HABER ARAMA
  • DOLAR5,8345
  • EURO6,5679
  • ALTIN239,3885
  • BIST 10096.102
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Nisan 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


14 TL-15 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
9 Nisan 2019 Salı Saat: 08:50

Ağlatan satırlar... Çanakkale Savaşı’nı Anlatan asker günlükleri

“Anzak çıkarmasının olduğu gün İngiliz subayı “Kumsal ölü ve yaralılarla darmadağın olmuştu,bir Osmanlı subayı ise “Böyle ateş daha kimseler görmüş değildir” diye yazmıştı.
Ağlatan satırlar... Çanakkale Savaşı’nı  Anlatan asker günlükleri

Yaşar KARADUMAN

Çanakkale Savaşları'nda tutulmuş birçok günlük var. Hem İngiliz hem de Osmanlı askerleri yaşanan savaşları gün gün defterlerine kaydetmişler.

Jonathan King'in İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan 'Gelibolu Günlükleri' bunlardan biri. Bir diğeri ise  'Meçhul Subay' kitabı. Bir Osmanlı subayının günün gününe tuttuğu savaş günlükleri...

Biri şafak vakti Çanakkale'ye hücum ediyor; diğeri ise var gücüyle bu hücuma göğüs geriyor. 25 Nisan'daki Anzak çıkarmasını iki asker günlüklerinde şöyle anlatıyorlar:

 

Çanakkale Savaşları esnasında " Cepheden Cepheye"  is­miyle günlük tutan muhariplerden,  Mümin Mustafa hatıralarının bir yerinde şöyle der: "…Ah bir damla sirke. Bir parça şeker ne enfes bir şeymiş. Dün­yanın bu nefis gıdalarını görme­sek,  kokusunu duymak da yetişir. Ah bir tabak sa­lata!"

Çanakkale’de çarpışan askerlere verilen çok cüz’i miktar­daki maaşı bile;“Tütünü ve ye­meği bulduk­tan sonra ne yapa­cağız biz parayı” diyerek reddedenler olmuş­tur.

 “…Bazı as­kerlerin aya­ğında iple tutturulmuş ça­rıklar bu­lunu­yordu. Bazıları ayaklarına çaput bağlamıştı. Ki­minin ayağı ise çıplaktı.  “Erat için istenen sayıda haki üniforma bulunama­mıştı. Bu erler kendi giysileri ile hizmet etmek zorunda kalmış­lardı. Birlikle­rin büyük bir bölümü kaputsuzdu. Özellikle ayakkabı yokluğu du­yuluyordu. Dayanıklı ayak­kabı azdı. Eratın pek çoğu çarık giyi­yordu. Bir bölümü ise daha peri­şandı. Yalın ayak yürüyenler vardı. Çamaşır durumu da iyi değildi. Köyün­den kentinden getir­diği eşya,  kullanılmış ve yenilemek olanağı bulunamamıştı. Böy­lece er,  yırtık ve acı­nacak du­rumdaki giy­sisini iç çama­şırsız giymek zorunda kal­mıştı.” 

Çanakkale savaşının cephe gerisinde de öyle şeyler yaşanmıştır ki; düşman askerlerini bile etkilemiş ve günlüklerine yazdıkları bu acı hatıralar yıllar sonra torunları tarafından anlatılmıştır.

 

Dedesinden Çanakkale’yi dinlemiş  

Üniversiteli bir Anzak kızın anıları:.

Dedem şöyle anlatmıştı;

Türk siperleriyle aramız çok yakındı, öyle ki ateş kesildiği zaman kısık sesle konuşur ve gürültü yapmamaya çalışırdık.

Neredeyse her gece aynı saatlerde Türk siperlerinden bir ses yükselirdi. O Türkün söylediği müziğin ne olduğunu ve ne dediğini hiç birimiz anlamıyorduk. Ama öyle içli ve dokunaklı söylüyordu ki dinlenmeye doyamıyorduk. Hatta diğer siperlerden de bu müziği dinlemeye gelen arkadaşlarımız olurdu. Her akşam Türkün söylediği müziği kaçırmıyor ve hepimiz etkileniyorduk. Gündüz savaştığımız insanın gece söylediği türküyü dinlemek ilginç ama gerçekti. Yine bir akşam konser bekler gibi Türkün söyleyeceği türküyü bekledik ama o boşunaydı. Türk siperlerinden ses çıkmadı. İkinci akşam üçüncü akşam da ses çıkmayınca Türkçe bilen arkadaşımıza kısaca O meçhul askerin neden artık türkü söylemediğini yazıp bir taşa bağlayarak Türk siperlerine attık. Çok geçmeden yüreğimizi yakan bir cevap geldi. Taşa sarılı kağıdı açığımızda şu ifade vardı. “O arkadaşımızı geçen hafta vurdunuz”

 

Mustafa Kemâl,

Bombasırtı muharebelerini şöyle anlatır:

 

"Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz-on metre, yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkül ile biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini de biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor.

Sarsılmak yok... Okuma bilenler Kuranı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. İşte bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."

Kaynak: Şükrü ERKAL,  Çanakkale Cephesi Harekatı, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 2002, s. 83

 

Komutayı Mustafa Kemal’e Verdim

"Anafarta mıntıkasında toplanan bütün birliklerin komutasını, Arıburnu Cephesi’nin kuzeyindeki 19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemâl Bey’e verdim. 10 Ağustos öğleden önce Kocaçimen Dağı’nın zirvesine ve bitişiğindeki Conkbayırı’na en yakın İngiliz piyade mevzilerine karşı Mustafa Kemâl’in bizzat idare ettiği bir hücum sonucunda, düşman piyadesi epeyce geriye püskürtülmüştü."
Kaynak: Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2006, s. 112-113


10 Ağustos1915

ta, sabahın alacakaranlığında, Mustafa Kemâl’in komutası altında yeni bir saldırı başlatıldı. Emrindeki birlikler, ölüme meydan okuyan bir cesaretle tepeye saldırdı ve geriye hızla çekilen hasmı takip etti. Ağır kayıplar, zaferden daha çok yararlanılmasını engelledi. İngilizler daha 48 saat önce zafere çok yaklaşmışken önceden hesapta olmayan faktörler ve Türklerin ölümü hiçe sayan kahramanlığı, onların elinden zaferi çekip almıştı."
Carl Mühlmann, Çanakkale Savaşı, Timaş Yayınları, İstanbul

Anadolu Neferi
""Ancak bütün bu güçlüklere karşı koyma imkânını, sadece Anadolu neferinin direnme azmi, tahammülü ve kanaatkârlığı sağlayabilmiştir. İlk başarısını Trablusgarp’ta kazanmış olan Mustafa Kemâl Bey, sorumluluk almasını seven görevine bağlı bir komutan karakterine sahipti. Kendisi 25 Nisan sabahı 19. Tümen ile kendi kararıyla muharebeye müdahale ederek düşmanı sahile kadar sürmüş ve bundan sonra üç ay durmaksızın, kırılmaz bir dirençle şiddetli taarruzlara başarıyla karşı koymuştu. Kararlılık ve çalışkanlığına tamamen güvenebilirdim."
Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yeditepe Yayınevi, İstanbul

"Türkler genel olarak

Çok mükemmel askerdirler.

Burada kastedilen Anadolulu olanlardır. Bunlar özellikle savunmada takdire değer derecede dayanıklıdır. Sed ül Bahir’de sağ kanadımdaki Alay 7 Ağustos 1915’te üç kez ön hattı kaybetti ve üç kez de karşı saldırıyla aldı. Türklerin taarruzda yararlı olmadığı iddiası asılsızdır."
"Türk askeri subayını önde görmek ister ve bu tüm ordunun bir talebidir. Türk askerinin kanaatkârlığını tasvir etmek mümkün değildir, o her gün bir ekmek ve bir avuç dolusu zeytinle hiç şikayet etmeden haftalarca beslenebilir." 
Kaynak: Çanakkale Savaşlarında binbaşı rütbesiyle görev yapan Alman General Heuck 


“Mustafa Kemal Görmüştü”

"Mustafa Kemâl’in savaşı sevk ve idâre konusunda gösterdiği şaşırtıcı başarılar silsilesi bu tarihten (Çanakkale muharebelerinden) sonra başlar. Ne Liman von Sanders’in ne de diğer kumandanların göremediğini o görmüş, Gelibolu Yarımadasına ancak Conkbayırı ile Kocaçimen yoluyla hâkîm olunabileceğini O anlamıştı. Eğer, müttefik devletler burayı ele geçirebilselerdi, bütün Boğaz’a hâkîm olurlar ve 20 km.lik bir çevreyi istedikleri gibi top ateşine alabilirlerdi. Küçük rütbeli ama dâhi bir Türk subayının orada bulunması, İtilâf Devletleri için harbin en büyük talihsizliklerinden biri oldu."

(Hans Kannengiesser, Bir Alman Albayının Gözünden Çanakkale, Timaş, İstanbul 2009,

 

Bu haber toplam 225 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler