HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Ekim 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


15.00 TL - 15.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
3 Ekim 2019 Perşembe Saat: 08:27

Ünye şivesi ile yazılmış bir anı İlkokula başlarken

Bilgin HASDEMİR
Ünye şivesi ile yazılmış bir anı  İlkokula başlarken

Sokaklarda gördüklerim

Sokaklarda duyduklarım....

 

 

Ünye'min güzel insanları, rahmet'e gavuşanlarınızın   ruhu   şad olsun; Sav olanlarınıza Allah uzun  ömürler versin..

 

 

Daa önce sööledüüm gibi, ilkokul'a gadar sınırlarım, rahmetli Dovanlar'ın evi, Saray Hamamı ve Saray Camisi idi...

Zabaın köründe galkiidum. Havlimiz ufakdı, ama gendü gendüme bişiiler yapiidum urda.

Kimleri göriidum işe giderken:

Kiraztepesi tarafından, sırtlarına bohçalarını yüklemiş, cemberciler geçidu. Hani gadunlar başlarına dakii ya, u çemberlerden. Ünye'de çember atölyesi bizim maaledeydi. Berber Yusuf, Acemler, Çamaşlulardan Yalçın ve Engin Aabiler, Rahmetlü Civan Abi ne baalama çalardı, biliimun?- Recayi Çavuş, Halis Genç, Hasan ve İhsan Tokatlu gardeşler, Avni Çavuş, Maasebeci Küçük Ali, Dovan'ın bubası Cezmi Amca, Baalamacı Sami, Bahri Şentepe, Agah Bey'in Fuat Aabi, Tabak Basri, Berber Hasan ve bubası, Yayla, Ayakkabıcı Ömer Abi ve bubası Azmi Emmi bir bir sökün ederdi okardan aarı..

Tepe'den aşşasa, urgan yapan ipçiler, cemberciler gibi sırtlarında yükleriyle, Buba Lütfü, İsmayil ve Aptulla Boran, Hicabi ve Maamut Us, Haşim'in Seyit, Nadi Abi'nin bubası Memed Amca ve abisi Yakup Abi, Fırıncı Ali, Sırmabıyıklar, Enver Gündüz, Topçu, Nalbant Arif, Nalbant Nabi. Bi gısmı ateş almıya gidiimuş gibi fızlım fızlım, bi gısmı da ayaanı sürte sürte...

Bizim evin Aamet Emmimler tarafından, bazen Taasin Emmimlerin baççesine bakiidum. Urda tek gatlu bi bina vardı.Zaaiye Hanım'ların hemen bitüşüünde. Gısa boylu, pire gibi bi adam, u binaya girip çıkiidu. U adam, Foturafcı Hacı'ydı.(Öndersev) Garuşdurun sindi evdeki albümleri. Bakın bakalım, bubanızla-ananızın resimlerini kim çekmiş?

Hele benim yaşımdakiler. Sizin evlülük resminizi kim çekti? Ya sünnet resimlerinizi? Bugün, aşsa yukarı Ünye'nin her evinde "Foto Öndersev" damgalu bi sürü resim asuludur. Anıtlar vardur bi yerde, bi de anıt insanlar. Hacı Abi, bi anıttı Ünye'de.

Çarşamba günü, bilisuuz Ünye'nin haftası. Okarda adlarını hatırladuum büyüklerim, u gün ellerinde sepet ve gıdıklarla geçerdi bizim evin önünden. Saat on'a dooru, dolu sepetleri ve gıdıkları; delüganlı oolları evlerine daşırdı alınan Öte-beriyi.

.

Erkekler çarşuya gidince, gadunları aliidu bi telaş. Öölene ne bişürceyük diye.

Ara sıra seslenmeler duyuliidu:

-  Huu, giz Pakize. N'apiin?

-  N'apalım, anam. İşgembe temüzliim.

-  Sen, n'apiin, gı?

-Perzü gavurması yapcam. Bi de tombul makarna yanına. Daa ne yapiim gı? Allah paklasın bizim bu herifleri. Doymiilar gı,doymiilar...

Bu seslenmeleri naşı unuturum:

-  Huu, giz , Nahide! N'apin gı?

-  Makarna kesiim, abu!

-  Andur galsın senin makarnan! Yalu'ya çelik gibi hamsi gelmiş...

Bizim, Ünye'lüler, biraz bokbovaz'dur. "Hırtlakdur bu Ünyelü'ler, anam, hırtlak." Garılar sarma yapar; unlar, nemüslü börek ister; garılar büryan yapar; unlar, fınduklu şekerlü kesme makarna ister; kaa böree yapar garılar; unlar, mendek pürüşlüsü ister; fasile pürüşlüsünün yanında mutlaka ham balcan turşusu olcak. Kimi tirmit ister. Gazyak turşusu da istenür, hamsi çıtıratması da; işlü tava yapılur, balık bırastusu da istenur; pırası sulusu da olcak, sütlican gayganası da; işgembe gavurması da aranur sofrada, yarımca börek de...Tefek bulamazsın, kelem sarması yaparsın, olmaaz! Kelem yoktur, tefek tuzlamasından sarma yaparsın olmaaz!

Biz gopillere garpuz fazla yedümezlerdi.

-  Çok yeme! Gece balık dutarsın yoksa.

-  Daa bi dilim yedim.

-  Çok yeme lan, amel olursun.

Sofra bezi serilcek... Elek üstüne... Sini unun üstünde... Tencere koyulacak siniye... Gaşuk meydana maarebesi başlıcak birden bire... Kim kimi tanır? Buba bi yandan, ana bi yandan, gopiller bi yandan...

Takda gaşuklar, demürden gaşuklar, bakırdan saanlar, çömlek deştiler, bazan bazar ekmee, bazan mısır ekmee, demürbaşıydı sofraların...

Dedük ya analarımız, "Gomşu gomşu huuuP baarışları arasında Anadolu Haber Acansı gibi, haberleri geçerlerdi birbirine...

-  Duydun mu, filancanın görümcesi şööle şööle demiş filanca içün...

-  U galuk, gendüne baksın önce!

-  Ööle deme gı, haklu valla..

-  Nasibetsiz   nasibetsiz   gonuşma.   Şaşumuşun sen!

-  Bilmiinmu, bıldır....

-  Sen una zaten toz gondurmazsın... Çok sevme galuu, soona sıçalak olur...

-  Ööleden soona, Tepe'ye gidiuk. Gelin mu?

-  Yok, eltimler gelcek otumaya.

-  Giz, eltin gine gebeymiş dooru mu?

-  Allah bu milletin mustahakını versin,yok, bee!

- Fışgıyın garuşturma.

 

Benim hayat haritama dönelim yine.

Sınırlarım arttı ilkokul'a başlıınca. Ev'len bizim dükyanın arasındaydım artuk. Anafarta okulundan sona, başliidu dükyanlar. Okumayı da sökmiye başlamışdım. Tabelaları okuya okuya gidiidum dükyana. Bazıları soriidu:

-  Yiyenim, sen kimin oolusun?

-  Avcı Gadir'in.

-  Ne  Avcı   Gadir'i,   lan?   Söölesene   Domuzcu Gadir'in ooluyum diye.

Ne fark ederdü benim içün: Ha Avcı Gadir, ha Domuzcu Gadir. Bubam diil mi u gadar domuz'un canına okuyan.

Deniz Oteli'nin olduu yerde, eski bina vardı. Belediye tarafındaki köşede Tatar Mıstafa'nın evi.. Unun altında Pehlivan Receb'in dükyanı

Anafarta İlkokulu'na bakan köşede, Şahmuratlar'ın dükyan vardı. Kırtasiye de satulurdu u dükyanda; peynir, zeytin de. Pehlivan Receb'in dükyanına bubama rakı almıya gidiidum. Tırtullu, gısa şişeler vardı.

Tam garşusunda, Fatalis Aamed'in dükyanı.. Yanında dar bi sokak. Fırıncı Maamut Emmim'in fırını. Unuturum filan ilerde. Sindi size bu fırını anlatiim:

Eyüp Emmi diye bi kürekcisi vardı. Her ikisi de az gahrımızı çekmediler. Akşamdan hazurlanurdu içler.. Iscak olmiicak oolum gıyma... Hamur delünür ıscak olursa. Sovanlu ve bol yavlu gıyma gavrulur... Gaç denesini yımırtalu istiisan, u gadar yımırta da goycan ayruca...

Fırının sırasında, Kel Cemallerin ve yine Şahmuratların dükkanları vardı.. Akrep İsiin'in foturafcı dükyanı... Ayaklu bi makinası var. Garşusundaki iskemleye otiriin. U, elinen bi yeri gösterii. Sen uruya bakiin. Dudaklarınan bişiler sayii. Tamam. Arabı çıkartii. Unu, makinanın uzun gol gibi bi yeri var. Uruya yapuşturii. Soona, makinanın içindeki bi kutuyu açii... Suratlar belli oluncaya gadar unu suda çalkalii... Tamam olunca, makasla kesip, foturafı verii... Foturaf ıslak... Guruması lazım... U da golay... Foturaflar,müşterinin şapkasının içine goyilii...Ben de una foturaf çektüdüümü hatırliim. Yok mu sizin aile'de Akrep İsiin'e foturaf çekdümiyen? Lüleci Enver'de foturaf çekdümiyen?

Unun dükyanının yanında, Terzü Keleşoolu vardı. Gadun mantulorı dikiidu... Hısım gibiydük unlarlan. Oolu Aptullaa abi, tıkur, tıkur çaluşurken, ben de oturup, onu seyridiidum..

Urdan sava dönünce, Tenekeci Murat'ın dükyanı garşında... Çok mugallit bi adamdı... Beni görünce, "N'abar lan, donuzcu*? " diidu. Unu da lehim yaparken

çok seyrettim. 

Bizim dükyana dönmeden, Topal Asımların dükyanı var. Kefelülerin hanı ve geldük bizim dükyana.

Az arkada Gındır Hamza, sanki yuvarlaniimuş gibi yürüyerek gelii. Cındık'lardan bir kişi daa... Bican ... bir sürüsü gelip gidii vazır vazır...

Böyük Caminin köşesinde Bahriyelü'nün küçük gulubesi vardı... Önünde de bi su yalaa. Atnan kövlerinden Ünye'ye gelenler, hayvanları urda suliidu. Bav bav cinek otları yıvılmış garşumuza... Baariler "Cineen bavı ellü... Cineen bavı ellü" diye. Bi defa da ben sattım urda cinek.. Necmittin Aabim çok gızdıydı baa. Çocukluk işte. Ben "Cineen bavı ellü, sen de ye; at'ın da yesin..." diye baaridum.

 

Canik Dergisi Sayı 16

 

 

Bu haber toplam 129 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Ünye, şivesi, ile, yazılmış, bir, anı, İlkokula, başlarken

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler