HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Ekim 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


15.00 TL - 15.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
26 Eylül 2019 Perşembe Saat: 08:55

Ay-Güneş- İki Cami ve Bir Sultan Kızı, Bir sevginin hüzünlü hikâyesi

Yaşar KARADUMAN
Ay-Güneş- İki Cami ve Bir Sultan Kızı,  Bir sevginin hüzünlü hikâyesi

“Senin adına öyle eserler yapacağım ki; Mihrimah Sultan dendiğinde akla Mimar Sinan gelecek!”

 

Tarih hep savaşları mı anlatır?

Hayır.

Bazen aşkları da yazar.

Bugün sizlere tarih ve aşkın iç içe geçtiği acı bir aşk hikâyesi hazırladım.

Bu çok bilinmeyen aşkın kahramanları Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan ve Mimar Sinan’dır.

Mimar Sinan, Mihrimah Sultan’a âşıktı. Mihrimah Sultan on altı, Sinan elli yaşında idi. Mihrimah Sultan, bazı özellikleri olan bir padişah kızıdır. 1522 yılında Topkapı Sarayı’nda dünyaya gelmiş ve çok iyi bir eğitim görmüştü. Sultan Süleyman’ın dokuz çocuğundan biriydi.

 

Diğer çocuklar: Şehzade Beyazıt, Murat, Mehmet, Mustafa, Mahmut ve şehzade Cihangir, kızlar Raziye ve Mihrimah Sultandır.

Kanuninin çocuklarının kaderleri iyi olmamıştır, en sevdiği oğullarını boğdurmak zorundan kalmıştır. 

İstanbul’da bir semte adını veren Şehzade Cihangir ise, kambur, hastalıklı bir gençti. Cihangir semti bugün onun adıyla anılır,  çok sevdiği abisi Şehzade Mustafa’nın boğdurulmasının acısına dayanamadı öldü.

 

Mihrimah Sultan ve Mimar Sinan

Mimar Sinan’ın âşık olduğu Mihrimah babası tarafından bir erkek gibi yetiştirilmişti. Babası ile seferlere katılır, savaş planları yapardı.

Mimar Sinan, Mihrimah Sultanı ilk defa Karaboğdan (Romanya) seferi dönüşü Prut nehri kenarında görür.

Osmanlı ordusu Boğdan seferinden dönüyordu önlerine Prut nehri çıktı nehri geçmek için üstüne bir köprü yapmak gerekiyordu.

Sinan henüz kalfa ve evli idi. İlk eşi vefat etmiş bu ikinci eşini de sevmeyerek almıştı. Ancak kaderde elli yaşında on altı yaşındaki bir kıza aşık olmak da vardı.

Haftalarca Prut Nehri'ni geçemeyen Osmanlı ordusunda bütün mimarlar seferber olmuş ancak bir türlü beklenen köprü yapılamamıştı.

 

“Ya deli olmak gerekir ya âşık…”

Mimar Sinan Kanuniye henüz bir kalfa olmasına rağmen 13 günde bu köprüyü yapacağını söyler. Kanuni güler. Mimar Sinan kendisine güvenmelerini söyler. Bir yandan da gözlerini Mihrimah'tan alamaz.  Mihrimah Sinan’a dönerek şöyle der. "Bu kadar mimar bu köprüyü yapamamışken senin on üç günde yapman için ya deli olman gerekir ya da aşık…" der.

Sinan boynunu büker Mihrimah’ın gözlerinin içine bakar: “Öyleyim, aşığım!” der, içinden.

Gerçekten de öyledir. Tam on üç günde köprü biter.  Sinan bunun üzerine Kanuni tarafından baş mimar tayin edilir. Kızını evlendirmek için aday arayan Kanuni'ye damat olarak Mimar Sinan ve  Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa aday olur. Ama Hürrem Sultan kızını Rüstem Paşa ile evlendirir.

Bu evlenme işinin bir de “Bit” hikâyesi vardır. Çok ilginç bu hikâyeyi de gelecek sayıda yazalım.

 

“Mihrimah Sultan denildiğinde akla Mimar Sinan gelecek.”

Prut savaşını yazan tarih bu kez savaşların ortasında bu acıklı aşk hikâyesini de yazar ve hikâye bize kadar ulaşır.

Bu duruma bir türlü tahammül edemeyen Koca Sinan yemeden içmeden kesilir, zayıflamış ve çökmüştür. Şöyle der kendi kendine: "Bu dünyada sen bana yar olmadın ama, senin adına öyle eserler yapacağım ki Mihrimah Sultan dendiğinde akla Mimar Sinan gelecek.”

 

Sinan, Sultan’a olan sevgisini İstanbul’da yaptığı Edirnekapı ve Üsküdar Mihrimah Sultan Camilerinde gösterir. Camilerden ilki Üsküdar Mihrimah Sultan camisidir, iskelenin karşısındadır.

Mihrimah Sultan, cami bitince  “Biraz karanlık olmuş.” der.

 

Doğum Günü Hediyesi

Bunun üzerine Sinan Edirnekapı’da bir tepenin üzerinde Mihrimah için ikinci bir cami daha yapar. Öyle güzel bir cami yapar ki İstanbul camilerinin içinde en çok penceresi olan ve en aydınlık camidir. Ancak burada bir sır gizlidir.

Bu camiye gittiğim her seferde pencerelerden sızan renkli ışıklara baktıkça Mimar Sinan’ın karşılıksız sevgisine saygı ve hayranlık duyarım.

Cami içinde camlardan süzülen rengârenk ışıklar ve yüksek kubbesi ile aydınlık ve muhteşem bu cami karşısında, Mihrimah Sultan hayranlığını gizleyememiştir.

Sinan Edirnekapı’daki camiyi yaparken Sultan için bir sürpriz tasarlamış ve yılda bir defa gerçekleşen bir tabiat olayını iki cami arasına gizlemiştir.

Fakat Mihrimah Sultan daha, bu gizli sırrı bilmemektedir.

Üsküdar’daki cami iki minarelidir. Edirnekapı camiyi tek minareli yapmıştır.

Kurallara göre sultan camileri iki minareli olmak zorundadırlar.

Sultanlar, sultan eşleri, şehzadeler ve annelerinin camileri iki minareli olurlardı. Sadrazam ve daha aşağı rütbelilerin camileri tek minareli olmak zorundaydı.

Mimar Sinan Edirnekapı camisini de iki minareli yapması gerekirdi. Ama tek minareli yaptı. Tek minare bir gönül yarasının ifadesidir. Sultan kızı iki cami arasındaki sırrı öğrendiği zaman ise gözyaşlarını tutamamıştır. Bu olay, doğum günü olan 21 Mart akşamı kendisine gösterilmiş ellerini yüzüne kapamış,  hıçkırarak ağlamıştır.

Mimar Sinan Edirnekapı camisinde karşılıksız sevginin acısını, yalnızlığı, kırık bir kalbi anlatmak istemiştir.

 

İki cami arasındaki sır neydi?

En güzel doğum günü hediyesi…

Peki, bu iki cami arasında saklanan sır neydi?

Mimar Sinan yaptığı çok ince bir hesapla camiyi ve minareyi öyle bir eksene oturtmuştu ki Edirnekapı Camisi’nin tek minaresinin ucundan güneş batarken aynı anda Üsküdar’daki Mihrimah Sultan camisinin iki minaresi arasından dolunay doğuyordu.  Ve bu olay yılda bir defa 21 Martta meydana gelmekte idi. En büyük sır ise 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günü idi.

Bir sürpriz daha vardı, Sultan’ın adının anlamı  Farsça’da  “mihr” güneş “mah”  ay olmak üzere “Güneş ve Ay”dır. Büyük mimar adeta, güneşi ve ayı minareler arasına hapsederek 21 Mart akşamı sevgilisine doğum günü hediyesi olarak sunmuştur.

Mihrimah Sultan,  1578 yılında vefat etti ve babası Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesinde babasının yanına gömüldü. Bu Türbeyi de Mimar Sinan yapmıştır. Mimar Sinan,  Sultandan sonra on yıl daha yaşamış,  iki kere evlenmiş hiç çocuğu olmamıştır.  17 Temmuz 1588 vefat etmiştir.

Kaynak: Osmanlı Araştırmaları Vakfı- Sayit Özcan-Milliyet Tarih

 

Bu haber toplam 212 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler