HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
12 Nisan 2021 Pazartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
19 Temmuz 2019 Cuma Saat: 08:59

Kıbrıslı Hoca Ve Hala Sultan... Peygamberimizin Halasının Türbesinin Türbedarı Ünyeli Şeyh Musa Türk

Bu araştırmanın konusu Kıbrıs’taki Hala Sultan Türbesi’nin türbedarlığından emekli olup Ünye’ye yerleşen “Kıbrıslı Hoca” adı ile tanınan ve atmışlı yıllarda vefat eden Şeyh Musa Efendi’dir.
Kıbrıslı Hoca  Ve Hala Sultan... Peygamberimizin Halasının Türbesinin Türbedarı Ünyeli Şeyh Musa Türk

Yaşar KARADUMAN

 

 

Şeyh Musa, Dizdar köyünde dünyaya gelmişti. İlk dini bilgi ve eğitimini Kabadirek Medresesinde müderris Osman Efendi’den alıp, yirmili yaşlarında Ünye’ye Sadullah Efendi Medresesine geldi.  Ünye’de Yusuf Bahri Efendi’nin talebesi olmuştur. Dizdar köyünden başlayan yolculuğu onu Kıbrıs Larnaka’daki Peygamberimizin Halasının Türbesinin türbedarlığına kadar götürdü.

 

Kırk yıl bu görevde bulundu. Memleketi Ünye’ye döndüğünde “Kıbrıslı Hoca” diye anıldı. Kıbrıslı Hoca’nın gerçek kimliğine ve hayat hikâyesine geçmeden önce türbedarlığını yaptığı peygamberimizin halası; “Hala Sultan” kimdi ve Kıbrıs’a nasıl gelmişti, ona bir bakalım.

 

Hala Sultan Kimdir?

Halk arasında "Hala Sultan" ismiyle tanınan Naccar oğulları kabilesine mensup Milhan kızı Ümmi Haram Peygamberimizin büyükannesi Selma tarafından peygamberimize akrabadır ve sütannesi Halime'nin kız kardeşidir. Bu nedenle kendisine teyze anlamında "halti" denirdi Bu, Türkler arasında zamanla  "hala" ya dönüşmüştür.

 

Türklerin Hala Sultan olarak tanıdığı Ümmi Haram,  Hicretin 28. yılında, Hazret-i Osman'ın Orduları ile Kıbrıs'ın fethine katılır. Bu İslam Ordularının ilk deniz seferidir.

Müslümanların bu ilk deniz seferine kocasıyla katılan Hala Sultan, 86 yaşındadır. Gayreti ve bütün güçlüklere göğüs germesi, İslam askerlerine cesaret verir. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra donanma Kıbrıs'a ulaşır. Önce oradaki insanlar Müslüman olmaya davet edilir. Kabul etmeyince cizye vermeleri teklif edilir. Bizanslılar buna da yanaşmayınca şiddetli çarpışmalar başlar. İslam ordusu Larnaka yakınlarına vardıklarında Hala Sultan, bindiği atın tökezlemesi sonucu düşer ve şehit olur. Şehit olduğu yere defnedilir. Kabri Kıbrıs’ın Larnaka şehrindedir. Osmanlılar Kıbrıs adasını 1570 senesinde fethedince, Hala Sultan’ın kabri üzerine türbe, yanına cami yaptırdılar.

Hicretin 28. yılında, Hazret-i Osman döneminde İslam Ordularının Kıbrıs’a yaptıkları bu ilk deniz seferine  bazı sahabeler ve hanımları da iştirak etmiş ve "Hala Sultan" da bunlardan biridir.

 

İşte “Kıbrıslı Hoca 1920 yıllarından atmışlı yıllara kadar bu türbenin türbedarlığını yapmıştır.  Bu görevden memleketi Ünye’ye döndüğü zaman hemşerileri ona  “Şeyh Musa” veya  “Kıbrıslı Hoca” diyerek vefatına kadar sevgi ve saygı gösterdiler.

1964 Yılında hakkın rahmetine kavuştuğu zaman vasiyeti üzerine hocası Yusuf Bahri Taslı Hocanın ayak tarafına defnedildi.

Kıbrıs Larnaka'daki Hala Sultan Türbesi'nin türbedarı “Kıbrıslı Hoca" "Şeyh Musa” gerçek adıyla Musa Kazım Türk'ün Tekkiraz'ın Dizdar köyünden Peygamberimizin,  Hazreti Osman'ın orduları ile Kıbrıs'ın fethine katılmış ve orada şehit olmuş halasının türbesinin türbedarlığına kadar uzanan ve doğduğu  topraklarda son bulan hayat hikâyesini kendisini tanıyanların, akrabalarının ve Dizdar Köyü sakinlerinin anlattıklarından aktarmaya çalışacağız.

 

 

Kıbrıslı Hoca Şeyh Musa kimdi?

Kıbrıslı Hoca Hacı Musa Kazım Türk, Dizdar köyünde 1876 yılında dünyaya gelmiştir. 1760 yıllarında Malatya'dan buraya göç etmiş Kürt Hacı Ali'nin tek oğlu, Kürt Hasan'ın beş çocuğundan biridir. İlk dini bilgi ve eğitimini köydeki hocalardan almıştır.  Dizdar köyünden evlenmiş ve Sabri, Hasan, Tevfik ve Refika adında dört çocuğu olmuştur. Bir müddet Dizdar Köyü Kabadirek camisinde müezzinlik ve hafızlık yapmış burada daha fazla alacağı bir eğitim kalmadığını görerek 1906 yılında Ünye'ye Sadullah Efendi medresesine gelmiştir. Hocası Yusuf Taslı Hocadır. Musa Kazım'ın kaderi buradan sonra süratle değişecek; Dizdar köyünden başlayarak Kıbrıs Larnaka'daki Peygamberimizin Halasının Türbesinin türbedarlığına kadar gidecektir. Musa Kaxım Efendi, kırk yıl bu görevde bulundu. Döndüğünde memleketi Ünye'de "Kıbrıslı Hoca" diye anılıyordu.

 

Musa hoca Sadullah Efendi Medresesinden mezun olup Hocası Yusuf Bahri Taslı'dan icazet alınca, Yusuf Bahri Efendi Musa Kazım Efendi’yi İstanbul’a Şeyh Hasan Hilmi Efendi Medresesine gönderir. Hasan Hilmi Efendi’de bir müddet tasavvuf dersleri görür. Daha sonra bu âlimin halifesi olur. Musa Kazım Efendi tekrar Ünye’ye döner. Ünye’ye döndüğünde tekrar köyüne döner. Bu arada eşi vefat etmiştir. Köyünde bilinmeyen bir nedenle fazla kalamaz İstanbul'a geçer. Bir kaynakta Yusuf Bahri hocanın ona kızını vermek istediğini duyar hocasına saygısından utanarak Ünye'den ayrıldığı rivayet edilir... Musa Hoca İstanbul'da yine medrese ilim tahsili ile meşgul olur. Oradaki tahsili sona erince görevli olarak Kıbrıs'a hala Sultan Türbesine türbedar olarak gönderilir. Bu yıllar tahminen birici dünya savaşının başladığı yıllardır.

 

Cemal Hafız’ın anlattıkları.

Orta cami eski imamı olan Cemal Hafız bize bu bilgileri aktarmış ve "büyük camide imam iken benim cemaatimdi,  hastaydı Samsun’dan müritleri gelirler beni de alarak onu hastalığında sık sık ziyaret ederdik. Vefat ettiğinde cenaze namazını Osman Enginar hoca kıldırdı. Cenazesi çevreden gelen müritleri ile çok kalabalık olmuştu. Vasiyeti üzerine hocası Türbe mezarlığında Yusuf Bahri Taslı Hoca'nın ayak tarafına defnettiler. Musa hoca Ünye'ye geldiğinde çok yaşlı ve hastaydı. Çok fazla konuşmaz ve Çok fazla dolaşmazdı. Görüştüğü insanlar çok azdı" demiştir.

 

Şeyh Musa Kazım İstanbul'da medreseyi bitirdikten sonra bir müddet orada müderris olarak görev yapmıştır. Ünyeliler Yusuf Bahri Hoca'nın yaşlanması üzerine hocayı onun yerine Ünye'ye almak istemektedirler. Onu Ünye'ye davet ederler, daveti kabul eder ve gelir. Ünye'ye gelince önce köyüne gider "akrabalarımla bir görüşeyim" der. Fakat ne olduysa Musa Kazım Hoca Ünye'ye dönmez ve kimseye haber vermeden tekrar İstanbul'a gider. Oradan Ünye'ye biraderine telgraf çeker ve çocuklarının İstanbul'a gönderilmesini ister. Bu telgraf hocasına iletilir. Herkes şaşırır, kimse bir anlam veremez. Çocuklarını gönderirler ve çocuklar ile birlikte Kıbrıs'a görevli gönderilir ve bir müddet sonra birinci cihan harbi başlar.

Babasının cenazesini yıkmaya gelir

Şeyh Musa hakkında bulabildiğimiz bilgiler ne yazık ki çok fazla değildir. Kıbrıs'taki uzun süren yaşamı hakkında da çok bilgi yoktur. Kıbrıs’ta kaldığı sürede Hala Sultan tekkesinin türbedarlığı yanında  yetiştirdiği çok sayıda ünlü öğrencisi de vardır. Bunlardan biri Şeyh Nazım Kıbrisi’dir.

        Yakınları, çok doğrulanmayan bazı rivayetler anlatırlar. Babası Kürt Hasan Efendi bir gün oğluna benim cenazemi sen yıkayacaksın diye vasiyet der. Babası öldüğünde hoca Kıbrıs'tadır. Tahminen otuzlu yılların sonudur. Bu yıllarda Musa Hoca'ya babasının öldüğü haberini ulaştırma olanağı yoktur.   Tam cenazenin yıkanacağı saatte Musa Hoca cenazenin yanında biter. Nasıl geldiğini nereden geldiğini hiç kimse bilmez.

Şeyh Musa Türk 1964 yılında Ünye'de vefat eder. Hem vasiyeti üzerine Ortayılmazlar Mahallesi Türbe mezarlığına defnedilir. Kabri demir parmaklıkla koruma altına alınmıştır.

Bu haber toplam 757 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler