HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Ekim 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


15.00 TL - 15.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
9 Ekim 2019 Çarşamba Saat: 09:10

ERTUGRUL FIRKATEYNİ FACİASI FELAKET GÜNÜ Ertuğrul Batıyor Japonya’da şehit Ünyeliler

YAŞAR KARADUMAN
ERTUGRUL FIRKATEYNİ FACİASI FELAKET GÜNÜ Ertuğrul Batıyor Japonya’da şehit Ünyeliler

 

1890 yılında Japonya’ya bir ziyaret yapmış olan Ertuğrul Firkateyni adlı savaş gemimiz dönüş yolunda Yokohama yakınlarında yakalandığı bir fırtına sonucu kayalıklara sürüklenerek parçalanmış ve bu olayda beş yüz denizcimiz şehit olmuş 64 kişi sağ kurtulmuştu. Bu kazada kozun Ünyeli de şehit olmuş bir kişi de sağ olarak Ünye’ye geri dönmüştü.

 

Ertuğrul Firkateyni dönüş yolunda Yokohama'dan ayrıldıklarının ertesi günü ters bir rüzgâr esmeye başlamış ve akşama doğru şiddetini arttırmıştır. Önce yan yelkenler açılarak geminin yalpası önlenmişse de rüzgâr tam pruvadan esmeye başladığında yelkenlerin sarılması gerekmiş, bu sırada Grandi direği yuvasından çökmüş, dayanıksız kaldığından gemiyi korkunç bir şekilde sarsmaya başlamıştır.

 

Açık denizde sığınılacak tek yer olan Hyago limanına varma çabası içinde saatler geçerken Tayfun şiddetini arttırmış, yükselmesi durdurulamayan su 18 Eylül Perşembe akşamı ocakları söndürmüş ve gemi tamamen kontrolsüz kalmıştır. Gemi bu sırada Oshima adasının Kashinozaki Burnu civarında idi. Burası dik yarlarla dolu ve kıyıdan yarım mil uzağa kadar su altı kayalıkları bulunan bir bölgeydi. Bu tehlikeli bölgeden gemileri uzak tutmak için bir de deniz feneri inşa edilmişti. Güneş battıktan hemen sonra Tayfun, Ertuğrul'u bu kayalıklara sürüklemiş ve gemi saat 21.00 sıralarında korkunç seslerle dağılmıştır.

 

Bu feci kazadan 6 subay ve 63 erbaş ve er kurtulabilmiş, 50 subay ve 476 erbaş ve er şehit olmuştur.

FELAKETGÜNÜ
 «Hareketimizin dördüncü günü dehşetli bir fırtına koptu, kara görünmüyor, başka gemi yok, saman çöpü gibi sallanıyoruz. Dağ gibi müthiş bir dalga, gemimizin üzerine çöktü. Mürettebat ne yapacağını şaşırmış gibiydi, öte yandan gemi su almaya başlamıştı. Gemici arkadaşlar halatlara tırmanmaya başladılar, fakat dağ gibi dalgalar direkleri aşıyordu. Bu sırada, korkunç bir çatırtı duyuldu. Gemi, bir kayaya çarpmıştı. Kendimi denizde buldum. Hemen bir tahta parçasına sarıldım, dalga beni dibe sürükledi, boğulmak üzere iken nasıl olduğunu anlamadan, kendimi bir kayanın üstünde buldum. Kurtulmuştum. Çıldırmış deniz ortasında, aynı kaya üstünde yanımda birkaç arkadaşım daha vardı. Şaşkınlıktan hüngür hüngür ağlıyorduk. Yakında bir deniz feneri gözümüze ilişti.


Ertuğrul,
Yokohama'dan hareketinin üçüncü günü, yani 1 Eylülde Hondo(Honşu) adasının, Kişu (şimdiki adı Vakayama) ili açıklarında bu fırtınaya yakalanmıştır. Bu adanın kıyıları yalçın kayalıktır. Funkora denilen bu kayaların bir kısmı, deniz sathından aşağıdadır. Bu yarımadanın güneyinde Oşima adası ve bunun güney ucunda da Kashinozaki burnu ve feneri vardır.

Burası eski zamanlardan beri deniz facialarına sahne olmuş tehlikeli bir yerdi. Normal zamanlarda bile, dalgaların kayalara çarpması, korkunç sesler çıkarır, deniz suyu zerreleri âdeta sis gibi sahili kaplar. 16 Eylül öğleden sonra dev gibi dalgalarla, bulutlu, sisli bir hava içinde mücadele ede ede Oşima açıklarına gelebilen Ertuğrul'un saat üçe doğru, makine kısmında sakatlık olmuş, gemi dalgaların emrine tabi bir tahta tekne haline gelmişti. Bu yüzden dalgaların kayalıklara sürüklediği Ertuğrul, saat 21'de  büyük bir kayaya çarpmış, iki parça olmuş, bir buçuk saat içinde dalgalar arasında tamamen denizin dibine gömülmüştür.. 

 

Resmî Japon vesikalarına göre, gecenin saat 22'sinde fırtınanın uğultuları ve sis içinde hiç bir şey duyamayan ve göremeyen Kashinozaki feneri kulesine, kanlar içinde, yaralı biri geliyor.

Bekçi, gelenin bir cin, bir hayalet olması korkusu içinde dehşete düşerek şaşırıyor, fakat arkadan aynı perişan halde, on kişi daha geldiğini görünce, durumun fecaatini kavrayarak bu zavallılara ilk yardımı yapıyor.


 O zaman telgraf, telefon gibi muhabere vasıtaları olmadığından, Kaşino köyüne hemen bir haberci koşturuyorlar. Oşima köylülerinin, kendi elbiselerini, yataklarını vermek, saz damlı fakir evciklerini, mabetlerini istirahatlarına tahsis etmek suretiyle, yaralılarımıza yaptıkları ilk candan yardım ve bütün Japon milletinin ilgi ve şefkatini Türk milleti her vakit şükranla anacaktır.
 17 Eylül sabahı bütün köy halkı, denizde ceset aramaya koyulmuş ve ilk iş olarak hastane haline soktuklan Ray Rıjuci mabedi ile köyün ilkokuluna yaralılarımızı yatırmışlardır. Köyün doktorları I. Date, Kikobayaşi, ve S. Matsuşita yaralılara çok müşfik bir ihtimamla bakmıştır. Yara, bere içinde kurtulanların altısı sağlam, dokuzu ağır, diğerleri hafif yaralıydı. Kaşida adlı bir köylü,

Ufacık kimonolarını da iki metre boyunda, ekserisi Karadeniz ve Akdeniz sahil halkından olan, seçme denizcilerimize giydirdiklerinden, bu tuhaf manzara, zaman zaman her iki tarafın da gülmelerine yol açıyordu. Denizden 260 cesedin toplanması, köylülerin, gösterdiği büyük gayret ve himmetler sayesinde mümkün olmuştur.

Ertuğrul şehitlerimiz için yapılan ilk anıt yukarıda bildirdiğim Ydeyama harp gemisi süvarisinin,

Kaynak: (Erol Müteciler, Ertuğrul Faciası)

Canik Dergisi sayı 18

 

Bu haber toplam 55 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler