kartallara bir zaman sonra ortakçılar türedi. Balıkçılardı bunlar.

      Büyük balıkları sığ sulara kaçıran yunuslardı balıkçıların hedefi. Balıkçılar, ağları ve tüfekleriyle denize açılıyorlar, vurdukları ve ağla yakaladıkları dost canlısı sevimli yunusları Ünye’ye getirip 7-10 cm kalınlığındaki yağ deposu derilerini kumsalımızda yüzüyorlar; Varillerde kaynatıp eritiyorlar; Özellikle deri sanayiinde kullanılmak üzere satıyorlardı.

       Kumsala atılan yüzülmüş yunusların çürüyen leşlerinden ve kaynatılan derilerinden öylesine iğrenç bir koku yayılıyordu ki Ünye, yaşanılamaz bir yer haline geliyordu.

       Kumsalımız, önce aymaz belediye yöneticilerimizle elbirliği yapan balıkçılar, sonra da Dediğim dedik DP iktidarının ileriyi görüşten yoksun:

      ( denizi doldurarak yol yapın ) emriyle yok olunca, soylu balık kartalları yersiz- yurtsuz kaldılar. Onlar da foklar gibi küstüler Ünye’ye. Çekip gittiler. Görünmez oldular.

Ben yıllarca nerede olduklarını araştırdım.

Ünye’den Trabzon’a kadar olan sahilde, kartalların konarak denizde balık bekleyeceği büyüklükte içinden ırmak akan kumsal yoktu.

Terme, Çarşamba, Samsun ve Sinop’a kadar olan sahilde balık kartallarını tanıyan bir kişi bile çıkmadı.

Tam kırk yıl ben onları herkese özlemle anlattım durdum.

Bir gün Ankara’ya giderken, Sungurlu yakınlarında, Delicesu kıyısında, çok tanıdık, çok bildik, çok soylu bir duruş sergileyen dostlarımdan birini gördüm. Hemen durdum. Arabayı şarampola indirip dışarı çıktım. Yolu aşarak bir bağa girdim. Omcaların arkasına saklanarak ve sürünerek ona 30 metre kadar yaklaştım. Arkası bana dönük, ırmağı gözetliyor olmasına rağmen beni sezdi.  Başını geri döndürerek alev-alev yanan çelik bakışlarını gözlerime dikti.

Sonra gene çok bildik bir yavaşlıkla kalkış pozisyonuna geçti. Korkusuz, telaşsız, avını berbat ettiğime sitem edercesine şahane kanatlarını açtı. Hafif bir sıçrayışla havalandı. Irmağın karşı yakasına kadar uçtu. Sonra geniş bir kavis çizerek döndü. Biraz alçaldı. Tam üstümden beni süzerek uçup gitti.

Kanatlarının havayı yırtarken çıkardığı huvv-huvv-huvv sesiyle sanki bana veda ediyordu.

Sonra bir daha Anadolu’nun  Karadeniz sahillerindeki balık kartallarına rastlanılmadı.

Onların da nesli tükendi               

Bu haber toplam 370 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : İRFAN, IŞIK, /, Ünye’nin, Balık, Kartalları

Haber Yorumları ( 1 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
KASIM AVCI 11.02.2019 10:14
1 ay önce Ünye de Kartal resimleri çektim. biri şehir içinde diğeri Sahilköy de. Balık Kartalı olmasa da kartallarımız yaşıyor. Kartallarımızı yaşatalım bir iki tavuk çalıyor diye köylerdeki Kartallarımız da vurulmasın. Bu konuyu ele alan yazınız için teşekkür ediyorum. E Mail adresinizi yazarsanız kartal resimlerini sizinle paylaşa bilirim. Selam ve Dua ile ...

Son Haberler