HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
18 Nisan 2019 Perşembe Saat: 08:27

Poli Teyze Ve Hristo Amca

1970’li yıllarda Ünye’nin ipek gibi yaz sabahlarından birisinde Ortayılmazlar Mahallesinde, yabancı olduğu her halinden belli olan yaşlıca bir bey dolaşmaktadır.
Poli Teyze Ve Hristo Amca

Aynur Zeren TAN

Hristo’dur adı.1930  yılında Nüfüs Mübadelesi sırasında buradan Yunanistan’ın Selanik –Kozani yöresine göç etmek zorunda kalan ailesi ile 16 yaşında gitmiş ve o günden sonra hep eski evlerinin ve Ünye’nin özlemi ile yaşamış,

 

Hani son zamanlarda bir film var “Aşk Tesadüfleri Sever “ diye işte bize de “büyük dostluklarda tesadüfleri sever” dedirtecek karşılaşma o gün orada yaşanır.

Mahallenin kadim sakinlerindan Rahmi Yılmaz(Kuşçalı) bu yabancıyı tesadüfen gördüğünde sormadan edemez,” beyefendi günaydın, sabah sabah kimi arıyorsunuz?”

Yaşlı adam sesin geldiği yöne dönerek tüm güleryüzlülüğü  ile cevap verir” günaydın beyefendi ben bu sokağın eski sakinlerindenim ve evimizi dolaşmaya geldim”.

 

Yaşlılığında artık bu sıla hasretine dayanamaz olmuş, mahallesini, evini, Ünye’yi son bir kez görmek istemiştir.On altı yaşında gittiği için buraları hem çok iyi hatırlamakta hem de bir türlü unutamamaktadır.Ve artık ömrünün sonuna geldiğini düşündüğünden ne pahasına olursa olsun, Ünye’yi görmeden ölmek istemediği için  ziyarete gelmiştir.Evlerine girmeye çalışmaktadır.

 

RAHMİ BEYİLE SÜHEYLA HANIM KÖPRÜ OLUYOR

Türk insanının misafirperverliğine en güzel örnektir diyebileceğimiz şekilde,Süheyla ve Rahmi Yılmaz çifti Hristo Amcayı  misafir ederler.Oğullarının “baba gitme ne olur ne olmaz”  şeklindeki  tüm ısrarlarına karşın”bir şeycikler olmaz orası benim  doğduğum topraklar, dayanamıyorum gideceğim” diyerek karşıkoyması ve cesaretle tek başına yıllar sonra Yunanistan’dan Ünye’ye gelen ilk kişi olması nedeniyle nerede ise tüm Ünyeliler Hristo’yu bağırlarına basarlar,evlerini açarlar.Gördüğü ilginin hoşluğu ile sarhoş olan Hristo memleketinde Ünyelilerin ilgisini anlata anlata bitiremez ve ertesi yıl eşi ile birlikte yeniden gelir.1930’larda gitmiş birçok mübadil  aile de Hristo’dan aldıkları cesaret  ile memleketlerini ziyarete niyetlenir hatta gelirler.Eşi Poli de Ünye’den gitme mübadildir ancak o beş yaşında ayrıldığı için zar zo sadece evlerini  hatırlamaktadır.Ünye’ye gelmiş olmaktan da çok mutludur.Ve Rahmi-Süheyla Yılmaz çiftinin evinde  kalmaktadırlar.

 

HRİSTO AMCA TAVLA OYNUYOR, POLİ TEYZE  MEVLİDE GİDİYOR.

Süheyla Hanım ile Poli Teyze  resmen Ünye günlük hayatına dalmışlardır.Sabah erken kalkılıp kahvaltılıklar hazırlanmakta, beyler çarşıya gönderildikten sonra yemeklere girişilmekte, öğleden sonra gezmeler, ziyaretler, varsa mevlitlere veya tehvitlere gidilmektedir.Poli Teyze büyük bir saygı ile  dini her kuralı yerine getirmeye dikkat etmekte hiç bir rahatsızlık duymamaktadır.

Yunanistan’a götürülmek üzere reçeller, turşular, biber tuzları da hazırlanılmaktadır boş zamanlarda hafta sonları hep birlikte denize gidilmekte. Gölevi, Çamlık, Uzunkum, İnciraltı derken ailece yapılan pikniklerin tadına kanılamamaktadır.

Hristo’da Rahmi Bey ile çarşıya indiğinde kırk yıllık esnafmış gibi diğer esnafları sık sık ziyaret etmekte, çaylarını içmekte ve onlarla sık sık tavla oynamaktadır. Atabek Ailesinin bir sünnet törenine dahi katılır, hediyesini de asar sünnet yastığına.

 

Türk insanının ve Ünyelilerin misafirperverliğine örnek vermekle bitmeyecek bir dolu muhabetli günler, karşılıklı gidip gelmelerle yıllarca süren bir toplu dostluk yaşanır.

Hristo Amca ve Poli Teyze Ünye’de misafir kaldıkları herkesi Kozani’ye davet ederler.Bunlardan Refaaddin Şahin, İsmail Cerrahoğlu, Rahmi –Süheyla çifti Kozani’ye iadei ziyaret yaparlar.

Hristo Amca yıllarca Rahmi Beye bir ağabey edası ile mektup yollar.Bir büyükbaba edası ile de torunlarını tek tek sormakta onları ne kadar düşünüp özlediğini anlatmaktadır.Öyle böyle bir dostluk değildir onlarınki.Süheyla Hanım’ın adını telaffuz edemediği için de ona ”Eleni” diye seslenmektedir.Rahmi Bey’in oğlu Cengiz’in askere gidişine kadar her şeyi merak hatta tasa etmektedir.

 

HRİSTO AMCA’NIN EVİ NEREDE

Hristo Amcanın evi Orta Yılmazlar Mahallesinde,üç dört katlı sivri görünümlü metruk vaziyette  öylece duruyor. Poli Teyze’nin evi ise sahilde imiş. Fakat bu gün yerinde yok.yıkıldığını görmek çok üzmüş Poli Teyze’yi ve “keşke kalabilseydi “demiş sadece.

Ömürlerini sonunda eski memleketlerinde böylesine güzel günler geçirmek kaç kişiye nasip olur. Rahmi ve Süheyla çiftinin  insan severliği nerede ise tüm Ünyeliye mal olan böylesine bir dostluk kuşağı oluşturmuşlardır Ünye ve Kozani arasında. Öylesine ön yargılardan, çıkar çatışmalarından arınmış, öylesine empati ile beslenmiş bir dostluk örneğidir ki eşine az rastlanır.

Bu güzel dostluğun en önemli yanı ise sonunun kötü bitmemiş, bu dostluğun her ne sebeple olursa olsun yara almamış olmasıdır Yoksa çok güzel başlayan dostluklara örnek çoktur.

Her zaman söylerim “eski evlerin dili olsa da anlatsa, Hristo, Poli gibileri  giderken neler yaşadılar. Nasıl ağlaştılar.Çünkü bu göç istekleri dışında idi.Oradan gelenler içinde durum hemen hemen aynı idi.Hangi milletten olursan o, doğduğun toprakları ter ketmek zorunda kalmaktır en acısı. Balkanlar’dan gelenlerin, muhacirlerin yaşadıklarını” anlatsalar bize, canlı şahitler olarak.

        Almanya’nın eski başkentindeki Kent Müzesinde mübadele ile gidenlerin fotoğraflarını gördüğümde çok etkilenmiştim. Oradan gelen bizim muhacirlerin de fotoğrafları vardı.birde en ilginci o insanları anladığını en iyi şekilde anlatan Ecevit’in beş dilde çevirisi ile şiiri vardı. Ecevit’in  o müzeyi ziyareti nedeni ile yer almıştı şiiri. Yıllar öncesinin insanlarını, ülkemden kilometrelerce ötede ve başbakanımızın şiiri ile dev fotoğraflar karşısında anlarken yine gözyaşlarımı tutamıyordum tabiki.

Kolay değil, evini, okulunu, mahalleni arkadaşlarını, memeleketini ve belki de sevdiğini bırakıp gitmek. Yıllarca sönmeyen bir hasretle yaşamak.ve hep oraya bir kez daha gitmek isteği.Herkese de nasip olmaz  en azından bir kere bile doğduğun toprakları görebilmek.

Tüm art niyetlerden sıyrılmış ”memleket hasretidir “ burada anlatmak istediğimiz.Anlamanızı istediğimiz.Benim de atalarım yıllar önce Kafkaslardan göç etmek zorunda kalmışlar.Ancak kendi istekleri ile gelmiş olmaları durumu farklılaştırıyor.Hristo Amcayı o nedenle mi anlamak istiyorum acaba?

Tamamen anlamak mümkün değildir onların yaşadığının aynısını yaşamadan.

Kaynak: Canik Dergisi sayı 9

Bu haber toplam 1.099 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Poli, Teyze, Ve, Hristo, Amca

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler