HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
3 Nisan 2020 Cuma
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
24 Temmuz 2019 Çarşamba Saat: 09:17

Ünye’nin yitirdikleri Baykuşlar

Uğursuz kabul edilen baykuşlar görünmez oldular artık Ünye’de. Onlar gece kuşlarıydı. Puhu kuşu gibi kocamanından, kukumav gibi küçücüğüne kadar birkaç cinsi yaşıyordu.
Ünye’nin yitirdikleri Baykuşlar

İRFAN IŞIK

 

Gündüz, ormanların kuytu karanlıklarında gizlenir, geceleri kırlara ve şehre gelerek fare, yılan, kirpi gibi hayvanları avlarlardı. Kulakları olağanüstü hassas, gözleri bir insandan altı kez daha iyi görecek şekilde tasarlanmıştı. Farenin en ufak bir hareketiyle çıkan sesi duyar, kar altında kuru ot yığınları altında bile olsalar onları avlayabilirlerdi.

 

Yerini tespit ettiği farenin üzerine uçarken kocaman puhunun kanat çırpışından hiç ses çıkmaz, avı, onun gelişini asla duymazdı. Uçarken bacaklarını salar, sessizce gelir pençelerini kara, ya da ot yığınının altına daldırır, avını kaptığı gibi havalanır, mahalledeki bir evin bacasına konar, yerdi.

İnsanlar uykuya çekildikten sonra, bilmem nedendir, ötmeğe başlardı. Gecenin zifiri karanlığında, duyanları ürperten bir ses tonu vardı. Derinden derinden, geceyi yırtan bu ses “gurguruguruk” der gibi yankılanırdı kulaklarda. Ses, duyan herkeste korkutucu bir etki bırakırdı. Yorganlar kulakları örtecek şekilde başın üstüne çekilirdi. Büyükler, ürperdiklerini belli etmezlerdi ama bu sese anlam verişlerinden onların da korktukları anlaşılırdı.

 

Hele, baykuş yakın evlerden birinin bacasında ötüyor ve o evde bir hasta varsa, gördünüz mü?  Almaya geldi geberesice derler, acınırlardı.

Baykuş ölüm habercisiydi…

Öyle bir zaman geldi ki yalnız bizim sokaktaki evlerin bacalarına baykuş konmaz, ötmez oldu. Ama baykuşlar öteki sokaklardaki evlerin bacalarına konuyor ve ötüyorlardı.

 Annem bu işin sırrını çözmüştü. Baykuşları bizim kazlar ürküttü diyordu ısrarla.

 Mahallenin pek çok evinde tavuk ve inek beslenirdi. Taze yumurta yemek, taze ve temiz süt içmek ve artanı da satmak için. Bizim de ineğimiz ve tavuğumuz vardı. Çok çocuklu bir aile olduğumuz için biz, yumurta ve sütümüzü kendimiz tüketiyorduk ama bizim fazladan kazlarımız da vardı. Annem onları bekçi köpeği niyetine besliyordu ama benim için eşi benzeri olmayan bir yumurta fabrikasıydılar

Kazlar öyle duyarlı kümes hayvanlarıydı ki sessizliği belli belirsiz bozan bir hareket onları tetikler, avaz avaz, vaklama ile ötme arası bir sesle bağrışıp çırpınmalarına sebep olurdu.

Annem onların bekçiliğiyle tavukları çakalların şerrinden korumayı kolayca bulmuştu.

Ama bu işin bir de zorluğu vardı. Kazlar çok saldırgandı. Evin önünden geçenlere, kendilerine yaklaşanlara boyunlarını uzatıp tıslayarak saldırıyorlardı. Onların, kanatlarını açmış, koşarak üzerlerine gelişini gören çocuklar ağlayarak kaçıyor, büyükler bile telaşla kaçışıyorlardı. Oysa kazlarımız bize ait bahçede yayılıyordu. Yoldan geçenler saldırıya uğramıyor, sataşanları cezalandırıyordu kazlar. Aslında saldırılar blöftü. Çünkü kaçmazsanız kazlar, yakınınızda bir yerde duruyor, blöflerini yutmadığınızı anlıyor, dönüp yayılmağa devam ediyorlardı. Buna rağmen, mahalleli kazlarımızdan şikâyetçiydiler. Üstelik komşularımızdan birkaç aile aristokrat sınıfa mensuptular. Evlerinde devamlı kalan yardımcıları vardı.

 

Bir kaz 20–30 sene yaşar. Ve yılda 30-40-60 hatta daha çok yumurta verir. En çok verim yumurtlamağa başladığı ilk yıllardadır. Kaz on yıl yumurtladıktan sonra kesilir. Kaz besiciliği ciğer, et, tüy için yapılır. Yumurta civciv için alıkonulur. Bir kazın altmışın üstünde yumurta vermesi iyi beslenmeyle mümkündür. Bir yumurta 250 gr. kadardır. Kocamandır. Çok değerli olan ciğeri 750 gr. Çeker. Bizi kazın bu değerleri değil, yalnız yumurtası ve bekçiliği ilgilendiriyordu.

 

Annem, zaman zaman bu yumurtalardan komşularımıza ikram ederdi su böreğinde kullanmaları için. Çünkü kaz yumurtasının sarısı, en koyu tavuk yumurtasından daha koyudur, börek hamurunu daha bir güzel sarartır. Zaman zaman da istek gelirdi aristokrat komşulardan. Beslek kapıya dayanır, Hanımım, yatıya gelecek konukları için börek açtıracak da, varsa eğer, bir kaz yumurtası  rica etti, derlerdi. Annem seve seve iki yumurta verir besleğin eline, komşusuna selam gönderirdi.

 

Baykuşları kazlar mı tedirgin etmişti gerçekten bilinmez ama biz aramızda gurguluklar kazlardan korktu diyorduk. Baykuşun adı Ünye’de, öterken çıkardıkları sesten kinaye gurgulukdu. O kadar ki: Gurgulukların gerçek adının baykuş olduğunu bilen pek az kişi vardı. Adları ne olursa olsun onlar uğursuzdu.

 

Ortaokulda sadece kız öğrencilere biçki-dikiş dersi veren, erkek öğrenciler için de mütalaa dediğimiz kendi kendilerine çalışma saatleri olan derslerde, disiplini sağlamak amacıyla nöbetçilik yapan HAYRİYE ASAL isimli bir öğretmenimiz vardı. Her okulda, olduğu gibi, bizim okulumuzda da tüm öğretmenlerin takma adları vardı. Erkek öğretmenlerden birinin adı AYAZ’dı başının hiçbir yerinde saç olmadığı için… Adam üstelik okulun müdürüydü. Bir diğer erkek öğretmenimizin takma adı – tövbe, tövbe.—İNEK TÜRKÇECİ’ydi. Benim hepsinden çok sevdiğim, beni her öğrencisinden çok seven, sevgili öğretmenimdi o… Öğretmen İbrahim Öztürk… Kim ondan konuşurken “İnek” diye başlarsa sözüne… Ben bir atmaca acımasızlığıyla üstüne atılır sustururdum… İbrahim öğretmene hiç mi hiç uymayan bir sıfattı bu. Fransızca öğretmenimiz Mukaddes Hanımın takma adı “NESPA” idi. O bu sözcüğü çok kullanıyordu. Adını biliyordu. Bildiği için de, her söyleyişinde gülüyordu. Ünye savcısının hanımıydı. Kendisi hukukta birkaç dersten takıntılıydı. Eşi bitirmiş ve savcı olmuştu ama o becerememişti işte. Yıllarca sınavlara girdi çıktı ama hukuktan  diploma alamadı.

 

Biçki-dikiş öğretmenimiz Hayriye Asal Hanımın Adı neydi? “GURGULUK” Aman Allahım!...  Bir insana takılan ad kendisine bu kadar mı yakışır… Bu ne tıpa tıplıktır. Zaten ben, öteden beri bu isim takıcılar ve fıkra uydurucuların yaratıcı zekâlarına hayranımdır.

 

Baykuş: Kocaman başındaki bir tabak gibi dümdüz yüzüne gömük parçalayıcı ama küçücük kanca gagası, korkutucu bir ilgiyle afal afal bakan, pinpon topu iriliğindeki gözleriyle tıpkı Hayriye Asaldı.  Öğretmenimiz de, afal afal ve korkutucu  bir ilgiyle bakan koca gözleri, bir tabak gibi düz yüzüne gömük kanca burnu ve kocaman başıyla tıpkı GURGULUK’tu. Ama baykuşa yüklenen aşağılayıcı,  olumsuz sıfatların tümünün saçma ve asılsız olduğunu öğrendikten sonra biz, öğretmenimize daha bir saygı, daha bir sevgiyle “GURGULUK” demeğe başladık. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 272 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Ünye’nin, yitirdikleri, Baykuşlar

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler