HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Beğenmedim
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Eylül 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
21 Mayıs 2019 Salı Saat: 08:24

21 MAYIS 1864 ÇERKES SÜRGÜNÜ ANISINA Ünye Döşemedibi Köyü ve ÇERKESLER

1864 yılında Çerkez halkı Ruslar tarafından vatanlarından kovulmuş sürgüne maruz kalmış, bunlardan üçte biri Karadeniz’in sularında hayatlarını kaybetmişler, ölüleri denize atılmış.
21 MAYIS 1864  ÇERKES SÜRGÜNÜ ANISINA Ünye Döşemedibi Köyü ve ÇERKESLER

Tamer UYSAL

1864 yılında Çerkez halkı Ruslar tarafından vatanlarından kovulmuş sürgüne maruz kalmış, bunlardan üçte biri Türkiye’ye ulaşamadan Karadeniz’in sularında hayatlarını kaybetmişler, ölüleri, denize atılmış, mezarları bile olmamıştır. 



 Ünye Döşemedibi köyü bölgede Çerkezlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerden biridir. Bir buçuk milyonla iki milyon arasında olduğu ifade edilen

Samsun limanına çıkarılan Çerkezler Osmanlının yerleşim politikasına uygun olarak ilk etapta Samsun civarı, Çarşamba, Terme ve Ünye’ye yerleştirilmişlerdir.

 

Bundan tam 148 yıl önce bu topraklara sürgün edilmiş olan Adigeler (Çerkez’lerin kendilerine verdiği ad) Kuzey Kafkasya’nın yerli halkıdır. Gerek Kafkasya’da gerekse Türkiye ve farklı coğrafyalara dağılmış halde yaşayan Adigeleri, Çerkez genel adı ile isimlendirmekle birlikte daha alt kollara indiğimizde de on kabileye ayırabiliriz. Bunlar; Natukhaç, Şapsığ, Abzekh, Abadzeh, Bjeduğ, Ubıh, Hatıkuey, Kemirguey, Besleney, Kabardaydır. Bu kabileler arasında az da olsa dil farkı olmakla birlikte örf ve yaşam tarzında pek farklılık bulunmamaktadır.

        Adigeler Herhangi bir yazılmış anayasaları olmayan, aşağıdan yukarıya saygı hiyerarşisi tavizsiz işleyen bir toplum yapısına sahiptir. Bağımlı yaşayamayan, özgürlüğüne son derece düşkün, birbirine bağlı olan Çerkezlerde haynape (ayıp) denilen yazısız kurallar dikkat edilmesi gereken en önemli kurallardandır. Sürgün sonrası bu toplumsal davranışlarını sürgün edildikleri topraklara da taşımış taviz vermeksizin de uygulamışlardır.

          Kuzey Kafkasya’da Adigelerin Çarlık Rusya’sına karşı özgürlük mücadelesinin öyküsü bin beş yüzlü yılların ortalarına kadar dayanır.1556 yılında Çar 4. İvan(Korkuç İvan) Kabardey topraklarına saldırır. Böylece uzun bir mücadelenin fitili ateşlenmiş olur. Rusya’nın Karadeniz’e; sıcak sulara inme emelinin önünde tek engel vardır. O da Kuzey Kafkasya halkıdır. Ne pahasına olursa olsun bu engelin kaldırılması gerekir. Fakat bu hiçte düşündükleri gibi kolay olmamıştır.

        Üç yüzyıl üstün kahramanlık örneği göstererek, inancı ve özgürlüğü uğruna vatanını savunmuş bu millet, öyle kolay pes etmeyeceğini, zamanın modern teçhizatları ile donatılmış Çar ordusuna Kafkas Dağlarını dar ederek göstermiştir. Artık 1864 tarihi Çerkezlerin hayatında bir dönüm noktasıdır. Rusların “Dağlı”, Avrupalıların “önemsiz bir avuç millet” dediği Adıgeler, o destansı mücadelenin sonunda bekledikleri yardımı alamamış, gücü kırılmıştı. Bu uzun mücadele aleyhlerine neticelenmiş sonunda akla hayale gelmedik soykırım yöntemleri daha sürgün gerçekleşmeden uygulanmaya başlamıştı. Öyle ki; bu vahim olaylara maruz kalan Çerkez kadınları çocuklarını bu barbar Çar ordusuna teslim etmemek için kendileri öldürüyorlardı.

       21 Mayıs 1864 tarihinde, üç yüz yılı savaşlarla, savunmalarla, özgürlük mücadelesi ile geçmiş bu yorgun millet bir daha geri dönmemecesine yurtlarından, topraklarından, evlatlarından, kardeşlerinden koparılarak bilmedikleri diyarlara sürgün edildi. Karadeniz’in karşı kıyısında Taman, Tuapse, Anapa, Tsemez, Soçi, Adler, Sohum, Poti limanlarından bindirilip Osmanlı Devletinin Trabzon, Samsun, Sinop, İstanbul, Varna, Burgaz ve Köstence limanlarında indirildiler. Yüzbinlercesi yollarda, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler. Bir buçuk milyonla iki milyon arasında olduğu ifade edilen Çerkez halkı sürgüne maruz kalmış, bunlardan üçte biri karşı kıyılara ulaşamadan Karadeniz’in sularına teslim edilmiştir. Tehcir tutanakları binlerce Çerkez’in de gemilere bindirilmeden önce, kıyılarda açlık ve sefaletten öldüğünü, Annesinin soğumuş bedeninde süt arayan yavrular, donup öldüğü halde çocuğunu kucağından bırakmayan analar, ısınmak için birbirine sokularak donup ölen insanlar bu tehcirde olağan durumlar olarak kayda geçti. Bir de bunu Adigelerin o manzum dilinden dinlersek olayın ne kadar iç acıtıcı, yürek parçalayıcı dramatik öyküler yüklü olduğunun farkına varırız. Dilden dile ulaşan bu acı tarihi dinlediğimizde

veya o günün gözlemcilerinin kayıtlarını okuduğumuzda sürgünün planlı bir soykırıma dönüştüğünü görüyoruz.

 O günleri yazan Fransız Gazeteci A. Fonvill:

“Gemicilerin gözü doymuyordu. 50–60 kişilik gemilere 200–300 kişi alıyorlardı.

Biraz ekmek ve su ile yola çıkmışlardı. 5–6 günü aşınca bunlar tükeniyor ve açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlar, yolda ölüyorlardı. Ve onlar da denize atılıyordu. 600 kişi ile yola çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ çıkabilmişti.” Diye yazar.

 Çerkezler uzun yıllar Karadeniz sahillerinde akrabalarına gözyaşı akıtmışlar, bu akrabaları ile beslenmiştir düşüncesi ile denizden çıkan balığı yememişlerdir.

       Ayrıca Rusların savaş artığı “yüzen mezarlar” denilen gemileri ile sürgüne zorlanan Çerkezlerden ne kadarının karaya ulaşabildiğinden de haber yoktur.

       Boşaltılan bu verimli topraklara da hızlı bir şekilde Karadeniz’e inişi kolaylaştıracak halk topluluklarından olan Slavlar ve Rus Kazakları yerleştirilmiştir.

     Samsun limanına çıkarılan Çerkezler Osmanlının yerleşim politikasına uygun olarak ilk etapta Samsun civarı, Çarşamba, Terme ve Ünye’ye yerleştirilmişlerdir.

. Özellikle Ünye’nin Döşemedibi Mahallesi ile Günpınar Köyü Çerkezler Mahallesi, Çerkez nüfusunun yoğun olduğu yerlerdendir. Bu bölgede yaşayan Çerkez kabilelerine baktığımızda da az sayıda Abzeh topluluğu bulunmakla birlikte ağırlıklı olarak Ubıhlardan oluşmaktadır. Yaşlılar kendi aralarında zaman zaman Çerkezce konuşuyor olsalar da yeni yetişen nesil arasında Çerkezce bilen yok gibidir. Çerkez nüfusun daha yoğun olduğu Samsun, Çarşamba ve Terme’de geleneğin uygulandığı ancak yeni yetişen gençler arasında da bu dilin kaybolmaya yüz tuttuğunu görüyoruz

 

      Çerkezler için uzun yıllar geçse de 21 Mayıs 1864 unutulmaması gereken önemli bir tarih olarak kalmıştır. Bununla birlikte dili, kendine özgü örfü ile kardeşlik duygusu içersinde ülke bütünlüğünü bozmadan ve zarar vermeden, orkestranın bir parçası olarak bu ülkede yaşamlarını sürdürüyorlar. Anadolu topraklarına yerleştirildikleri tarihten günümüze kadar kendilerine verilen görevi önemle yerine getiriyor, vatan sevgisi ve bağlılığına da son derece önem veriyorlar.

 

 

Bu haber toplam 418 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler