HABER ARAMA
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST 100
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Mart 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


17,00 TL - 18.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
26 Şubat 2019 Salı Saat: 08:40

Hacer Coşkun Öztürk / Ünye’nin İlk Üniversite Mezunu kızı Necla Gökşin Sefercioğlu

Aşağıda ki röportajda Ünye’de bir Cumhuriyet kızı olarak öne çıkan Ünyeli Nuri Kadı’nın torunu ve Gökşin’lerin tek kızı ve Ünye’nin ilk bayan üniversite mezunu olan Necla Gökşin Sefercioğlu’nun ilginç hayat hikayesini bula
Hacer Coşkun Öztürk / Ünye’nin İlk Üniversite Mezunu kızı Necla Gökşin Sefercioğlu

Aşağıda ki röportajda Ünye’de bir Cumhuriyet kızı olarak öne çıkan Ünyeli Nuri Kadı’nın torunu ve Gökşin’lerin tek kızı ve Ünye’nin ilk bayan üniversite mezunu olan Necla Gökşin Sefercioğlu’nun ilginç hayat hikayesini bulacaksınız.

 

 Necla Sefercioğlu kimdir?

“Öncelikle ben Atatürk’ü çok seven, onun ilkelerine bağlı bir Atatürkçü öğretmenim,” diyerek başlıyor kendini tanıtmaya Necla Sefercioğlu. 29 Ekim 1925’de Ünye’de doğan 85 yaşındaki Necla Sefercioğlu, Ünyeli Nuri Kadı’nın torunu, Halide ve Fahrettin Gökşin’in kızı, Eczacı Mehmet Nuri Gökşin’in kardeşi ve Hacettepe’de hocalık yapan Doktor Eflatun Gökşin’in ablası.

Ünyeli ilk tıp doktoru olan Dr. Fahrettin Gökşin’in kızı Necla Hanım, 1950 yılında Ünye’nin ilk Ziraat Bankası Müdürü Cavit Seferciloğlu’nun Banka Müfettişi olan oğlu Orhan Bey’le evlendi. 9 yıl evli kalan ve eşi 36 yaşındayken vefat eden Necla Sefercioğlu’nun bugün 3 çocuğu 7 torunu var.

4. sınıfı Ünye’de okuyan, annesi Halide Hanım’ın isteği üzerine 1936 yılında Ankara’da açılan TED Koleji’ne kaydını yaptıran Necla Sefercioğlu, 9. ve 10. sınıfı Ankara’da Kız Lisesi’nde, son sınıfı da Antalya’da okuyarak liseyi bitirdi. Kazandığı Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nden de 1947’de fakülteden mezun oldu.

İlk olarak Ankara Bahçelievler Ortaokulunda görev alan Necla Hanım, evlendiği için 3 yıl mesleğini bıraktı. Eşini 9 yıl sonra kaybeden Necla Sefercioğlu, tekrar mesleğine dönerek Ankara Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerinde öğretmenlik yaptı. Bugün emekli olan Necla Sefercioğlu, verdiği özel derslerle ve güçlü hafızasıyla dikkat çekiyor.

 

-Bildiğimiz kadarı ile siz Ünye’nin ilk bayan üniversite mezunusunuz, bu konuda ne diyeceksiniz?

Bana da öyle dediler. Ailem dolayısıyla bütün Ünyelilerle hemen hemen görüşüyorduk. O dönem hiç kimsenin de kızının üniversite okuduğunu duymamıştık.

 

 Çocukluğunuzun Kadılar Yokuşu’nun başındaki dedeniz Nuri Kadı’nın konağında geçtiğini biliyoruz. Bu konağı hatıralarınızdaki şekliyle anlatır mısınız?

Dedemin konağı çok büyüktü. Karşı komşumuz Hüseyin’in Tataroğlu’nun halası eşiyle otururdu. Yanındaki evde oturanlara başkatipler derlerdi. Nuri Kadı’nın bitişiğinde Sabri Kadı’nın oğlu Kadir Bey oturuyordu. Alt tarafından Kürt Gülüşan otururdu . Koçun Fatma Hanımlar, Ekmekçioğluları Samiler vardı. Ünye’de tek araç Sami Dayı’nın işlettiği Ekmekçiler’in arabasıydı. Önden kollu, ateş alır almaz gar gar gar diye ses çıkartan bir araçtı. O sesi duyunca Sami Dayı’nın geldiğini anlardık.

Dedem Nuri Kadı’nın konağı bütün Ünye’nin panoramasını gören bir yerdeydi, vapurun gelişini izlerdik meraklı gözlerle, geminin ışıklarını seyrederdik geceleri…

 

Çocukluğunuzdan ve Ünye’deki okul yıllarınızdan bahseder misiniz?

Babam Ünye'nin ilk doktoruydu. Tayini dolayısıyla sık yer değiştirirdi. İlkokula Amasya’da başladım, 2. sınıfı Çarşamba’da, 3. sınıfı Terme’de, 4. sınıfı 1936 yılında Ünye’de Anafarta İlkokulu’nda okudum. Babamın tayini dolayısıyla 1937 yılında Ünye’den ayrılarak 5. sınıfı Ankara’da, sonra yine tayinlerle farklı yerlerde okuyarak tahsilime devam ettim.

İlkokulda okulumuzdan hatırladığım kadarıyla okulumuzda çeşme vardı, çeşmede su içerdik, dersten çıkınca Şekerci Ahmet Amca’dan pandispanya alırdık.

 

Çocukluğunuzun geçtiği mahallenizden bahseder misiniz? O yıllar hangi yıllardı? Okulunuza ilişkin unutamadığınız neler var?

Ünye bu kadar büyük değildi, avuç içi kadardı. Öğretmenimiz Aliye Hanım vardı, onu çok severdik, severek dersine girerdik. Zaten sınıfımız 15 kişilikti.  Teneffüslerde Paşabahçe’ye koşardık, elma alırdık. Evimiz Kadılar Yokuşu’nun tepesinde ki dedem Nuri Kadı’ya ait evdi. Okula yürüyerek, yokuş aşağıya koşturarak eğlenerek giderdik.

Aliye Hanımla birlikte çekilmiş 9 talebeyle çekilmiş bir fotoğraf var elimde. Aliye Hanım fotoğrafta şapkalıydı. Yani Ünye, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeniliğe açılmış bir kasaba idi. Annem mesela şapkasız gezmezdi.

Ben Ünye’de 4. sınıfı okuyordum. Ermeniler giderken bir piyano satıyorlarmış, babam o piyanoyu aldı ve biz alaturka ders aldık. Ben biraz yaramazdım, müziğe eğilimim yokmuş demek ki. Dedemin konağında yokuşun başından gelirken görünce bir ağaca çıkar, saklanırdım. Hoca kahvede dermiş ki doktorun oğlu çok mükemmel, ama kızında iş yok. Daha sonraki yıllarda da 7 yıl konservatuarda Alman Hocalardan ders aldık, bazı enstrümanları çalmaya başladık. Ama ben haftada üç kere sinemaya giderdim, çalışmazdım, kızardı uyarırdı. Müzik kabiliyetim yokmuş demek ki…

Peki evlendikten sonraki dönemden bize bahseder misiniz?

1947’de başladığımı belirtmiştim meslek hayatıma. 1950 yılında evlenince 3 yılda ara vermiştim. Ancak bu uzun sürmedi. Evlendikten 9 yıl sonra eşimi kaybettim ve tekrar öğretmenliğe başladım. Bu sefer üniversiteye girdim ve hep Ankara’da görev yaptım.  Mesleğe döndükten sonra emekli olana kadar Ankara Üniversitesi’nin değişik fakültelerinde İngilizce Öğretmenliği yaptım ve 1987’de emekli oldum. Geçen yıl meslekte 40 yılını dolduranlara bir plaket veriliyordu ve bende o törene davet edildim, çok mutlu oldum.

 

Hayatınızda okumanızda ki en önemli etken ne oldu, o yıllarda bir kadın olarak okumayı nasıl başardınız? 

Ankara Ulus’ta arkadaşımla birlikte çekildiğim bir resmi kayınpederim Cavit Sefercioğlu görmüş. Bu kız kim diye sorduğunda, doktorun kızı demişler.  Bu kız güzelmiş oğluma isteyeyim demiş ve daha sonra ailemle görüşmüşler.

Liseyi bitirdiğim yıldı, babam Kayseri’ye tayin oldu. Annem bir sabah dedi ki, “Necla, seni isteyenler var” Biri eşim Orhan, diğeri de doktor bir akrabamız.  Babam ne diyor, diye sordum anneme. Babam da ikisinin de tanıdığımız ailenin çocukları olduğunu, ben hangisini istersem ona vereceğini söylemiş anneme. Aynı zamanda da “Okurum derse de okuturum” demiş.

Babama okumak istediğimi söyledim. Babam tayini çıktığı için annemle Kayseri’ye gitti. Emektar kadınımızı Ankara’da bize bıraktı, kardeşimle birlikte kaldık, abim de o dönem İstanbul’da okuyordu.

Bize evliliğinden, eşinizden ve çocuklarınızdan bahseder misiniz?

1950 yılında aslen Bartınlı olan Ünye’nin ilk Ziraat Bankası Müdürü Cavit Sefercioğlu’nun oğlu Banka Müfettişi Orhan Sefercioğlu’yla evlendim. Ben evlendiğim zaman Orhan’ı Ünyeli sanıyordum, ama babasının görev yeriymiş Ünye.  Evlendikten 9 yıl sonra eşimi kaybettim. İki kızım ve oğlum var. Eşimi kaybettiğimde küçük oğlum 10 aylıktı, kızlarım ise 3.5 ve 8 yaşındaydı. Ondan sonra mesleğime dönerek çocuklarımı okuttum. Büyük kızım öğretmen, küçük kızım kimya mühendisi oldu ve oğlum da Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışıyor. 

 

Tekrar Ünye’ye dönersek dedeniz Nuri Kadı’nın kaç eşi ve çocuğu vardı, bunlar şimdi neredeler ve Ünye ile ilgileri ne kadardır?

Babam Fahrettin Gökşin 4 yaşındayken babası Balkan Harbi’nde şehit olmuş. Babam tek çocukmuş, o nedenle babam tarafından akrabam yok. Annem de iki kız kardeşmiş. Biri annem Halide 1995’de, diğeri teyzem 1947’de vefat etti.  

Dedemin ilk eşi annemi ve teyzemi doğuran Türk Tatar Osmanlarla akrabalığı olan bir kadındı. İkinci eşi bizi büyüten ve Arap olmamasına rağmen Arap Fatma Hanım denilen çok güzel bir kadındı. Son eşi ise Bediha Hanım’dı, sarnıçta boğuldu

 Annemin babamla tanışması ise şu şekilde olmuş. Babam mesleğinde başarılı bir doktordu.  Dedem Nuri Kadı, babamı görmüş at üzerinde. “Kim bu delikanlı?” demiş. “ babasının şehit olduğunu, sadece annesinin olduğunu öğrenmiş. Dedem de “O hanım bana gelsin” demiş ve babaanneme demiş ki “Hanım benim çok kıymetli bir kızım var, ben senin oğlunu damat yapacağım hazırlan” demiş ve annem babamla evlenmiş. Dedem Nuri Kadının mezarı Çakırtepededir.

.

 

Ünye geçmişte ve bugün size ne anlatıyor?

Ünye’yi çok seviyorum. Ölene kadar da her fırsatta geleceğim, ne olursa olsun Ünye’de olmayı seviyorum. İnciri ve kokulu üzümü çok sevdiğim için genelde sonbahar aylarında geliyorum.

Şimdi her fırsatta geldiğim Ünye’de Çakırtepe’den şehri seyrediyorum. İçim acıyor. Ünye, Karadeniz sahilinin en güzel şehriydi. Şimdi tabiri caizse taş yığını olmuş, plansız, projesiz yerleşmeler, yapılaşmaları görmek beni çok üzdü. 

Bu haber toplam 371 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler