HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Kasım 2019 Perşembe
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
14 Ekim 2019 Pazartesi Saat: 08:44

Doktor Bizim Neyimiz?

Uzman Dr. Ali COŞKUN
Doktor  Bizim Neyimiz?

Her şey ilkokulda başlar, ''ben büyüyünce doktor olacağım '' lafına ailenin verdiği gazla çocuk doktor olmak için ilk sinyali verir. Hele bir de o zamanki filmlerde doktor olmak eşittir kahraman gibi anlatılıyorsa artık tek hedef doktor olmaktır.

Doktorluk nedir? Bu soruya herkes çok değişik tanımlar yapabilir: Fedakarlık ve özveri demektir; uykusuz geceler demektir; sabaha kadar süren ameliyatlar demektir; Üniversite sınavında en yüksek puanı alıp kendine güçlüklerle döşenmiş bir hayat yolunu kendine sunmaktır; ailen ve çocuğun hasta iken ilgilenemeyip, aynı durumdaki hastalarına öncelik vermektir; Hipokrat yeminine sonuna kadar bağlanmaktır; hastasına her şartta en faydalı olmaya çalışandır; Hastasına kopmlikasyon sonucu veya istemeyerek yaptığı eylemin-tedavinin bir sonucu olarak zarar verdiğinde kendi vicdanında kendini acımasızca idam etmektir; ağrısını dindiremediği, yarasını iyileştiremediği bir hastası varsa uykuda bile çözüm aramaktır ; vs. vs. Bunların dışında değişik tanımlar menfi veya müspet olarak yapılabilmektedir.

Bir tıp doktorunun yaşam sürecini ortaya koymak sanırım herkesin en iyi tanımı yapmasını sağlayacaktır.

Her şey ilk okulda başlar, ''ben büyüyünce doktor olacağım '' lafına ailenin verdiği gazla çocuk doktor olmak için ilk sinyali verir. Hele bir de o zamanki filmlerde doktor olmak eşittir kahraman gibi anlatılıyorsa artık tek hedef doktor olmaktır. Daha sonra doktor olunması kafaya konduğu için ortaokul ve lise yılları ineklik ile geçer. Yani herkes sinemaya, tiyatroya, futbol maçına, sevdiği kız ile pastaneye giderken, bizimkisi evde veya kütüphanede pinekleyip ders çalışmaktadır.

Kendi kendine de şu gazı verir : '' doktorluk fedakarlık gerektirir, öncesinde de... ''.Lise biter artık sıra dananın kuyruğunun koptuğu ana gelmiştir. Yani Üniversiteye giriş ve Yerleştirme sınavı. Eh bu kadar ineklemeye de iyi bir puan gelir.

Eskiden yüzdelik dilim daha kısıtlıydı ama şimdi de idare eder, Sınava birbuçuk milyon kişi girmektedir ve müstakbel doktorumuz bu sınavda ilk 7000 kişi içinde olmalıdır ki doktor olabilsin. Nitekim olur da.

Önce İngilizce hazırlık okur ilk sene, çünkü iyi-özel bir doktor olmak için değişik kaynaklar okumak gerekir ve genellikle de iyi kaynaklar hep İngilizce’dir. Hazırlık İngilizce yılı geçildikten sonra uykusuz gevelerin başlayacağı, liseden kalma

ineklik alışkanlığının katlanarak artarak devam edeceği 1. sınıf başlar.Peşinden 2., 3. sınıflar da geçilir ama artık nereye düşüldüğünün farkına varılır, ama artık geri dönüş yoktur çünkü çok geçtir. Bu arada erkek hekim adaylarında da geçen

4 yorucu yıla karşılık kafadaki saçların üçte biri dökülmüştür. Artık son ölüm yılları olan 4. , 5. ve 6. yıllar hekim adaylarının kolunun kanadının kırıldığı, üzerinden silindirle geçildiği yıllardır. Uykusuz gün aşırı nöbetler, Hastaların serzenişleri ama arada iyi şeyler de oluyordur. Hocalarının aferimleri, hastaların ''Allah Razı Olsun '' sesleri, işte böyle bir mozaikle 7 sene bitirilir DOKTOR olunur .En anlamlısı da Diploma törenidir. Yemin edilir.

 

HEKİMLİK ANDI :

“Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda, hayatımı insanlık yoluna adayacağımı açıkça bildiriyor ve söz veriyorum.

Hocalarıma saygı ve gönül borcumu her zaman koruyacağıma, sanatımı vicdanımın buyrukları doğrultusunda dikkat ve özenle yerine getireceğime, hasta ve toplumun sağlığını baş görev sayacağıma, benden hizmet bekleyen  kimselerin sırlarına saygılı olacağıma ve onları saklayacağıma, hekimlik mesleğinin onurunu ve temiz töresini sürdüreceğime, meslektaşlarımı kardeş bileceğime, din, milliyet, ırk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime, anne rahmine düştüğü andan itibaren İnsan hayatına kesinlikle saygı göstereceğime, baskı altında kalsam bile tıp bilgilerimi insanlık değer ve yasalarına karşı kullanmayacağıma, açıkça, özgürce ve namusum üzerine and içerim.”

 

2000 yıl önceki orjinali ise: “Hekim Apollon,Aesculapios, Hygeia ve Panacea adına, bütün Tanrılar ve Tanrıçaların şahitliğinde yemin ederim ki, aşağıdaki andımı kabiliyetim ve gücüm yettiğince yerine getireceğim.”

İşte bu yeminden sonra hekimlerin gözlerindeki ideal hizmet ateşi yeniden yanmaya başlar. Zorlu geçen 7 sene bir anda unutulur, artık her biri bir Hipokrat bir İbn-i Sina'dır. Çalışmaya hazırlardır.Bu arada önlerinde bir de Tüm doktorların girdiği ve ancak kazanırlarsa uzman olabilecekleri TUS sınavı vardır.Kazanamayanlar veya uzmanlık düşünmeyenler, hayatlarına Pratisyen hekim olarak ( bence en zor hekimliktir )devam ederler.Bu zorlu sınavı kazananları ise en az 5 yıl daha asistanlık dönemi beklemektedir ki bu dönem artık ilk 7 yılda çekilen zorluğun en az 5 katıdır.

Üstelik çok büyük de sorumluluk yükler genç doktorun omuzlarına.

Toplamda 12 yıl bitince zaten saç kalmamıştır, yaş 35 olmuştur, yolun yarısı alınmıştır, Bir de üstüne mecburi hizmet + Askerlik görevi derken 40'a yaklaşmıştır genç ( ! ) doktorumuz.

Doktor her zorluğa dayanmıştır buraya gelirken, ama onu en çok yaralayan nedir bilir misiniz? İdealleri ve hastası uğruna bu kadar eziyet çekmeyi göze alan doktor,o hastasının veya hasta sahiplerinin her şekilde haksız, hukuksuz, sarf edilen emeğin haberinde olunmadan yaptıkları serzeniş, hakaret, hatta saldırısıdır. İşte o anda fedakarlık yaptığınız ve bu kadar eziyeti göze aldığınız hastanın yakınları size hiç de hak etmediğiniz bir kötü armağan vermişlerdir.

Unutulmaması gereken en önemli nokta: Doktor sizin düşmanınız değil, o anda en çok iyiliğiniz için savaş veren yakınınızdır.

Hiçbir doktor hastasına zarar verecek bir durum içinde olmaz. Ama doktorların da şifa dağıtmada bir sınırı vardır.

Her şey Allahın gücüyledir, O ( C.C.), doktoru vesile kılarsa siz iyileşirsiniz. Ama ömür bitmişse dünyanın tüm doktorları başınızda beklese nafiledir.

Maalesef ülkemizde birçok kere doktora saldırı haberleri duyuyor ve okuyoruz, hatta doktor öldürenler bile maalesef bu ülkede görülmektedir. İnsan hayatını devam ettirmek için çaba gösteren bir mesleğin mensuplarına yapılan bu çirkin saldırılar, elbette hem hukuki yollardan hem de ahiret hayatında karşılığını ve layığını bulacaktır, ona hiç şüphe yok.

Bununla birlikte her meslekte olduğu gibi hekimlik mesleğinde de bu mesleğin ruhuna ters gelen ve mesleğe yakışmayan meslektaşlarımız maalesef vardır. Fakat bunlara karşı bile şiddet neyin çözümüdür? Eğer varsa böyle yanlış hekimleri Sağlık Bakanlığımızın ilgili birimlerine şikayet etmek yeterlidir. Aksi halde toplumda bazı saldırgan kişilerin, kendini bilmezlerin hekimlerimize yaptığı saldırılar, % 99'u Fedakar insanlardan oluşmuş doktorluk mesleğinin onurlu çalışanlarını mesleğe küstürmekten başka ne işe yarayabilir?

Mesleğe küsen hekimin bir sonraki hastası siz olsanız ve oluşan olay nedeni ile kafası dağınık olduğu için, konsantrasyonu düşüncesinde toplayamadığı için, size yanlış teşhis koysa, bunun sorumlusu kim? Hiç düşünüldü mü?

Dolayısıyla bu olguya tüm vatandaşlarımızın sahip çıkması gerekir.

Hekimlik, sınırları tasavvur dahi edilemeyecek kadar muazzam bir bilgi, fedakarlık ve cesaretle yapılan bir meslektir.

Bu haber toplam 307 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Doktor, Bizim, Neyimiz?

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler