HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Ekim 2019 Perşembe
Fındık Fiyatı


15.00 TL - 15.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
12 Haziran 2019 Çarşamba Saat: 08:44

Suluhan.. Ortaçarşının Hikayesi

Suluhan. Alt katında fıskiyeli havuzu, sarnıcı, kurşuni renge boyanmış pencereleri hep gözümün önünde.
Suluhan.. Ortaçarşının Hikayesi

EREN TOKGÖZ

 Suluhan. Alt katında fıskiyeli havuzu, sarnıcı, kurşuni renge boyanmış pencereleri hep gözümün önünde.

Suluhan ile tanıştığımda Fındık Tarım Satış Kooperatifi ve fındık kırma fabrikası olarak hizmet veriyordu. Demokrat Partinin köylüye buğday dağıtımı alt katlardaki iki göz depodan yapılırdı

 

Ünye’den Sahil yolu geçmeden denize paralel Belediye Caddesi ve Hükümet Caddesinden sonraki üçüncü caddesinin adı ORTA ÇARŞI… Uzun seneler Çapulacılar arastası olarak da anılmıştı. 

Hükümet Caddesi üzerinde köşe başındaki Ayla fırınının işletmecisi Nazım Biberci. Fırının üst katları Ayla Kulübü ve Ayla Oteli idi. Mülk sahibi Tüfekçilerden Hacıbey’in Ahmet Baskan. Kulübe çıkan merdivenin girişinin sağında bayan ayakkabıları satan Demiray’ın dükkânı ve Orta Çarşı Caddesi köşesinde ayakkabı imalatı yapan Toker ile Ahmet ve Bahri Bay kardeşlerin saatçi dükkânı. Ünye’nin saatlerinin yarıya yakını burada tamir olurdu.

 

Karşı köşede Arziye teyzenin evinin altında Enver Önder’in berber dükkânı ve bitişiğinde ayakkabıcı Seyit Ergün’ün dükkânı vardı. Sağa döndüğümüzde Orta Çarşı Caddesi eski hamam tarafına doğru Hasan Ürer’in evi köşede.. Hasan Ürer, Ferit ve Kadir Ürer’in Babası, Halil Ergün’ün de kayınbiraderi. Seyit ve Arziye Ergün’ün oğulları; Kadir, Ertuğrul, Yılmaz ve Ali Ergün kardeşler.

 

Sağa devam ettiğimizde sokak başında içkili Ege Lokantası, karşısında sonradan noter olan yer Ege Lokantasının mutfağı ve bulaşıkhanesi olarak kullanılıyordu. Ege Lokantası daha önceleri Hükümet Caddesinde üzeri şehir kulübü olan Sırmabıyıkların binasının altındaydı. Ege Lokantasının karşısında P.T.T. eski binası, sonradan Musiki Cemiyeti, daha sonraları da Halk Eğitim Merkezi ve Kütüphanesi oldu.

Ege Lokantası gecenin birinde yandı. Yangın enkazından otomobillere ait yağ filtresi bulunmuştu. Ege Lokantası bu yangından sonra 1960 yılına kadar “Vatan Cephesi” salonu olarak işlevini sürdürdü. 1960’dan sonra Cevdet Gemici’nin İmren Gazoz Fabrikası olarak hizmet verdi. Gazoz Fabrikası kapanınca Metin Uzbay’ın pasta salonu ve şekerci dükkânı oldu. Okumuş İbrahim Ustanın yaş pastaları ve “Kocataş Kola” ile burada tanıştık. Ben Okumuş ustayı Yalı kahvesindeki Pastacı dükkânından da biliyordum.

 

Eski hamama doğru yürüdüğünüzde Mustafa Kalemen dede ve oğlu Ahmet Kalemen’in, bitişiğinde damatları Kemal Küçükoğlu’nun evleri vardı. Kemal Küçükoğlu’nun mahdumları Serdar, Servet, Selçuk Küçükoğlu kardeşler. Kemal Küçükoğlu (Yavuz Kemal) evinin bitişiği şimdilerde bilinen adı ile Ofisbank’tır. Bu binanın ön cephesi Hükümet Caddesi tarafındadır. Ziraat Bankası uzun yıllar bu binada hizmet verdi. Bitişiği köşede bisikletçi Enver Gündüz, arkasında Ahmet İskender (Çüksüz Ahmet)’in lokantası vardı.

 

Bizim evin karşısında Camii Bahçesi, şimdilerde kısmen yol olan yerde Fotoğrafçı Hüseyin Keleşoğlu (Akrep Hüseyin) Arzuhalci Ruhi, Necmettin Çıngay, bayan terzisi Mustafa Keleşoğlu’nun dükkânları vardı. Keleşoğlu’nun dükkanını’nın yanındaki boşluğa düzgün yayılmış Ahşap kulübesi ile eskici Şeref USTA arasta esnafı olarak dâhil oldu. Şeref Usta Ürer’lerin evinin karşısından bizim tarafa göç etti. Şeref usta aynı zamanda ötücü kuş beslerdi. Ziraat Bankası kredileri ve buğday dağıtım zamanlarında Fotoğrafçı Hüseyin Keleşoğlu’nun fotoğrafhanesi çok kalabalık olurdu. Akrep Hüseyin amca birazcık asabiydi, gelenleri sıraya sokar sonradan ikişerli Araplarını çeker (negatif) sırası ile normal fotoğraflarını yapardı. Son olarak duru sudan çıkan fotoğrafların makas ile kenarlarını düzeltir, havlu ile suyunu alır ve herkesin kasketinin içine koyar kasketleri de başlarına giydirir öylece gönderirdi. Fotoğraflar şapkanın altında gidecekleri yere kadar kurudu. İstanbul’daki Kızkulesi’ni tanımam, Hüseyin Amcanın önünde Fotoğrafta çektiği Kızkulesi’nin tuvale resmedilmiş panosu ile oldu.

 

Geldik Suluhan meydanına.

Adı üzerinde Suluhan. Alt katında fıskiyeli havuzu, sarnıcı, kurşuni renge boyanmış pencereleri hep gözümün önünde. Suluhan bir gece yarısına doğru yandı. Derin uykulardayım !... Suluhan’ın  camlı kulesinden parlayan kıpkırmızı ışık ile birlikte burasını mekan tutan güvercinlerin yavruları, yumurtaları da yanıp kül oldu. Uzun süre konuşuldu nasıl yandığı. Neticede yangından geriye taştan iskeleti kaldı. Yangından sonra güvercinler yeni caminin kubbesini ve bizim evin çatısını mekân tuttular.

 

Öyle büyük yangındı ki Samsun, Çarşamba, Fatsa ve Terme İtfaiyeleri geldiler. Depolardaki fındıklardan yanmayanlar dışarı çıkartıldı. Aylar boyu yanmış fındığın acı kokusu sindi kaldı orta çarşının, Kazancılar Caddesinin ve Suluhan meydanının en ücra köşelerine. Suluhan daha sonraki senelerde parça parça satıldı. Çataklı’ların evinin altında köşe başında Terzi Nihat Mutlu, ara sokağa doğru bayan terzisi Ahmet Kavaklıoğlu (Hacı Mahmure teyzemin sevgili eşi, arkadaşlarım Mehmet İlhan, Mustafa ve Çiğdem Kavaklıoğlu nun saygıdeğer babası) dükkânı, hemen yanı Hüseyin Çataklı’nın ev kapısı onun yanında Berber Hikmet Terzioğlu’nun dükkânı var. Hüseyin Çataklı’nın terzi dükkânı ve nihayet Hükümet Caddesi köşesinde Hüseyin Çataklı’nın Manifatura dükkânı.

 

Orta Çarşı Caddesinin şimdiki çiçeklik olan bölümünde kapsayan dükkânlardan oluşan bir ada mevcuttu. Her iki sokağa da cepheleri vardı. Burada sırası ile Dilsiz usta, arka cephede körüklü çizme ustası Laz Temel usta, Nuran Onat (Muhtar), sayacı Enver, diğer cephede Koca Mustafa (Cinek), sayacı Faruk Civelek, İbrahim Karaduman, çapulacı Halil Derin’in dükkânı, köşede Selahattin Gıyışkan’ın dükkânları sıralanıyordu.

 

Sonbahar başlarında Kazancılar caddesinin Suluhan köşesine bakan yerinde Murat usta ve oğlu Gazıyak ustanın dükkânının önü ve yol ağzı lehimlenecek turşu tenekelerinden dolardı. Çömlek (pişmiş kilden) kaplarda turşu için kullanılıyordu. Plastik yoktu daha ortalıkta. Murat Ustanın yanında Pamuk dedenin (hallaç) dükkânı, bitişiğin de Kuyumcu Bilal,  onun yanında Tüfekci Sabri, erkek berberi Teğmen vardı.

  Suluhan’nın yangın enkazı önündeki alanda Karakin ustanın kaporta zımparalama yeriydi. Karakin usta kaporta ve boya işini Ünye’ye getiren ustaydı. Kuzine, soba ve kilit imalatından sonra bu işe girişti. Ustaların ustasını yetiştiren ustaydı. Komitoğlu Abdullah Karakin ustanın baş kalfasıydı.

  Sonuçta Orta Çarşının iş ve aş üreten meslekleri zamanın tünelinde bir bir eridiler… Sürüp gidecek değişim başlamıştı bir kere.

Bu haber toplam 351 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Suluhan.., Ortaçarşının, Hikayesi

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler