HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Eylül 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
22 Ağustos 2019 Perşembe Saat: 15:40

Bayramlarımız “Ünye şivesinde yazılmış bir bayram anısı”

(Bilgin Hasdemir) CANİK DERGİSİ 15. SAYI Bayrama yakın gıyafetlerin hazırlıı başliidu... Ööle Bayram gıyafeti diyince, şimdiki gibi, marka marka, gıyafetler değil... Çapraz asgulu gısa pontul, ablamızın dikdüğü bir göynek ve de sand
Bayramlarımız “Ünye şivesinde yazılmış bir bayram anısı”

Dini ve milli bayramlarımız, bi başka gutlaniidu Ünye'de. Ramazan bayramından önce, ramazanları anlatmak gerekür. Ramazan geldi mi, evlerde mugabele okunur... Sabahtan bir telaş başlar.. "İftar'da ne yencek?" diye. Daha önce söz etmüştük ya... Ünyelüler bokbovazludur diye. Bovazları ramazanda bir kat daha fazla açulur. Tüm düşündükleri hırtlaklarudur bütün gün.Çorba var, pilav var; etlü, ya büryan ya da güveç... Pilav baş köşede... Datlu mutlaka ... U zamanlar baklavudan çok, gadayıf yenürdü... Baklavu daa çok bayramda ... Tepsiler, Ayla Fırınına, Gün'lerin Fırınına veya Fırıncı Maamut'a giderdi... Akşam evde şerbetlenür, bıyıklar sıvazlanurdu... İftar'dan soona terafi namazına giderdi gadunlar da; erkekler de...Terafi çıkışı tam bi alemdi...Gadunlar gonuşa gonuşa evlerinin yolunu dutardı...Evden camiye on dakkada gelürler, camiden eve bi saate varurlardı... Niye mi... Gonuşcakları çok şey vardı zaar...

Sahurlarda, bir davul sesi, "Ne uyursun, ne uyursun, uykuda ne bulursun" diye, Davulcu İdris Emmim, gümbür gümbür sessizliği bozardı... Biz çocuklara, oruç dutturmazlardı ama, biz ille de sahura galkcayuk diye, büyüklerimizin başının etini yerdük... Sahurda daha çok, çökelüklü veya gıymalı yufka böree, kaa böree, nemüs|ü börek, pilav, gibi yemeklerde olurdu... Ramazan öncesi yufkalar açulur, üst üste dizilürdü... Yufkalar açulurken, biz başında, kebapçı kedisi gibi beklerdük... Bize sıcak sıcak verürler, içine tere yavını goyar, bir iştahla yerdük ki, sanki gıtlıktan çıkmuşduk...

Ramazan'ın onbeşinden soona, karşuluklu ziyafetler başlardı. Davet sofrasında neler mi olurdu? Bunun cevabını gısa kesmek içün, davet sofrasında olmayanları saymak gerekürdü....

Ramazın'ın yirminci günü, bayram gıyafetlerinin hazırlıı başliidu... ööle Bayram gıyafeti diyince, şimdiki gibi, marka marka, gıyafetler değil... Çapraz asgulu gısa pontul, ablamızın dikdüğü bir göynek ve de sandal...Sandal, köseleden yapılmış, üstü atgulu bir ayakkabıydı. İlk alduumuzda, gön gokusu etrafı gaplar, ama bi süre soona geçerdi.

Gıyafetler, hazır olunca, bayram bi türlü gelmiidu... "Bayrama gaç gün var?" diye boyna, soriiduk höyüklerimize... Benim gısa pontulu, emmimin ooolu, Murat (Soytürk) Aabim dikiidu... Gumaşı götürünce, zabahtan akşama gadar, başında bekliidum pontulumu diksin diye... U zaman Ünye'de Vakko'da, Beymen'de yokdu ki... Vardı da bizimkiler urlardan alışveriş mi yapmiilardı?

Evlerde, Ramazan bayramı hazırlıklarının en önemlilerinden birisi de fırınlara gönderilen tepsi tepsi lokumlardı... Siniler her zaman olduğu gibi, Ayla Fırınına, Gün'lerin Fırınına ve Fırıncı Mamut'a giderdi... Şekerci Tevfik veya Şekerci Niyazi'den şekerler alunurdu. Datlu da eksik olmazdı. Genellikle baklavu ve gıvırma bayramın ikramıydı. U datluları kimler mi açardı? Evin höyükleri... Unlar kimseyi yanaşdumazlardı yanlarına... Eyceler, haminneler.. Bi de datlusu meşhur bazı Ünyelüler... Unlar en iyi baklavunun gaç zuvala'dan yapulduunu iyi bilürdü... Datlu dedüün, 'kıyır, kıyır' olmaluydu... Erümeliydi aazın içinde...

Erkekler, genellikle, arife günü akşamı Saray Hamamına veya Eski Hamama giderdi... U zaman, Ünye'de çoğu erkek, Pazar zabahlan mutlaka hamama gidiidu... Gokulu Puro sabunu vardı... Herkes gokulu sabununu getürür, bi seferde bitmiice içün, kaat gabının üstüne ismini yazardı. Bi da hamama gelince, adı yazulu sabun gendüsüne verilürdü...

Bayram zabahaları, Ünyeliler, bayram namazında buluşurdu... Sonra gabir üstüne gidilür, fatihalar okunurdu. Bubam, gabir üstünden eve gelince, Kuran okumaya başliidu; biz de sessizce unu dinliiduk... Biz çocuklar bayramları dört gözle bekliiduk... Niye mi? El öpüp para almak içün... Benim rekor bayram harçlığım, 250 guruş olmuştu... Ne paraydı ama... Annemin dayısın oolu, Karaalinin Sabri Dayım gümüş 50 guruş veriidu... İlk önce unlara gidiidum... Evde şeker vardı ama, Şekerci Tevfik ve Şekerci Niyazi'deki gada datlu deUerdi... Bayram paraları genelde, motosiklet üstüvanelerine, sinemaya ve horoz şekercilere gidiidu...

Gurban bayramlarında aşşa-yukarı aynı hazırlıklar yapiliidu... U zamanlarda, şimdiki gibi ortak inek kesmek fazla yaygun deildi. Toklu kesmek adetti... Hele, nişanlu gızlara toklular gönderiilidu ki, şaşardın... Toklunun boynuzu yalduzlarla boyanmış, üstünde gurdeleler... Tam alnında bir ayna... Toklu maalleden geçerken, mahallenin gadunları birbirlerine sesleniidu:

-Kime gidiimuş gı, toklu?

-Bilmiim valla...

-Hali vakti yerinde olan birinden herhal..

-Nası annadın gı hemen?

-Baksana, bi dana gada var...

Gurbanlık, eve götürülürken, mutlaka çevreye de bilgi vermek gerekürdü:

-Yiienim, maaşallah, ayaklumuş, toklu.

-Saaol, emmi.

-Gaaça aldıız?

-Elliye..

-Ne gada et verü?

-En az 30 diilar..

-Yok, u gada vermez... En fazla yimbeş...

Gurban kesildükten soona, gomşuların kesilen gurbanla ilgili yorumları alınurdu:

-Nası çıktı?

-Biraz yavlu, ama eti nezük..

-Bizim ki de ööle..

-Allah gabul etsin..

Gurban kesüldükten soona, ciyerlerinden ve etinde gavurma yapılur... Bazıları gurban eti yiyinceye gadar oruç dutarmış.. Biz de ööle bi şi yokdu...

Et davıtımı başlardı... Bu görev evdeki çocuklara aitti... Biz çocuklar, davıtım işinin bitmesini dört gözle bekliiduk, ama zabahın köründe de kimsenin eline öpmeye gitmiiduk... Gurban bayramı talaşalu bayramdur... Gurbanda bayramında, el öperek elde ettüümüz gelir, ramazan bayramında olduu gibi aynı yerlere gidiidu... U zamanlar, mutlaka gurban bayramının son günü yaamur yavardı... xGanlar temüzleniP diilardı höyüklerimiz...

Milli Bayramlar da böyük bir coşguyla gutlaniidu Ünye'de... Bütün millet Cumhuriyet Meydanında toplaniidu... Kimi çocuunu, kimi yiyenini, kimi gardaşını görmiye geliidu... Bi 23 Nisan'da her birimiz bir ülkenin gıyafetini geymiştük... Aman ne şenlikti u, anlatamam...

19 Mayıs'lar önceleri Beylik Forusunda kutlaniidu.. Soonadan şimdiki statta gutlanmaya başlandı... Hele 29 Ekimler... Bütün Ünyelüler sokaklarda... Gece fener alayları, havai fişekler... Galabalıkta anasının veya bubasının elini bırakıp, gaybolan çocukların feryad-ı figanı... Gerçekten her şeyiyle bayramdı o bayramlar... Bi keresinde abumun elini bıraktım galabalıkta... Ara ki bulasın abumu... Bende gözyaşı, salya-sümük gırla... U sırada gomşularımızdan biri gördü beni:

-Ne aaliin lan?

-Abumu bulamiim....

-Dey da ya lan, dey da!

Arkama döndüm, abum hemen iki adım ötede... Abum gızmış, gözlerinden ateş fışgırii... Aldı ele beni, girdi yola.... Yermişin, yemezmisin... Gaybolduuma mı aalim, yedüüm dayaa mı...Ama Allah beni sevii... U sırada, maalenin höyüklerinden bi gadun, abumu durdurdu...

-Ne vuriin gı sabuya... Yazuk fisil gada çocuua!

-Ama sen biliin mu yaptuunu?

-N'aaparsa   yapsın...   Bak   çocuk   gorkudan   altına işemiş...

Bu sefer altıma işedim diye, bir seans daha... Allahtan naturamız saalammış.

 Yoksa gulaklarımız, suratımız, ensemiz naşı dayanudu, u gada maameleye?

Bu haber toplam 742 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler