HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
14 Mayıs 2019 Salı Saat: 08:51

Zimem Defteri (Veresiye Defteri) Zimem Defteri: Eskiden Ramazan aylarında gelenek olmuş, bir yardımlaşma usulü idi.

“Gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah yedi insanı kendi gölgesinde koruyacaktır. Bunlardan biri de sadakayı gizli verendir” (Hadis).
Zimem Defteri (Veresiye Defteri) Zimem Defteri:  Eskiden Ramazan aylarında gelenek olmuş, bir yardımlaşma usulü idi.

Yaşar KARADUMAN 

Zimem, zimmet kelimesinin çoğuludur. Zimmet Arapça’da borç demektir. Zimem Defteri borçların yazılı olduğu defter demektir, yani bildiğimiz veresiye defteri.

Atalarımız sevap da gizli günah da anlayışından yola çıkarak insanları incitmeden sadaka vermek için çok ince yollar bulmuşlardır.

Bunlardan en önemlisi olan “Sadaka Taşları”nı gelecek haftalarda yazacağım. Bugün yine Ramazan ayının manevi havasına uygun olsun diye bir başka yardımlaşma şeklini anlatmak istiyorum

Günümüzde bu gibi yardım adetleri unutulmuş, yerlerini insanların onurunu incitircesine, göstere göstere Ramazan paketleri dağıtılmış, iftarlar verilmiş ve insanların dilenci gibi önünde  koyun gibi sıraya sokulup bekletildikleri iftar çadırları almıştır.

Bazı belediyeler yavaş yavaş bu utanç verici iftar çadırlarını kaldırmakta ve yemeği kapalı yerlerde vermeye çalışmakta ve benzeri ancak Afrika’da görülen yemek çadırları kalkmaktadır.

Bu kadar ince düşünen Osmanlı acaba neden iftar çadırı yapmamıştı, Osmanlıda neden iftar çadırı uygulaması yoktu,  Osmanlının aklı mı yoktu?

Osmanlı kurduğu aş evlerinde kapalı yerlerde yardımını yapardı, Ramazan yardımlarını hava karardıktan sonra insanların evlerine bırakırdı. Osmanlı, kışın kurtların aç kalmaması için de dağ başlarına hayvan eti bırakırdı. Kuşlara kuş evleri yapardı. Her çeşmenin yanında hayvanların su içmesi için su yalakları vardı. Halen eski mahallelerde yaşlı insanlar evlerin köşelerine kedi köpeğin içmesi için bir kaba su koyarlar. Osmanlı insanları aç bırakmadığı gibi hayvanları da aç bırakmazdı.

Son yıllarda iftar çadırları rezaletinden vazgeçilerek Osmanlıdaki aş evleri sistemine dönülmektedir. Ünye Belediyesi de bu yıl çok yerinde bir kararla kapalı yerde iftar vermektedir...

 

Bakkal Amca Öldü..

Zimem Defteri mahalle bakkallarının, içinde binbir hazin hikayeyi saklayan  meşhur Veresiye Defteri dir. Biz geçmişten kalan her güzel şey gibi mahalle bakkallarını da öldürdük.

Hepimizin çocukluğunda, eline geçen üç-beş kuruşla koştuğu bir bakkal amcası vardı. Deterjan, sabun ve rutubet karışımı kokusuyla, hayatımızın ayrılmaz bir parçası idi bakkallar.

Dar gelirliler,  bakkaldan alışveriş yaparken, deftere yazdırır, aybaşında da bu “kara kaplı defter” açtırılarak biriken borç ödenirdi. Bu mütevazı mekânlar, tek tek kapanırken her kapanan kapıda bir çocukluk anımız kaldı..

 

Mahallenin Laz Bakkal Amcası hemen her şeyi satardı. Gömlek düğmesi, çıtçıt, çuval ipi,  gripin, aspirin, naylon çorap, sakız, don lastiği, horoz şekeri, leblebi tozu. Ne yazık ki bunlar yerini süpermarketlere, bırakarak tek tek kapandı, tek tük kalanlarda can çekişiyorlar…

Bakkalla ile birlikte mahalle de yok oldu. Beton mekânlarda, daha yalnız ve tek başımıza kaldık. Komşuluk, dost, arkadaş, selam, sevgi hatır, gönül kayboldu. Ruhumuz da betonlaştı o kadar betonlaştı ki, apartmanda sabahleyin merdivenlerde gördüğüm çocuklara ve insanlara günaydın dediğimde yüzüme bakıyorlar. Yurt dışında bir gün merdivenlerden inerken komşuma dalgınlığımdan selam vermemişim, döndü bana “Mösyö bir sorun mu var?” dedi.

 

 

Zimem Defteri

 

Zimem Defteri Osmanlı’nın yardımın zerafetini anlatan ve bize adeta ders veren bir sistemdi. .

Siz hiç Zimem Defteri’nden sayfa sildirdiniz mi?

Nasıl mı olacak?

Zengin kişiler, Ramazanda borçlarını ödeyemeyenlere yardımcı olurlardı. Bunu da isimlerinin bilinmemesi için gizli yapılmasını isterlerdi. Yardım yapmak, için hiç tanımadıkları fakir mahallelere gidip, mahalle bakkalına veya manava fırıncıya kasaba “Zimem defteriniz, yani veresiye defteriniz var mı? diye sorarlar defterde borcu kabarmış ödeme sıkıntısı içinde olanları sorar bulurlar borçlarını öderlerdi. Veya bakkala veresiye defterini açtırıp  baştan, ortadan, sondan zorda olan çoluk çocuk sahibi kişilerin hesaplarını açmalarını ister esnafta bu hayırsever kişinin söylediği sayfalardaki borç miktarını veya  başka   varsa onların borçlarını toplar  söylerdi.

Kim olduğu belli olmayan bu iyiliksever kişi de söylenen miktarı öder: “Silin borçlarını. Allah kabul etsin.” der, giderdi. Borcu ödenen, ödeyenin kim olduğunu; borcu ödeyen de, kimin borcunu ödediğini bilmezdi.

İşte, asil bir yardım şekli..

Yoksul rencide olmuyordu..Ana kural buydu. Hayrı yapan bilinmeyen kişi bunu övünme vesilesi haline de getirmiyordu.

Bakkal huzurluydu, alamadığı parasını tahsil ediyordu. Borçlu ise bu yardım sever kişiyi gönderdiği için Allah’a dua ediyordu. Bilinmeyen kişi ise birine yardım etmenin sevabını alıyor ve huzurunu duyuyordu

Bugünkü hayırseverler bu yolu bilmiyorlar mı?

Biliyorlar ama işlerine gelmiyor..

Çünkü bunda şov yok, kameralar yok,  gazeteciler yok, reklam yok.

Göstermelik iftar yemekleri düzenleyerek körler sağırlar birbirini  ağırlar örneği şov yapmak bu dünyada daha fazla getiri sağlıyor, oysa bu iftar yemeklerinde bir tane fakir ve muhtaç göremezsiniz..

Allah yardımcıları olsun…

 

Kaynak:

Yakın Türk tarihi

Reha-OREN

Fatma Koşubaşı

Osmanlı Araştırmaları

Bu haber toplam 155 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler