HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
2 Mayıs 2019 Perşembe Saat: 08:41

Ünye’de Av Tükenen Av Sahalarımız

Giderek çoğalan insan nüfusu, ne çalılık ne orman ne de sulak alan bıraktı yöremizde. Bilinçsiz avlanma ve kirlilik bir çok değerli balıkla birlikte, kara yaban hayatının da soyunu kuruttu.
Ünye’de Av Tükenen Av Sahalarımız

İrfan IŞIK

Önce karacalar. Ardından kara yırtıcıları kurt, tilki ve çakallar yok oldular karada. Sonra sülünler. Çulluk ve bıldırcınlar göç kuşu olmasalardı onlarda biteceklerdi. Kaz, ördek, turna semtimize uğramaz oldular.

  

1950 li yıllarda ve öncesinde Ünye bir av cennetiydi. Hem karada, hem denizde. Denizimiz en değerli balıklarla kaynıyor, karada her türlü av kuşu bulunuyordu.

Bıldırcın curnata gecelerinde elle tutuluyor, göç mevsiminde çulluk evlerin bahçelerinde avlanıyordu.

En değerli av kuşu sülün yerli olduğu için kasabamızın içine kadar sokulmuş çalılıklarda yuva yaparak ürüyor, oralarda avlanıyordu. Ördek ve kazlar dere ve çayırlarımıza inerdi sürüler halinde

(Burunucu semtinde oturan teyzemi ziyarete gittiğim bir gün, oturduğum pencerenin iki metre önündeki erik ağacına büyük bir gürültüyle uçarak gelen bir sülün horozu konmuştu. Başını sağa sola çevirerek etrafı kolaçan ederken, bin bir renk cümbüşüyle yanıp sönen, parıldayan güzelliğini, padişahlara tuğ olan şal kuyruğunu,  uzun süre seyretmiştik teyzemle. Bu horozu besliyorum uşaam demişti teyzem. Günde bir iki kere gelip saçağa ufaladığım ekmeği yer, sonra da uçup gider.

1965 senesinin bir bayram arifesinde, rahmetli annemin mezarını ziyarete gitmiştim Elmalığa. Mezarlık ziyaretçilerle dolmuştu. Annemin toprak kurganını çiçeğe boğmuştum. Kurganın ayak ucuna çöküp duaya başlayacağım sırada bir tavuk bir horoz sülün, bir metre önümden çiçek kümelerini yarıp gürleyerek havalanmışlardı. Sülün uzun uçmayan bir kuştu. Ziyaretçilerin tümünün sevgi gülümsemeleri eşliğinde mezarlığı aşıp bitişikteki çalılığa konmuş, saklamışlardı kendilerini. )

Sülünler, çulluklar şehrin içinde, bahçelerimizdeydiler.

O günlerde ben tüfekle ava çıkarken annem, Güme kurardı geniş bahçemize. GÜME, bahçedeki kar açılıp istenilen ölçüde toprak meydana çıkarıldıktan sonra 50 cm. aralıklarla ve yüksek bir kavis yaparak iki ucundan yere, arka arkaya gömülmüş fındık çubuklarından oluşuyordu. Bu düzeneğin önü açık bırakılarak üstü, yanları ve arkası balık ağlarıyla örtülüp yemleniyor, içine giren kuşlar dışarı çıkıncaya kadar yetişen güme avcısı girişi kapatıp kuşları tutuyordu.

Avdan eve döndüğümde, annemin benden çok çulluk tuttuğunu, yanında bir kafes dolusu bozayil – karatavuk- ispinoz olduğunu görüyordum. Köyde güme kursam gene senden çok sülün avlardım diye beni alaya alıyordu.

Kartal, şahin, doğan, atmaca gibi yırtıcı kuşlar o günlerde, tüm türleriyle göğümüzde süzülerek daireler çizer, çığlık çığlığa hız dalışları yaparlardı.

Köylerimizin derin karlı kışlarında ablukaya alınan karacalar, uzun süre koşturulduktan sonra mecalsizleştirilir, elle yakalanırlardı.

 

Giderek çoğalan insan nüfusu, ne çalılık ne orman ne de sulak alan bıraktı yöremizde. Bilinçsiz avlanma ve kirlilik bir çok değerli balıkla birlikte, kara yaban hayatının da soyunu  kuruttu.

Önce karacalar. Ardından kara yırtıcıları kurt, tilki ve çakallar yok oldular karada. Sonra sülünler. Çulluk ve bıldırcınlar göç kuşu olmasalardı onlarda biteceklerdi. Kaz, ördek, turna semtimize uğramaz oldular.

Sadece domuz varlığını sürdürebildi.

Kanatlı yırtıcılar tümüyle yok oldular.

Kumsallarımıza onlarcası konup denizdeki balıkları gözetleyen 70-80 cm. boyundaki balık kartallarını yazıp yayınladığımda inanamadı genç Ünyeliler. Kendilerini görmek şöyle dursun adını bile duymamışlardı.

Ünye çevresinde av bitince, Terme ve Bafra avlaklarına dadandı avcılarımız. Oralarda da kısıtlama ve takip artınca ne yapsın avcılar? Kimi Bozayil dediğimiz Ardıç kuşuna, kimi Göçmen olmayan Karatavuğa kurşun atar oldu.

     Bıldırcın ve çulluk göçü başladığında, Ünye’den çok uzaklara çekilmiş tarla ve sahipli küçük orman topluluklarına gidiyor avcılar şimdi.

Ya da uzak illere.

Av masrafları giderek karşılanamaz düzeylere yükseldi. Üstelik bir-iki bıldırcın ve çulluk görebilme karşılığında.

Doğal sülün ve keklik soyu tünenince, çiftliklerde yetiştirilen kuşlar salınmağa başlandı avlaklara.

Sonra da Merkez av komisyonu, kısıtlama ve yaptırımlar getirdi avcılığa.

1-      avlanacak hayvan sayısını sınırlayan limitler, kotalar kararlaştırıldı .

2-      Av yapılacak günler sınırlandırıldı.  

Kuş avcılarının bir günlük avda vuracağı kuş limiti şöyle: Sülün-0, çulluk-4, keklik2,   

Ördek kaz-6

Keklik avlama sahaları da il adlarıyla sınırlı. Yani keklik günde iki adet olmak kaydıyla ülkemizin ancak birkaç ilinde serbestçe avlanabiliyor. Çoğunlukta olan illerimizde ise yasak.

Av, sulak alanlarımızın her yerinde değil, haritada gösterilmiş bölümlerinde serbest ve zamanla sınırlı.

Ünye dahil pek çok il ve ilçenin avlaklarında av yasak. Avlaklara tüfekle girmek şöyle dursun, oralarda köpek gezdirmek bile yasak.

Avcıların en önemli itirazları, av günlerinin Çarşamba- cumartesi-Pazar günleri olmak üzere haftada üç günle sınırlandırılması kararına karşı oluyor.

Üç günlük av için evinden çıkan bir avcı, bir gün avlanacak, iki gün bekledikten sonra iki günlük avını yapacak.

Memeli av hayvanları için konulan yasak ve yaptırımlar ise insafsızlık derecesinde akıl dışı. Yabancı avcılara başka bir kıstas, yerlilere başka bir kıstas uygulanıyor. Örneğin yabancı avcı, avının trofesini alır ama etini alamaz. Avlaklar, ormancılar ve jandarmanın gözetimindedir.

Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bu uygulama bizde hangi aklın öngördüğü bir zorunluluktur bilinmez.

 

Diğer ülkelerde avcılar, avlanacakları avlağın sorumlusuna gider, dilediği kadar memeli ya da kuş vuracağını beyan eder, av başına saptanmış bedeli peşin öder. Avlak sorumlusunun kendisini yönlendirmek için tahsis ettiği rehberle avlağa girer, gün kısıtlaması olmadan parasını yatırdığı av sayısınca avlanır. Kendisini gözetleyen ne ormancı vardır ne de jandarma.

Av gününü belirleyen bir karar olmadığı için de istediği gün avlağa girebilir.

Ancak böyle bir av çok pahalıdır yabancı ülkelerde.

Zengin avcılarımız hiçbir av kısıtlaması olmayan yabancı ülkelere, bu rahatlığı yaşayarak avlanmak için, son derece pahalı oluşuna aldırmıyorlar. (Kaynak İrfan Işık)

Bu haber toplam 241 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Ünye’de, Av, Tükenen, Sahalarımız

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler